BAKARSAN BİR ŞEY GÖRÜRSÜN,GÖRMEK İÇİN BAKARSAN ÇOK ŞEY GÖRÜRSÜN
  BAK,GÖR,İNCELE.
irfgzr2 - ATATÜRK VE BAĞIMSIZLIK

  SLAYT SHOW(Türkiye)
  => irfgzr
  => Tarih İLE İLGİLİ
  => KONUŞMA
  => YAZMAK
  => İLETİŞİM
  => BEDEN DİLİ
  => COŞKU
  => DOSTLUK
  => MUTLU OLMAK
  => VİDEOLAR
  => AKILLI TAHTA(SMART BOART)
  => 18 MART (ÇANAKKALE ZAFERİ)
  => 23 NİSAN
  => 19 MAYIS
  => Osm Dev (Ders Notları)
  => HARİTALAR
  => OSMANLI TARİH(soru-cevap)
  => OSMANLIDA İLKLER
  => Tarih Çağları(genel özellikleri)
  => İNK.T.DERS NOTLARI
  => TEST-T. İNK.T.ve ATA
  => İNK T(soru-cevap)
  => 24 KASIM(Atatürk'ün Öğretmen Yönü)
  => CUMHURİYET BAYRAMI
  => Albert Einstein’in Atatürk’e yazdığı mektup
  => AB DESTEKLİ BÖLGESEL KALKINMA PROGRAMLARI
  => AB EĞİTİM VE GENÇLİK PROGRAMI
  => Atatürk'ün Kimlik No'su
  => Atatürk'ü Koruma Kanunu
  => Atatürk'ten AnılarYeni sayfanın başlığı
  => Atatürk Oratoryosu
  => Atatürk'ün Vasiyeti
  => ATATÜRK'ÜN SOY AĞACI
  => Dokuz Taş(Dokuz Kumalak)
  => Tarih Terimleri(sözlük)
  => TEST-LİSE 9.sın.
  => Tarh Öğrtm Ana Kaynak
  => SİYASİ PARTİLER
  => KOCA YUSUF
  => GÜZEL VE ÖZLÜ SÖZLER
  => PİRİ REİS VE HARİTASI
  => Aile Soy Ağacı
  => TÜRKİYE VE AVRUPA
  => EYC(Avrupa Gençlik Mrk)
  => ETİK EĞİTİMİ
  => EYF (Avrupa Gençlik Vakfı)
  => GENÇLİK HİZMETLERİ DAİRE BŞK
  => TEST(LİSE 10)
  => İlk Kadın Öğretmen(Refet Angın )
  => SINAV STRESİ
  => RİSK YÖNETİMİ
  => Tarih Programları
  => Türklerin ilginç icatları
  => SÖZLÜK(ulslararası ilşkl
  => Büy.sanayi.devr
  => EDİRNE
  => ÇAĞ.T.VE.DÜN.T
  => ÇTDT(2.dönem çalışma soruları)
  => çiçeklerin anlamı
  => 10 ALTIN ÖĞÜT VE ÜÇ ŞEY
  => Uluslararası İlişkiler(ders notları)
  => Biyografi
  => ULİLŞ(çalıma soruları)
  => II.DÜNYA SAVAŞI (ÇALIŞMA SORULARI)
  => BÂCİYÂN-I RUM
  => Türk Kadını(Milli Mücadelede)
  => Etik hikayeler
  => GÜNLÜK GAZETE HABERLERİ
  => FOTOĞRAFLARLA ATATÜRK
  => TÜRKİYE
  => Resimler(Osm)
  => Osman Bey-Şeyh Edebali
  => OĞUZLAR
  => Osm.dev.yerine kurulanlar
  => Osm.dev.yklş
  => Osm-ALBÜM
  => TARİH (Lise 10-Günlük Plan)
  => Osmanlı'dan ABD'ye Deve Yardımı
  => TARİHÇİLER(Osmanlı)
  => Tarihte OsmXRus Savaşları
  => Kıssadan Hisse
  => Hürrem
  => İnsan
  => ULİLİŞ(2.DÖN.ÇALŞ.SOR)
  => MECLİS(İç Tüzük)
  => DEVLET BAŞKANLARI
  => Kur.sav.karş.sorunlar
  => 6 Şapkalı Düşünme Tekniği
  => KARİKATÜR
  => Etik Sözler
  => ANILAR
  => ANNELER GÜNÜ
  => Arkadaşlık
  => ATATÜRK
  => ATATÜRK İLKELERİ
  => ATATÜRK-İLETİŞİM
  => Atatürk'ün Bursa Gezileri
  => Atatürk'ten Alacağımız Feyizler
  => Atatürk ve Doğa
  => Atatürk'ün çıkardığı gazeteler
  => ATATÜRK'ÜN SON RÜYASI
  => Atatürk'ün Laikliğe Bakışı
  => ATATÜRKÇÜLÜK
  => Atatürk'e suikast
  => ATATÜRK'TEN ANILAR
  => ATATÜRK(Yakın Arkadaşları)
  => Bilim Adamları ve Buluşları
  => Atatürk'ün Türk Tanımı
  => ATATÜRK'ÜN YAZDIĞI KİTAPLAR
  => Atatürk Madame Tussauds Müzesinde
  => ABD'ye ilk Atatürk heykeli dikiliyor
  => Atatürk'ün Çift Alfabeli İmzası
  => Atatürk Devrimleri
  => Atatürk'e Ait Eşyalar
  => Atatürk Takvimi
  => AMERİKANIN VERGİ ÖDEDİĞİ TEK DEVLET
  => Aklın Yolu Birdr.
  => BECERİ
  => DÜNYADA GAZETENİN TARİHÇESİ
  => DÜNYANIN ''EN'' LERİ
  => OFKE VE ÖFKE KONTROLÜ
  => ULUSLARARASI İLİŞKİLER(2.Dön.çalışm.soru)
  => GİYİM VE KUŞAM(Osm dev. kadın
  => Pusula,Barut,Kağıt ve Matbaa
  => ALINTILAR
  => 2.DÜNYA SAVAŞI
  => LİSE-9(Ders Notları)
  => İLGİNÇ BİLGİLER
  => İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ
  => PROTOKOL
  => TARİH ÖĞRETİM YÖNTEMİ
  => METE HAN(Oğuz Kağan)
  => TARİH ŞERİDİ
  => ERMENİLER
  => MY MOTHER
  => MEVLANA
  => 1.Meclis
  => Mehmet Akif Ersoy
  => Mimar Sinan
  => SÖZLÜK(Dini kelime ve deyimlerin anlamları)
  => HAYALİ CİHANA DEĞER
  => LİDER
  => Wikileaks Nedir?
  => 1 Nisan şakası
  => ATATÜRK VE TARİH
  => ATATÜRK’ÜN KARLSBAD’A GİDİŞİ
  => ATATÜRK'ÜN HUKUKA BAKIŞI
  => ATATÜRK'ÜN EĞİTİME BAKIŞI
  => ATATÜRK VE AHLAK
  => ATATÜRK'ÇÜ DÜŞÜNCE
  => SOYKIRIMLAR TARİHİ
  => ATATÜRK VE MİLLİYETÇİLİK
  => ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE BAKIŞI
  => ATATÜR VE DEVLETÇİLİK
  => ATATÜRK VE ÇAĞDAŞLAŞMA
  => ATATÜRK VE CUMHURiYET
  => ATATÜRK VE İNSANLIK SEVGİSİ
  => ATATÜRK VE LAİKLİK
  => Atatürk'ün Araştırma Yöntemi
  => ATATÜRK VE İNKILAP
  => ATATÜRK VE HALKÇILIK
  => ATATÜRK VE BAĞIMSIZLIK
  => Atatürk'ün sevdiği şarkılar
  => AFFETME
  => BİR ERGENDEN MEKTUP
  => BİR ŞEY
  => BURSA'DA İLKLER
  => HAYAT
  => Telafisi olmayan
  => Teknoloji(Videolar)
  => TARİH (TARİH ŞERİDİ)
  => HOŞGÖRÜ
  => Araştırma Yöntemi
  => TAKVİMLER
  => TÜBİTAK
  => TİMSAH YÜRÜYÜŞÜ
  => Mnzr
  => MARŞLAR
  => MESLEKLER(Tarih ile ilgili)
  => NUTUK
  => RESİMLER(OSM.MED.)
  => SARI ZEYBEK
  => MÜZİK
  => ÖLÇÜ BİRİMLERİ
  => ÖNYARGI
  => 1.DÜNYA SAVAŞI
  => 10 KASIM(Tören Konuşması)
  => İSTANBUL RESİMLERİ
  => 100 TEMEL ESER
  => TARİH(soru-cev)
  => İŞGALLER(İllere Göre)
  => YAZMA ESERLER
  => VİDEO 2
  => DEVŞİRME(OSM)
  => 100 Türk Edebiyatçısı
  => ÜNLÜ TARİHÇİLER
  => 14 ŞUBAT
  => Sürgündeki Hânedan
  => OSMANLI KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
  => TARİHİ YAPILAR
  => ANDIMIZ
  => İlginç Şeyler
  => Üç çeşit insan
  => BİLİYOR MUSUNUZ?
  => SLAYT> 1.dünya sav
  => TAVLA
  => KONUŞAN HEYKELLER
  => İstanbul İsimleri
  => Arkadaş
  => Dünya'nın Enleri
  => Yapılandırma Sistemi
  => BULUŞ YOLUYLA ÖĞRENME
  => ALO
  => PROJE NEDİR,NASIL HAZIRLANIR?
  => Performans
  => LİSE 9(DERS NOTLARI)
  => TARİH KAYNAKLARI
  => Kur.sav.Kahraman,yapıt
  => Tarih Dersine Nasıl
  => LİSE 10(17-18 YY)
  => TARİHTE İLK
  => EYLÜL AYI MESLEKİ ÇALIŞMA RAPORU
  => YGS
  => YGS-LYS Tüm sorular
  => LYS
  => YGS-İNK TARİHİ SORULARI
  => ÖSYM-LYS
  => TEST(Karma)
  => ÇTDT
  => SEVGİ VE SAYGI
  => 9.SIN KİTAP CEVAP
  => MİLADİ VE HİCRİ YILI BİRBİRİNE ÇEVİRME
  => İlk Milletler Arası Dili Bir Türk İcat Etmiş
  => ANKA KUŞU
  => OSMANLICA
  => ÇTDT(Test)
  => ADAKALE
  => BİLİMSEL ARAŞTIRMA
  => “Tarihe Geçen Hazırcevaplar”
  => FIKRALAR
  => ARMA(Osm)
  => TARİH HARİTALARI
  => GİZLİ KAHRAMANı
  => MAKALELER
  => MESAJ (ŞŞAL MEZUNLARINA)
  => Makale(Halil İnalcık)
  => KAYNAKÇA
  => BAŞARILI HİKAYELER
  => Savaş ve Barış
  => PROJE HAZIRLAMA
  => İcatlar ve Keşifler
  => YÜRÜYEN KÖŞK
  => RAPORLAR
  => KUT-ÜL AMARE ZAFERİ
  => TÜRK BÜYÜKLERİ(ALFABETİK SIRA)
  => TÜRK BÜYÜKLERİ SERİSİ
  => Sınavlara Hazırlık
  => PROJE
  => TÜRK BÜYÜĞÜ(257)
  => BİLİM KADINLARIı
  => TÜRK BÜYÜKLERİ
  => TARİH ÇEVİRME KLAVUZU
  => GÜVENME
  => ATATÜRK ALBÜMÜ
  => EN GÜZEL GEZİLECEK YERLER
  => LİSE 3(Seç.T) DEVLET TEŞKİLATI
  => LİS-3(seçT)DEV.YÖN
  => TARİHTE BUGÜNı
  => Lis 3-seç.T.(Hukuk)
  => TOPLUM GELİŞİM
  => LİSE 3 (EKONOMİ)
  => LİSE 3(EĞİTİM-ÖĞRETİM)
  => soru-cevap(osm .dev.)
  => osm.Tarh(soru-cevap)
  => Kavram Haritaları
  => DERS ÇALIŞMA
  => DİNLEME
  => ANTLAŞMALAR(Osm)
  => KİTAP KAMPANYASI
  => LİSE 3(SANAT)
  => lise 3(seç.T-sorular)
  => ATATÜRK (ANILAR)
  => irfgzr2
  => HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI?
  => ZÜMRE(İLÇE-2017-2017-SENE BAŞI
  MÜZE
  İLK DERS
  TARIH ARAŞTIRMA SITESI
 

 

Türkiye

İRFAN GEZER
 


                                 ATATÜRK VE BAĞIMSIZLIK

     Atatürk,bizim şahsi ilgilerimizin ve hatta milli bağlılıklarımızın hududunu çoktan aşmış ve tarihin,insanlığın malı olmuş büyük bir insandır. Bundan dolayı ona,artık ne yalnız topraklarımızı düşman işgalinden saldırılarından kurtarmış bir kahraman,ne sadece yeni devletimizin kurucusu gözüyle bakabiliriz.Ona gerçek değerini vermek için bu memlekette birbiri ardısıra başardığı politik ,kültürel ve sosyal inkılapları sayıp dökmemiz kafi gelmez.Zira Atatürk,her şeyden evvel yeryüzünün bütün mazlum ,mağdur milletlerine kalk borusunu gösteren ,onlara tam kurtuluş yolunu gösteren bir özgürlük ve bağımsızlık örneğidir.

      Bağımsızlık kavramı hem kişinin,hem toplumun,hem de devletin bağımsızlığını içerir.Bağımsız sözcüğünün sözlük anlamı;,bir şeyden bağımsız,hiçbir biçimde başka şeye bağlı olmayan,onunla ilişkisi bulunmayan,ondan ayrı şeydir.Bağımsız kişi; maddi ,manevi,düşünsel yönlerden başkasına bağımlı olmamadır.Bağımsız toplum;yaşadığı toprak üzerinde ,bir başka topluluğun ,ülkenin denetim ve yönetimi altında olmayandır.Bağımsız devlet ;uluslar arası hukukun kabul ettiği sınırlamalar dışında egemenliği kısıtlanmamış,uluslararası hukukun ilk ve asil kişisi,uluslararası ilişkileri yürütmede tam ehliyete sahip olan devlettir.Bunun yanında Uluslararası antlaşmalar yapma ,uluslararası örgütlere katılma ,diplomasi ve konsolosluk ilişkileri kurma ,vb.gibi konularda tam yetki ve eylemleriyle işlemlerinden doğrudan doğruya sorumlu olan devlettir.

    Atatürk'e göre doğa tarafından verilen özgürlük hakkının temeli bireye dayanır.''Her türlü hakkın çıkış noktası ferttir.Çünkü,gerçek öz-gür ve sorumluluk yüklenen yaratık yalnız insandır.Fakat diğer taraftan insanların sosyal ve siyasal kuruluşlar halinde bulunması da doğal ve gereklidir.Ferdin birinci hakkı doğal yeteneklerini serbestçe geliştirebilmesidir.Gelişmeyi sağlamak için çıkar yol ferde,bir başkasının hakkını zarar vermeksizin tehlike ve sorumluluklar kendine ait olmak üzere,ona,kendi kendini istediği gibi sevk ve idare etmeye müsaade etmektir.'' Atatürk bu düşüncelerden hareketle kişisel özgürlük ve devlet ilişkisini şöyle açıklamaktadır:

   ''İşte bu serbest gelişmeyi sağlamak kişisel hakların teşkil ettiği çeşitli özgürlüklerin tüm amacıdır.Bu haklara saygı göstermeyen siyasal toplum esaslı görevinde kusur etmiş olur ve devlet mevcudiyetinin hikmetini ve manasını kaybeder.Söz konusu olan özgürlük sosyal ve uygar insan özgürlüğüdür.Bu nedenle kişisel özgürlüğü düşünürken,her ferdin ve nihayet bütün milletin müşterek menfaati ve devlet mevcudiyeti gözönünde bulundurulmak gerekir.''
[1]

      Devlet ve hükümetlerin kuruluşunun nedeni ve tek amacı önce toplum içinde kişisel özgürlüğün sağlanmasıdır.Bir millette bireylere sağlanacak özgürlük,o toplumun oluşturduğu devletin bağımsızlığı ve kendi topraklarına sahip olması anlamına gelir.Milletin tümünün özgürlüğe sahip olması ise toplumun egemenliğini ve devletin bağımsızlığını sağlar.İnsanlar ,özgürlükleri konusunda yetiştirilip eğitilmediği takdirde,devletin bağımsızlığını kavrayamazlar ve millet aleyhine bir takım kötü yola saptırılabilirler. Atatürk bu durumun üzerinde önemle durmakta ve şöyle demektedir:''..fertler mütefekkir olmadıkça ,kütleler istenilen istikamete herkes tarafından iyi veya fena yönlere yöneltilebilirler.Kendini koruyabilmek için her ferdin kendi geleceği ile bizzat alakadar olması gerekir.'' 

    Atatürk'e göre :''Her Türk hür doğar,hür yaşar.'' ,''Şahsın özgürlük hakkı insanlığın zorunlu gereğidir.'' Atatürk Türk toplumunu yaratırken ,topluma ilk özgürlük derslerini kendisi vermiştir.Ona göre:''Bir milletin kültürü yükseldikçe,kişisel özgürlüğün uygulama alanları genişler ve çoğalır.Örneğin;İlkel bir insanla uygar bir insanın özgürlük ihtiyaçları aynı değildir.İnsan toplumları uygarlaştıkça türlü şekilde,birbirinden ayrı ve kişisel özgürlükler meydana çıkar.Bu özgürlükler mahiyet ve doğal yapılarına göre; iki gruba ayrılır:Birinci Grup ferdin maddi çıkarlarını karşılayan özgürlükler; a) Kişisel özgürlük b)Meskenin taarruzdan masuniyeti c)Kişisel mülkiyet ç)Ticaret,çalışma ve zanaat özgürlükleri.İkinci Grup ferdin düşünce hayatındaki özgürlük hakları; a)Vicdan Özgürlüğü b)Toplanma Özgürlüğü c)Basın Özgürlüğü ç)Dernek Kurma Özgürlüğü d)Eğitim ve Öğretim Özgürlüğü.''
[2]

   Atatürk'e göre bu özgürlükleri sağlayacak olan devletin ,insanları her konuda eşit haklara sahip olmaları temel düşünüşüne göre eğitmelidir.Bunun yanında devleti yaşatacak olan bireyler de kendilerini millete adamalılar ve yardım severlik,iyiniyet,fedakarlık özelliklerine sahip,ilim ve fen yolunda yürüyerek,özgürlük haklarına kavuşmalıdırlar.Demokrasi yönetimi bunu sağlayacak nitelikte ve güçtedir.
 
      Atatürk özgürlüğü devlet yasalarının ,ne yönden ve niçin sınırlayacağını da belirtiyor:''Kişisel özgürllüğün derecesi,devletin faaliyetini zayıf düşürmemesi gerektir.Devletsiz bir toplum veyahut zayıf bir devlet hayatı herkezi herkese karşı mücadelesi sonucunu doğurur.Bu mücadele çoğunluğun özgürlüğünü boğmayacak şekilde düzenlenmelidir.Bu düzenleme,ferdin sorumluluğuna,teşebbüsüne,ve gelişmesine,halel verecek dereceye götürülmemelidir.vatandaşların teşebbüs ve sorumluluk duyguları ne kadar gelişirse,devlet için o kadar iyidir.Kişisel özgürlüğün ne kadarından feragat edilmesi lazım geleceği içinde bulunulan zamana ve memlekete göre değişir.Müstesna zamanlar,müstesna tedbirler gerektirebilir.Bir de özgürlüğün kötüye kullanılması özgürlüğün geçici,,lakin geniş ölçüde kısıtlanmasını gerektirebilir.Bütün bu tedbirler ve kısıtlamaları tanımak luzumu,devlet fikri ve kavramını ifade eder.Bu konulardaki tedbirlerin şiddetini ve sınırların genişliğini ölçmek büyük bir sanattır.Devlet sanatı işte budur.Bu sanatta isabetin derecesi özgürlüklerin sınırlarını çizen yasalarda görülebilir.Çünkü,bu sınır ancak kanun marifetiyle tespit ve tayin edilir.Her halde vatandaşların genel özgürlük ve mutluluğu için fertlerden ancak devlet için zaruri olan bir kısım ,özgürlüklerinin bırakılması istenebilir.''[3]

      Ulusal bağımsız devlet olma özlemi Fransız devriminin getirdiği ulusçuluk akımıyla oluşmuştur.İngiliz sömürgeciliğine karşı verdikleri savaşı kazanıp,1783 yılında, A.B.D.yi kuran on üç Angıl -sakson topluluğu,sömürgeçilikten kurtulup ilk bağımsız devlet olarak ortaya çıkmışlardır.1789 yılında yapılan Fransız ihtilaliyle de imparatorluk yıkılıp ilk ulus devleti kurulmuştur.Fransız devriminin yaydığı ulusçuluk fikirlerinin de hızla kıta Avrupasına yayılmasıyla Yakınçağ, ulusçuluğun yayıldığı,İmparatorlukların ,monarşilerin bir bir ortadan kaldırıldığı yerine bağımsız ulusal devletlerin kurulduğu çağ olmuştur.

   Ulusal bağımsız devletlerin kurulması,Batıya üstünlük kazandıran önemli gelişmelerden biri olmuştur.Ulusal devletini kuran toplumlar,sanayi devrimiyle sömürgeciliğe yönelmişlerdir.İngiltere de ilk olarak yapılan sanayi devrimi sömürgeliği doğurmuş ve İngiltere emperyalist politikalar uygulamış ve güneşin batmadığı büyük bir sömürge imparatorluğu hali-ne gelmiştir.Ulusal devletini kuran diğer ülkeler de sanayi devrimini yapıp sömürgecili-ğe yönelmişler ve böylece dünya 18. yüz yıldan itibaren sömüren ve sömürülen devletler diye ikiye ayrılmıştır.

    Osmanlı devleti de 16.yüz yıldan itibaren ilimden uzaklaşıp,taassupluk içine düşmesiyle Avrupaya olan üstünlüğünü kaybetmiş,kapütülasyonlar nedeniyle de sanayileşememiş,ulus devletini kuramamış,çağın yönetimine geçememiş sonuçta 19. Yüz yılın ilk çeyreğinde Avrupa devletlerinin açık pazarı olup,yarı sömürge haline gelmiştir. 20.yüz yılın başında da yarı sömürge halinden tam sömürge haline getirilmek istenmiştir.Türk milleti de ''ya istiklal ya ölüm'' parolasıyla Atatürk'ün önderliğinde buna karşı gelip Ulusal Kurtuluş savaşını başlatmıştır.
 
   Kurtuluş savaşı,iki temel düşünceyi gerçekleştirmeye yönelik olmuştur..Birincisi sömürgeci devletlere karşı ulusal bağımsızlığı sağlamak,ikincisi padişaha karşı,ulusal egemenliği gerçekleştirmektir.Atatürk bu savaşın amacını ''tam bağımsızlık'' formülü ile anlatmıştır.Atatürk Ulusal bağımsızlık konusunda ilk defa sesini Havza Genelgesiyle duyurmuş, Amasya genelgesinde de milli egemenlik ile birlikte vurgulamış ve Lozan antlaşmasıyla da gerçek anlamını bulmuştur.Böylece Atatürk, yıllar öncesi Osmanlı devletinin akıbetini görebilen ve kafasında yaşattığı,özlemini çektiği,halk egemenliğine dayalı Yeni Türk devletini kurarak,Türk ulusunu egemenliğine ve özgürlüğüne kavuşturmuştur.

    Türklerde bağımsızlık kavramı en önemli bir değer yargısıdır.Çünkü Türkler bağımsız karekterli bir millettir.Tarihte bağımsız yaşamışlar,esaret altında yaşamayı onursuzluk ve utanç verici olarak kabul etmişlerdir. Bundan dolayı yaşadıkları toprakları bağımsız değillerse terketmişlerdir.Türk tarihinde bunların örnekleri çoktur.Bundan dolayı diyebiliriz ki ;Bağımsızlık Türk'ün yaşamıdır.O, yoksa Türk'e yaşam da yoktur.   
 
     Her ulus özgür ve bağımsız yaşamalıdır.Bağımsızlığını kaybeden toplumlar kültürel gerileme ve çözülme içine düşerler ve varlıklarını kaybederler.Türk toplumunun da geleceği ,özgürlük ve bağımsızlığını her türlü düşünce akımlarının üstünde tutmasına bağlıdır. Bu düşüncelerle hareket eden Atatürk;bağımsızlık ilkesini diğer ilkelerden daha önce benimsemiştir.Bu ilke onun devlet anlayışının temelini oluşturan; milli devlet ve milli egemenlikten önce gelen ilkedir.Atatürk bu ilkeyi dış politikada da temel ilke olarak almıştır.Çünkü Bağımsızlık ilkesinin gerçekleşmemesi durumunda diğer ilkelerin varlığından söz edilemez.

     Mustafa Kemal,Türk bağımsızlık hareketi için hem bir uğur hem de bir kara yazgıdır.Uğurdur;Ulusal savaşım başarı ile sonuçlanırsa devrimin ,önderin önü açılacaktır.Kara yazgıdır;Ulusal savaşımdan yenik çıkılırsa ülke parçalanacak,paylaşılacak.Türk toplumu ne kadar süreceği bilinmez bir kara yaşamın içine düşecektir.Ama devrimciler için orta yol yoktur ve bunu Mustafa Kemal ''Ya bağımsızlık ,ya ölüm''tümcesiyle simgeleştirmiştir.
[4]  

     Atatürk'te hürriyet ve bağımsızlık aşkı yücedir.Bu konuda kendisini şöyle ifade etmektedir;''Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir.Ben milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım.Çocukluğumdan bugüne kadar ailevi,hususi ve resmi hayatımın her safhasını yakından tanıyanlarca bu aşkım bilinir.Bence bir millette şerefin,haysiyetin,namusun ve insanlığın yerleşmesi ve yaşaması mutlaka o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasına bağlıdır.Ben şahsen bu saydığım özelliklere çok ehemniyet veririm,ve bu özelliklerin kendimde varlığını iddia edebilmek için milletimin de aynı özellikleri taşımasını şart ve esas bilirim.Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım.Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir.Millet ve memleketin menfaatleri gerektirdiği takdirde insanlığı teşkil eden millerden her biriyle medeniyet gereğinden olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle taktir ederim.Ancak benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım.
[5]         
 
  Atatürk, Kurtuluş savaşı sırasında ve sonrasında izlediği temel politikasını,tam bağımsızlık temeli üzerine oturtmuştur.Sovyetler birliği ile ilişki ve dış yardım konusu gündeme geldiğinde 3 Temmuz 1920'de Mecliste gizli oturumda ''Pek ziyade mamüldür ki(umulmakta) Sovyet Cumhuriyeti bize tasavvur ettiğimiz muavenetleri(yardım) ifa etsin(yerine getirsin)...Biz kendi mevcudiyetimizi(varlığımızı) yine kendi mevcudiyetimizle müdafaa ve muhafaza edecek tarzda hareket etmeliyiz ki hiçbir surette nevmid(ümitsiz)olmayalım.''sözleriyle,Sovyet yardımına bağlanmamak,kendi kaynaklarımızla hazırlanmak gerektiğini,çünkü Sovyet yardımının gelmemesinin ümitleri yok edebileceğini belirterek ,dış yardımı ödün vermeden kabul etmektedir.Dış yardım bir araçtır,oysa bağımsızlık amaçtır.Bağımsızlığın ön koşulu,uluslaşmak olduğuna göre,Atatürk,ulusal bağımsızlığın herşeyden önce ulusun kendi öz kaynaklarına dayanmasına ve dış yardımın himaye biçimine girmemesine dikkat etmiştir.Batılı devletlere karşı savaş verilirken Sovyetlerin Türkiyenin iç işlerine karışmasına kesinlikle karşı olmuştur. 

 Yine Savarona yatında kabul ettiği Romanya kralı Karol'un görüşme sırasında Almanya ile Çekoslovakya arasındaki südet meselesine temas etmesi ve Atatürk'ten Çekoslovakya Cumhurbaşkanı Beneş'e bazı telkinlerde bulunmasını rica etmesi üzerine yanında bulunan zamanın Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Aras'a hitaben söylediklerine bir bakalım:''-Majeste Kralın söylediklerini dikkatle dinledim.Benden,bir devlet reisine kendi ülkesinden bir parçayı Almanlara terketmesini tavsiye etmekliğimi mi istiyorlar?Benim gibi ,bütün ömrü boyunca yurdunun bağımsızlığı ve bir karış toprağını başkasına vermemek için savaşan bir adam,inançlarına aykırı bir şeye nasıl aracı olur?Görüyorum ki Majeste Kral beni ve karekterimi iyi tanımıyorlar.
[6] 

       ''Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.'' diyen Atatürk,Ulusal Bağımsızlık Savaşını bu düşünceden aldığı güçle gerçekleştirmiştir.Bu savaş 20.yüz yıla damgasını vuran bağımsızlık savaşlarının ilk örneğidir.Emperyalizm'e ve onun yerli işbirlikçilerine karşı verilen bir bağımsızlık savaşıdır.Nasıl Fransız devrimi ulusçuluk duygusunun kıta Avrupa'sında ,Balkanlarda yayılmasına yol açmış,Osmanlı İmparatorluğunun egemenliği altındaki Balkanlı ulusları  
bağımsızlığa itmişse Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı,Atatürk devrimi de kendinden sonraki sömürgelikten kurtulma ,bağımsız olma eylemlerinde etkili olmuştur.

      Mustafa Kemal ,Türk Ulusunun giriştiği savaşımın ''tüm mazlum uluslar''ın sorunu olduğunu Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında 1922'de söylemiş,sömürge durumundaki Doğulu ülkelerin halklarını ulusal kurtuluşları için savaşıma çağırmıştır:''Türkiye'nin bugünkü savaşımın yalnız Türkiye'ye ait olmadığını bir kez daha doğrulamak gerektiğini du-yuyorum.Türkiye'nin bugünkü savaşımı yalnız kendi adına ve hesabına olsaydı belki daha kısa,daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi.Türkiye engelleri yenmede kararlı ve önemli bir çaba göstermektedir.Çünkü savunduğumuz bütün mazlum ulusların sorunudur ve bunu sona erdirinceye kadar Türkiye,kendisiyle beraber olan Doğu uluslarının birlikte yürüyeceğine inanmaktadır.
[7]

      Yine Mustafa Kemal 1933'te Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 10. Yılında aynı konuya değiniyor ve sömürge durumundaki Doğu ülkelerinin halklarına yeni bir çağrıda bulunuyor ve şunları söylüyor:''Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız.Bugün,günün ağardığını nasıl görüyorsam,uzaktan bütün Doğu uluslarının da uyanışlarını öyle görüyorum.Bağımsızlık ve özgürlüğüne kavuşacak olan çok kardeş ulus vardır.Onların yeniden doğuşu,kuşkusuz ki gelişmeye ve gönence yönelik olacak ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır.Sömürgecilik ve elkoyuculuk yeryüzünden yok olacak ve yerlerine uluslar arasında hiç bir renk,din ve anasoy(ırk) farkı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı egemen olacaktır.
[8]

   Nitekim Atatürk'ün dediği doğrultuda gelişmeler görülmüş ve 20.Yüz yılın en önemli özelliği bağımsızlık olmuştur.Çünkü çağın başında dünyada 50 ye yakın bağımsız devlet varken çağın sonunda bu sayı 1990 da 180 'i geçmiştir.Bağımsızlaşma iki şekilde görülmüştür..Fransız devrimiyle başlayan ve giderek yayılan ulusçuluk anlayışıyla bağımsız olanlar ,diğer yandan sömürge devletlerin geri bırakılmışlığından kurtulma düşüncesiyle bağımsız olanlar.Her iki şekilde de bağımsızlığına kavuşan devletler şunu görmüşlerdir ki,bir devletin sınırlarının çizilmiş olmasının ,bu sınırlar içinde benimsenen bir bayrağı dalgalandırmanın ''Bağımsızlık ''için yetmemektedir.Bu nedenle tam bağımsızlık anlayışı oluşmuştur.
 
   Tarih ,emperyalist bir devletin egemenliği altındaki bir toplumu kendi istenci ile bağımsızlaştırdığına şahit olmamıştır. Çünkü sömürgeci devletin amacı ülkenin kaynaklarını kullanarak yararlanmak,tüm olanakları kendi ülkesine aktarmak,zenginleşmek,ekonomisini geliştirmek,daha genel bir deyişle dünya egemenleri arasındaki gücünü yaygınlaştırmak,büyümektir.Bunu gerçekleştirmek için de sömürgeci bir düzen kurarlar.Fakat bu uygulamalara karşı sömürülen ülkede tepkiler oluşur.İlk adım siyasal bağımsızlığı sağlamak şekline olur.Tam bağımsızlığa ve çağdaşlaşmaya yönelik uzun bir süreç içinde tüm toplumun siyasal,toplumsal ,ekinsel,ekonomik içerikte değişmesiyle de kurtuluş gerçekleşmiş olur.

     Siyasal bağımsızlığı kazanmış bir toplumun bağımsızlığını simgeleyen bir bayrağı olacaktır.Fakat o devletin sınırları içindeki kaynaklar;madenler,yollar,limanlar,sanayi kuruluşları,iletişim araçları hala sömürgeci devletin elinde,güdümünde ve kullanımında ise,yabancı askerler,güvenlik kuvvetleri hala ülkede sömürgeci devletin haklarının bekçili-ğini yapıyorsa ,mahkemelerde hala yabancılara ayrıcalıklar tanınıyor,yabancıların suçlu kişileri yeni devletin yargıçla-rının karşısına çıkarılamıyorsa,ülkedeki okullar sömürgeci devletin dili ile eğitim yapıp,sömürge döneminin gelenek ve kültür aşılama görevini sürdürüyorsa o devletin bağımsızlığından söz edilemez,edilmemelidir.

    Tam bağımsız olarak yaşabilmek içinse ''çağdaş olmak'' gerekmiştir.Bundan böyle çağımızda geri kalmış,geri bıraktırılmış,gelişmemiş toplumların amacı kuru''bağımsız olma''çizgisinden ''çağdaş olma ''aşamasına dönüşmüştür.

   Ulusal Kurtuluş Savaşıyla ekonomik bağımsızlığına kavuşan Türk milleti,Atatürk'ün önderliğinde her alanda bağımsız olmak ve bunu sürdürmek için çağdaşlaşmaya yönelmiştir.Bunun içinde bir dizi devrimler yapılmıştır.

    Ulusal Kurtuluş Savaşımız kuru bir bağımsızlık savaşı değildir.Tam bağımsızlığa ,çağdaşlaşmaya yönelik bir var olma savaşıdır.Atatürk Ekim 1919'da bakınız bağımsızlığı nasıl tanımlamaktadır.''Tam bağımsızlık demek kuşkusuz siyasal,mali ve ekonomi,adalet,askerlik...gibi her alanda tam bağımsızlık ve tam özgürlük demektir.Bu saydıklarım-dan herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk ulusun ve ülkenin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir'' Bu sözlerden anlaşılacağı gibi Atatürk,her alanda hiçbir devletin güdümüne girmeden ,uluslar arası ilişkilerde ulusun çıkarlarının ön planda tutulmasını öngörür.  

   Atatürk tam bağımsızlığı gerçekleştirmek için mali bağımsızlığı zorunlu olduğunu söyler.1 Mart 1922'de T.B.M.M'nin üçüncü toplantı yılını açarken şöyle demiştir:''Bugünkü savaşmalarımızın gayesi tam bağımsızlıktır.Bağımsızlığın bütünlüğü ise ancak mali bağımsızlık ile mümkündür.Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca o devletin bütün hayat kollarında bağımsızlık felce uğramıştır.Çünkü her devlet organı,ancak maliye kuvveti ile yaşar.Mali bağımsızlığın korunması için ilk şart bütçenin ekonomik bünye ile orantılı ve denk olmasıdır.''

   Gerçekte her çağdaş toplumun en önemli özelliği o toplumun bağımsız oluşudur,fakat Atatürkçülük çok daha geniş bir bağımsızlık anlayışını kapsar.Atatürkçülük ,hem bir ulusal kurtuluş,ulusal bağımsızlık,hem de bir ulus oluşturma ideolojisidir.Tam bağımsızlık ilkesi bu ideolojinin odak noktasıdır.Atatürkçü bağımsızlık anlayışı tümdür ve yalnız siyasi,ekonomik,parasal,yargısal bağımsızlığı kapsamakla yetinmez,içine ideolojik bağımsızlığı da alır.
[9]

     Atatürk,bağımsızlığın en önemli dayanağın milli ekonomi olduğunu,bunun için bağımsız ve milli bir ekonominin kurulmasında en önemli engellerden birinin kapitülasyonlar olduğunu önemle vurgulamıştır.O,''Kapitülasyonlar,bir devleti kesinlikle yıkar.''diyor ve buna Osmanlı devletini örnek göstermiştir.Türk devletinin başarılı bir hayat sürmesinin sağlam bir ekonomiye sahip olmasına bağlı bulunduğunu her fırsatta dile getirmiştir.

   Atatürk gerçek kurtuluşun ,ekonomik egemenlikle elde edileceğeini,güçlü bir temel üzerinde gelişme ve yükselmenin anacak ekonomik güçle olabileceüğini şu sözleriyle ifade etmektedir:''Tam bağımsızlık için şu genel kural var:Milli egemenlik,ekonomik egemenlikle pekiştirilmelidir...Bu kadar büyük gayeler,bu kadar kutsal ve ulu hadefler,yalnız kağıt üzerinde yazılı genel kurallarla ve kanun maddeleriyle ve sadece hırslarla ve isteklerle kazanılamaz.Bunların tamamının gerçekleşmesini sağlayabilmek için tek kuvvet,gerçek en kuvvetli temel ekonomidir.Siyasi ve askeri zaferler,ne kadar büyük olursa olsun,ekonomik zaferler ile taçlandırılmazsa kazanılan zaferler yaşayamaz,az zamanda söner.''
 
     Atatürk ,17 şubat-4 Mart 1923 tarileri arasında,ülkenin hedeflerini ve seçilecek yolları tartışarak belirlemek için,İzmir'de Milli İktisad Kongresi yaptı.Bu kogrede uluscça izlenecek yollar ve ulaşılacak hedefler belirlendi.Misak-ı İktisadi (ekonomi Andı) adı altında kabul edildi.Bu kararlara göre;Türkiyenin ulusal sınırları içinde ,lekesiz bir bağımsızlık ile ,dünyanın barış ve ilerleme unsurlarından biri olduğu,ekonomik gelişmemizin ve kalkınmamızın milli bağımsızlığımız içinde sağlanacağı,esas olanın siyasi bağımsızlık gibi,ekonomik bağımsızlık olduğu belirtildi..Bu kararlar Yeni Türk devletinin ,başka devletlerin ekonomik denetimine ve boyunduruğuna girmeden,kendi çabası ile ekonomik kaynaklarını değerlendirmesi ve kullanması esasını getirmiştir.      

    Atatürk bağımsızlık mücadelesinin gerçek anlamıyla başarıya ulaşılabilmesi için bunu,ekonomik kalkınmaya ve insanımızın mutlu olmasına bağlamıştır.Tarihsel ve toplumsal olayları ekonomik konulara ağırlık veren,bir yaklaşımla ele almış,yorumlamış,devrimini köklü ekonomik atılımlara,girişimlere dayatmış,belirlediği ''ekonomi politikası''ile askeri stratejide uyguladığı o eksiksiz''sistem yaklaşımını''amaçladığı toplumsal kalkınma sisteminin bir alt sistemi olan ekonomiye de uygulamıştır.Böylece önemli gelişmeler sağlanmıştır.

   Atatürk'ün liderlik stratejisinin önemli özelliklerinden biri,uygulamayı bir takım safhalara ayırmak ve olaylardan yararlanarak milletin duygu ve düşüncelerini hazırlamak ve adım adım hedefe ulaşmaya çalışmakltır.Oysa Atatürk tam bağımsızlık hedefinde o kadar kararlı ve hassastır ki bu konuda esnek ve tedrici bir strateji izlemeyi aklından bile geçirmemiş,tam bağımsızlık hedefini milli mücadeleye başladığı ilk günden itibaren bütün açıklığı ve tavizsizliği ile ortaya koymuştur.

    Atatürk'te çağdaş düşünce yapısının oluşması gençlik yıllarından itibaren başlamıştır..Gençliğinde ki davranışlarında çağdaş çizgiler görülür.Milli mücadele yıllarında yakın arkadaşlarına ''Vatan işgalden kurtarıldığında vazifemiz bitmeyecektir.Ülkemiz medeni milletler arasında yer alacaktır''demektedir.Bu yenilikçi düşünce ile Atatürk yeni Türkiye Cumhuriyeti devletini çağdaş bir yapıya ve görünüme kavuşturmaya çalışmış,yeniliğe açık Türk Milleti de Atatürk'ün bu çağdaş düşüncesinden güç almış,Cumhuriyetin ilk on yılında az zamanda çok işler başarmış ve bu başarılarını günümüze kadar sürdürmüştür.Bu başarılarla küçümsenmeyecek bir gelişme gösterilmiştir.Yapılan iyi hizmetler yapılacakların teminatı olarak gelecek için umut vermektedir.Atatürk'ün önderliğinde askeri ve siyasi başarılar neticesinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti,gelecekte de ilim ve iktisad zaferleriyle geliştirlecek ,bağımsızlık anlayışımızla da korunacak ve böylece ilelebet yaşayacaktır.
 
 
[1] Afet İnan,Medeni Bilgiler ve M.K.Atatürk'ün El Yazıları,1969,s.52.
[2] ÂFETİNAN,Medeni Bilgiler ve M.K.Atatürk'ün ,El Yayınları,1969,s.7 ve 56
[3] a.g.e.,s.53.
[4] Atatürk devrimi,sh.228-229.Prf.Dr.Suna Kili,T.İş.Bank.yay.
[5] 1921.Atatürk'ün S.D.III.s.24.
[6] 1938.Nejat Saner,Atatürk ve sonrası,Cumhuriyet Gazetesi,13 Kasım 1970.
[7] Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,1906-1938,2.Ankara:Türk Tarih Kurumu Basımevi,1959,s.40.
[8] (y.a.g.y,s.40.)
[9] Suna Kili,Kemalizm.a.g.y.,s.24-25.


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=