BAKARSAN BİR ŞEY GÖRÜRSÜN,GÖRMEK İÇİN BAKARSAN ÇOK ŞEY GÖRÜRSÜN
  BAK,GÖR,İNCELE.
irfgzr2 - Atatürk Devrimleri

  SLAYT SHOW(Türkiye)
  => irfgzr
  => Tarih İLE İLGİLİ
  => KONUŞMA
  => YAZMAK
  => İLETİŞİM
  => BEDEN DİLİ
  => COŞKU
  => DOSTLUK
  => MUTLU OLMAK
  => VİDEOLAR
  => AKILLI TAHTA(SMART BOART)
  => 18 MART (ÇANAKKALE ZAFERİ)
  => 23 NİSAN
  => 19 MAYIS
  => Osm Dev (Ders Notları)
  => HARİTALAR
  => OSMANLI TARİH(soru-cevap)
  => OSMANLIDA İLKLER
  => Tarih Çağları(genel özellikleri)
  => İNK.T.DERS NOTLARI
  => TEST-T. İNK.T.ve ATA
  => İNK T(soru-cevap)
  => 24 KASIM(Atatürk'ün Öğretmen Yönü)
  => CUMHURİYET BAYRAMI
  => Albert Einstein’in Atatürk’e yazdığı mektup
  => AB DESTEKLİ BÖLGESEL KALKINMA PROGRAMLARI
  => AB EĞİTİM VE GENÇLİK PROGRAMI
  => Atatürk'ün Kimlik No'su
  => Atatürk'ü Koruma Kanunu
  => Atatürk'ten AnılarYeni sayfanın başlığı
  => Atatürk Oratoryosu
  => Atatürk'ün Vasiyeti
  => ATATÜRK'ÜN SOY AĞACI
  => Dokuz Taş(Dokuz Kumalak)
  => Tarih Terimleri(sözlük)
  => TEST-LİSE 9.sın.
  => Tarh Öğrtm Ana Kaynak
  => SİYASİ PARTİLER
  => KOCA YUSUF
  => GÜZEL VE ÖZLÜ SÖZLER
  => PİRİ REİS VE HARİTASI
  => Aile Soy Ağacı
  => TÜRKİYE VE AVRUPA
  => EYC(Avrupa Gençlik Mrk)
  => ETİK EĞİTİMİ
  => EYF (Avrupa Gençlik Vakfı)
  => GENÇLİK HİZMETLERİ DAİRE BŞK
  => TEST(LİSE 10)
  => İlk Kadın Öğretmen(Refet Angın )
  => SINAV STRESİ
  => RİSK YÖNETİMİ
  => Tarih Programları
  => Türklerin ilginç icatları
  => SÖZLÜK(ulslararası ilşkl
  => Büy.sanayi.devr
  => EDİRNE
  => ÇAĞ.T.VE.DÜN.T
  => ÇTDT(2.dönem çalışma soruları)
  => çiçeklerin anlamı
  => 10 ALTIN ÖĞÜT VE ÜÇ ŞEY
  => Uluslararası İlişkiler(ders notları)
  => Biyografi
  => ULİLŞ(çalıma soruları)
  => II.DÜNYA SAVAŞI (ÇALIŞMA SORULARI)
  => BÂCİYÂN-I RUM
  => Türk Kadını(Milli Mücadelede)
  => Etik hikayeler
  => GÜNLÜK GAZETE HABERLERİ
  => FOTOĞRAFLARLA ATATÜRK
  => TÜRKİYE
  => Resimler(Osm)
  => Osman Bey-Şeyh Edebali
  => OĞUZLAR
  => Osm.dev.yerine kurulanlar
  => Osm.dev.yklş
  => Osm-ALBÜM
  => TARİH (Lise 10-Günlük Plan)
  => Osmanlı'dan ABD'ye Deve Yardımı
  => TARİHÇİLER(Osmanlı)
  => Tarihte OsmXRus Savaşları
  => Kıssadan Hisse
  => Hürrem
  => İnsan
  => ULİLİŞ(2.DÖN.ÇALŞ.SOR)
  => MECLİS(İç Tüzük)
  => DEVLET BAŞKANLARI
  => Kur.sav.karş.sorunlar
  => 6 Şapkalı Düşünme Tekniği
  => KARİKATÜR
  => Etik Sözler
  => ANILAR
  => ANNELER GÜNÜ
  => Arkadaşlık
  => ATATÜRK
  => ATATÜRK İLKELERİ
  => ATATÜRK-İLETİŞİM
  => Atatürk'ün Bursa Gezileri
  => Atatürk'ten Alacağımız Feyizler
  => Atatürk ve Doğa
  => Atatürk'ün çıkardığı gazeteler
  => ATATÜRK'ÜN SON RÜYASI
  => Atatürk'ün Laikliğe Bakışı
  => ATATÜRKÇÜLÜK
  => Atatürk'e suikast
  => ATATÜRK'TEN ANILAR
  => ATATÜRK(Yakın Arkadaşları)
  => Bilim Adamları ve Buluşları
  => Atatürk'ün Türk Tanımı
  => ATATÜRK'ÜN YAZDIĞI KİTAPLAR
  => Atatürk Madame Tussauds Müzesinde
  => ABD'ye ilk Atatürk heykeli dikiliyor
  => Atatürk'ün Çift Alfabeli İmzası
  => Atatürk Devrimleri
  => Atatürk'e Ait Eşyalar
  => Atatürk Takvimi
  => AMERİKANIN VERGİ ÖDEDİĞİ TEK DEVLET
  => Aklın Yolu Birdr.
  => BECERİ
  => DÜNYADA GAZETENİN TARİHÇESİ
  => DÜNYANIN ''EN'' LERİ
  => OFKE VE ÖFKE KONTROLÜ
  => ULUSLARARASI İLİŞKİLER(2.Dön.çalışm.soru)
  => GİYİM VE KUŞAM(Osm dev. kadın
  => Pusula,Barut,Kağıt ve Matbaa
  => ALINTILAR
  => 2.DÜNYA SAVAŞI
  => LİSE-9(Ders Notları)
  => İLGİNÇ BİLGİLER
  => İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ
  => PROTOKOL
  => TARİH ÖĞRETİM YÖNTEMİ
  => METE HAN(Oğuz Kağan)
  => TARİH ŞERİDİ
  => ERMENİLER
  => MY MOTHER
  => MEVLANA
  => 1.Meclis
  => Mehmet Akif Ersoy
  => Mimar Sinan
  => SÖZLÜK(Dini kelime ve deyimlerin anlamları)
  => HAYALİ CİHANA DEĞER
  => LİDER
  => Wikileaks Nedir?
  => 1 Nisan şakası
  => ATATÜRK VE TARİH
  => ATATÜRK’ÜN KARLSBAD’A GİDİŞİ
  => ATATÜRK'ÜN HUKUKA BAKIŞI
  => ATATÜRK'ÜN EĞİTİME BAKIŞI
  => ATATÜRK VE AHLAK
  => ATATÜRK'ÇÜ DÜŞÜNCE
  => SOYKIRIMLAR TARİHİ
  => ATATÜRK VE MİLLİYETÇİLİK
  => ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE BAKIŞI
  => ATATÜR VE DEVLETÇİLİK
  => ATATÜRK VE ÇAĞDAŞLAŞMA
  => ATATÜRK VE CUMHURiYET
  => ATATÜRK VE İNSANLIK SEVGİSİ
  => ATATÜRK VE LAİKLİK
  => Atatürk'ün Araştırma Yöntemi
  => ATATÜRK VE İNKILAP
  => ATATÜRK VE HALKÇILIK
  => ATATÜRK VE BAĞIMSIZLIK
  => Atatürk'ün sevdiği şarkılar
  => AFFETME
  => BİR ERGENDEN MEKTUP
  => BİR ŞEY
  => BURSA'DA İLKLER
  => HAYAT
  => Telafisi olmayan
  => Teknoloji(Videolar)
  => TARİH (TARİH ŞERİDİ)
  => HOŞGÖRÜ
  => Araştırma Yöntemi
  => TAKVİMLER
  => TÜBİTAK
  => TİMSAH YÜRÜYÜŞÜ
  => Mnzr
  => MARŞLAR
  => MESLEKLER(Tarih ile ilgili)
  => NUTUK
  => RESİMLER(OSM.MED.)
  => SARI ZEYBEK
  => MÜZİK
  => ÖLÇÜ BİRİMLERİ
  => ÖNYARGI
  => 1.DÜNYA SAVAŞI
  => 10 KASIM(Tören Konuşması)
  => İSTANBUL RESİMLERİ
  => 100 TEMEL ESER
  => TARİH(soru-cev)
  => İŞGALLER(İllere Göre)
  => YAZMA ESERLER
  => VİDEO 2
  => DEVŞİRME(OSM)
  => 100 Türk Edebiyatçısı
  => ÜNLÜ TARİHÇİLER
  => 14 ŞUBAT
  => Sürgündeki Hânedan
  => OSMANLI KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
  => TARİHİ YAPILAR
  => ANDIMIZ
  => İlginç Şeyler
  => Üç çeşit insan
  => BİLİYOR MUSUNUZ?
  => SLAYT> 1.dünya sav
  => TAVLA
  => KONUŞAN HEYKELLER
  => İstanbul İsimleri
  => Arkadaş
  => Dünya'nın Enleri
  => Yapılandırma Sistemi
  => BULUŞ YOLUYLA ÖĞRENME
  => ALO
  => PROJE NEDİR,NASIL HAZIRLANIR?
  => Performans
  => LİSE 9(DERS NOTLARI)
  => TARİH KAYNAKLARI
  => Kur.sav.Kahraman,yapıt
  => Tarih Dersine Nasıl
  => LİSE 10(17-18 YY)
  => TARİHTE İLK
  => EYLÜL AYI MESLEKİ ÇALIŞMA RAPORU
  => YGS
  => YGS-LYS Tüm sorular
  => LYS
  => YGS-İNK TARİHİ SORULARI
  => ÖSYM-LYS
  => TEST(Karma)
  => ÇTDT
  => SEVGİ VE SAYGI
  => 9.SIN KİTAP CEVAP
  => MİLADİ VE HİCRİ YILI BİRBİRİNE ÇEVİRME
  => İlk Milletler Arası Dili Bir Türk İcat Etmiş
  => ANKA KUŞU
  => OSMANLICA
  => ÇTDT(Test)
  => ADAKALE
  => BİLİMSEL ARAŞTIRMA
  => “Tarihe Geçen Hazırcevaplar”
  => FIKRALAR
  => ARMA(Osm)
  => TARİH HARİTALARI
  => GİZLİ KAHRAMANı
  => MAKALELER
  => MESAJ (ŞŞAL MEZUNLARINA)
  => Makale(Halil İnalcık)
  => KAYNAKÇA
  => BAŞARILI HİKAYELER
  => Savaş ve Barış
  => PROJE HAZIRLAMA
  => İcatlar ve Keşifler
  => YÜRÜYEN KÖŞK
  => RAPORLAR
  => KUT-ÜL AMARE ZAFERİ
  => TÜRK BÜYÜKLERİ(ALFABETİK SIRA)
  => TÜRK BÜYÜKLERİ SERİSİ
  => Sınavlara Hazırlık
  => PROJE
  => TÜRK BÜYÜĞÜ(257)
  => BİLİM KADINLARIı
  => TÜRK BÜYÜKLERİ
  => TARİH ÇEVİRME KLAVUZU
  => GÜVENME
  => ATATÜRK ALBÜMÜ
  => EN GÜZEL GEZİLECEK YERLER
  => LİSE 3(Seç.T) DEVLET TEŞKİLATI
  => LİS-3(seçT)DEV.YÖN
  => TARİHTE BUGÜNı
  => Lis 3-seç.T.(Hukuk)
  => TOPLUM GELİŞİM
  => LİSE 3 (EKONOMİ)
  => LİSE 3(EĞİTİM-ÖĞRETİM)
  => soru-cevap(osm .dev.)
  => osm.Tarh(soru-cevap)
  => Kavram Haritaları
  => DERS ÇALIŞMA
  => DİNLEME
  => ANTLAŞMALAR(Osm)
  => KİTAP KAMPANYASI
  => LİSE 3(SANAT)
  => lise 3(seç.T-sorular)
  => ATATÜRK (ANILAR)
  => irfgzr2
  => HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI?
  => ZÜMRE(İLÇE-2017-2017-SENE BAŞI
  MÜZE
  İLK DERS
  TARIH ARAŞTIRMA SITESI







turkey

donen dunya dunya Dünya animasyonları Gif - E-Mail Gifleri

İRFAN GEZER 

   

ATATÜRK DEVRİMLERİ 


  1. SİYASAL DEVRİM

                - Saltanatın Kaldırılması ( 1 Kasım 1922 )   
- Cumhuriyet'in İlanı ( 29 Ekim 1923 )
- Halifeliğin Kaldırılması ( 3 Mart 1924


2. TOPLUMSAL YAŞAYIŞIN DÜZENLENMESİ
- Şapka İktisası ( Giyilmesi ) Hakkında Kanun ( 25 Kasım 1925 )
- Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ( Kapatılmasına ) ve Türbedarlıklar ile
Birtakım Ünvanların Men ve İlgasına Dair Kanun ( 30 Kasım 1925 )
- Beynelmilel Saat ve Takvim Hakkındaki Kanunların Kabulü ( 26 Aralık 1925 )
- Ölçüler Kanunu ( 1 Nisan 1931 )
- Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun ( 26 Kasım 1934 )
- Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun ( 3 Aralık 1934 )
- Soyadı Kanunu ( 21 Haziran 1934 )
- Kemal Öz Adlı Cumhurreisimize ATATÜRK Soyadı Verilmesi Hakkında Kanun
( 24 Kasım 1934 )
- Kadınların Medeni ve Siyasi Haklara Kavuşması
     Medeni Kanunla Sağlanan Haklar
     . Belediye Seçimlerinde Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Tanıyan Kanunun Kabulü
    ( 3 Nisan 1930 )
     . Anayasa'da Yapılan Değişiklikle Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkının
    Tanınması ( 5 Ararlık 1934 )
 
 
3. HUKUK DEVRİMİ
- Şeriye Mahkemelerinin Kaldırılması ve Yeni Mahkemeler Teşkilatının Kurulması Kanunu ( 8 Nisan 1924 )
- Türk Medeni Kanunu'nun Kabulü ( 17 Şubat 1926 )
 
 
4. EĞİTİM ve KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR
- Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun Kabulü ( 3 Mart 1924 ). Bu kanunla Türkiye dahilindeki bütün bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na Bağlanmıştır.
- Yeni Türk Harflerinin Kabulü ve Tatbiki Hakkında Kanun ( 1 Kasım 1928 )
- Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti'nin Kuruluşu ( 12 Nisan 1931 ). Daha sonra Türk Tarih Kurumu adını almıştır. ( 3 Ekim 1935 )
- Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin Kuruluşu ( 12 Temmuz 1932 ). Cemiyet daha sonra Türk Dil Kurumu adını almıştır. ( 24 Ağustos 1936 )
- İstanbul Darülfünunu'nun Kapatılmasına Milli Eğitim Bakanlığı'nca Yeni Bir Üniversite Kurulmasına Dair Kanun ( 31 Mayıs 1933 ). İstanbul Üniversitesi 18 Kasım 1933 günü öğretime açılmıştır.

SİYASİ İNKILAPLAR

 

 

 
A-Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
Sebepleri:
1-İstanbul hükümeti de İtilaf devletleri tarafından Lozan Görüşmelerine çağrıldı. Bu durum, TBMM ile İstanbul hükümeti arasında ikilik oluşturabilirdi.
2-Saltanatın milli egemenlik ilkesine aykırı olması.
3-Bazı çevrelerin hâlâ saltanat yönetimini istemesi
 
Saltanatın Kaldırılmasının Önemi:
1-Lozan’da ikilik çıkması önlendi.
2-Milli egemenlik ilkesi güçlendirildi.
3-Osmanlıların siyasi varlığı sona erdi.
4-Devlet başkanı sorunu ortaya çıktı.
5-Siyasi yetki ile dini yetkinin birbirinden ayrılması ile laiklik yönünde ilk adım atılmış oldu.
 
 Açıklamalar:
1-Vahdettin saltanatın kaldırılmasından sonra gü­venliğini tehli­kede gördüğünden dolayı İngiltere’ye sığındı.
2-Vahdettin’in, İngilizlerden sığınma talebinde bu-lunduğu mektupta Müslümanların halifesi imza­sını kullanması, salta­natın kaldırılmasını kabul et-tiğini gösterir.
3-Vahdettin’in halifeliği yurt dışında istismar ede­bileceğini düşünen TBMM 18 Kasım 1922’de Abdülmecit Efendi’yi halife olarak belirledi.
4-Padişahın milli mücadeledeki tutumu saltanatın kadırılmasını halk nazarında kolaylaştırdı.
 Mustafa Kemal birleştirici yönünden dolayı Milli Mücadelenin ilk yıllarından saltanata açıkça karşı çıkmadı.
5-Teşkilat-ı Esasiye kanunu padişah ve halifeyi sembolik hale getirmiştir.
  
B-Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
    TBMM’nin açılması ile cumhuriyete dayalı bir devlet kurulmuş fakat; ortamın müsait olmamasın­dan dolayı kurulan sistemin adı açıkça söyleneme­miştir.
 İtilaf devletlerinin İstanbul’u boşaltması ile devlet merkezinin neresi olacağı sorunu ortaya çıkmış; 13 Ekim 1923’de Ankara’nın başkent ilan edilmesi ile bu sorun ortadan kalkmıştır.
 Ekim 1923’de meclis başkanı yardımcısı ve içiş-leri bakanı seçilmesi gerekiyor, fakat meclis bu se-çim işinde anlaşma sağlayamıyordu. Meclisin çalı-şamaz hale gelmesi ise hükümet bunalımını oluş­turdu. Bunun üzerine Ali Fethi Okyar hükümeti is-tifa etti (27 Ekim). Yeni hükümetin kurulması ko­nusunda da problemler çıktı. Bu aksaklıklar meclis hükümeti sisteminden kaynaklanıyordu. Bu sisteme göre bakanlar meclisten tek tek seçiliyordu. Mus­tafa Kemal mecliste oluşan bunalımın rejimden kaynaklandığını ve bu bunalımın kabine sistemi ile aşılacağını belirterek cumhuriyetin ilan edilmesine karar verdi. Kabine sistemine göre meclis cumhur- başkanını seçecek, cumhurbaşkanı başbakanı tayin edecek; başbakan da meclisten uyumlu çalışabile­ceği kişileri bakan olarak belirleyerek kabineyi kuracak­tır.
 Mustafa Kemal ilk cumhurbaşkanı, İsmet İnönü ilk başbakan, Ali Fethi Okyar ilk meclis başkanı oldu.
Cumhuriyetin İlanının Önemi:
1-Rejimin ve devletin adı belli oldu.
2-Devlet başkanlığı sorunu çözüldü.
3-Kabine sistemine geçildi.
4-1921 Anayasasında ilk önemli değişiklik yapıldı.
5-Daha uyumlu ve yürütmeyi aksatmayacak hükü­metlerin oluşması için zemin hazırlandı.
6-Meclis başkanlığı ile hükümet başkanlığı birbirin­den ayrıldı.
NOT: Yasama ve yürütme görevlerinin TBMM’nin açıldığı zaman TBMM’ye verilmesi cumhuriyet sis-teminin oluşacağının habercisiydi.
  
C-Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
Sebepleri:
1-Halife Abdülmecit’in TBMM’nin belirlediği ku-rallara uymaması.
2-Halifeliğin laiklikle bağdaşmaması.
3-Halifeliğin cumhuriyet rejimi ile çelişki içinde olması
4-Halifelik makamının cumhuriyet karşıtları için sı-ğınak haline gelmesi.
5-Halifelik makamının yapılacak inkılaplar için engel görülmesi.
6-İslam ülkelerinde sömürgeleri olan Avrupalı dev­letlerin halifeliği temsil eden Türkiye’yi kendileri i-çin potansiyel tehlike olarak görmesinin Tür­kiye’nin dışişlerini olumsuz etkilemesi.
 
Halifeliğin Kaldırıldığı Gün;
1-Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi.
2-Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti kaldırılarak yerine Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Baş­kan­lığı kuruldu.
3-Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Ba-kanlığının yetkilerini bünyesinde bulunduran Er­kan-ı Harbiye Vekaleti kaldırılarak; yerine Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı o-luşturuldu. Böylece askeri yetki ile siyasi yetki bir-birinden ayrılmış oldu.
Açıklama:19 Aralık 1924’de komutanlık ile mil­letve­killiği birbirinden ayrıldı. Olağanüstü durum­dan dolayı Kurtuluş Savaşı yıllarında komutan-lardan bir kısmı aynı zamanda milletvekiliydi.
4-Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıka­rılmasına karar verildi.
Açıklama:1921 Anayasası şer’î hükümlerin yü­rürlüğünü TBMM’ye vermekle halifeliği yetkisiz ve sembolik duruma getirmiştir.
 
Halifeliğin Kaldırılmasının Önemi:
1-Laikliğe geçişin en önemli aşması oldu.
2-Cumhuriyetin karakteri tam olarak belli oldu.
3-Ümmetçilik en önemli dayanağını kaybetti.
4-Ulusal egemenlik pekiştirildi.
5-İnkılap süreci hızlandı
6-Dış ilişkilere yönelik soğukluk ortadan kalktı.
7-Ümmetçilikten milliyetçiliğe geçişte önemli bir adım daha atıldı.
D- Anayasal Hareketler
  
1-1921 Anayasası-Teşkilat-ı Esasiye Kanunu
(20 Ocak 1921)
Teşkilat-ı Esasiyenin Yapısı:
1-Gerekli görüldüğünde Kanun-ı Esasinin uygu­lanması uygun görülmüştür.
2-Yasama, yürütme ve yargı meclise aittir.
3-Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
4-TBMM süre dolmadan seçimleri yenileyebilir.
5-Savaşa ve barışa TBMM karar verir.
6-Şer’i hükümlerin yürürlüğünü TBMM yapar.
7-Bakanlar meclis tarafından seçilir.
8-Vekiller iki yılda bir seçilir.
9-TBMM başkanı icra vekilleri heyetinin de başka­nıdır.
 
Teşkilat-ı Esasiyenin Özellikleri:
1-Olağan üstü durum için hazırlandığından dolayı geniş kapsamlı değildir.
2-Milli Egemenliği yansıtan ilk siyasi belgedir. 
3-Temel hak ve hürriyetlere yer verilmemiştir.
4-23 madde bir ek bölümden oluşur.
5-Yeni devlete işlerlik kazandırdı. 
6-Laik bir anayasa değildir.
7-Kuvvet ve yetkinin kaynağı millettir.
8-Meclisin üstünde güç yoktur.
9-En önemli değişikliğini cumhuriyetin ilanı ile gördü.
10-Yeni devletin kurulduğunu belgeledi.
11-TBMM’nin meşruluğunu tanıttı.
12-Amasya Genelgesinden itibaren oluşan ruh resmi hüviyet kazandı.
13-Meclis hükümeti sistemi benimsendi.
14-Milli egemenlik ilkesi yasallaştı.
 
Teşkilat-ı Esasiyenin Geç İlan Edilme Sebepleri:
1-Kanun-ı Esasinin varlığı.
2-TBMM’nin kendisini tam olarak ispatlayama­ması.
3-Yeni bir anayasanın kabulü yeni bir devletin o-luştuğunu gösterir; ki bu da birliği zedeleyebilirdi.
 
2-1924 Anayasası (20 Nisan 1924):
Kapsamı:
1-Egemenlik milletindir.
2-Devletin şekli cumhuriyettir.
3-Devletin dini İslam, Başkenti Ankara, dili Türk-çedir.
4-Yasama, yürütme ve yargı meclise aittir.
5-Kişi hürriyeti başkasının hürriyetinin başladığı yerde biter.
6-Vekiller 4 yılda bir seçilir.
7-Seçme yaşı 22; seçilme yaşı 30’dur.
8-Cumhurbaşkanı 4 yılda bir seçilir. Tekrar seçile­bilir.
9-Seçme ve seçilme erkekler aittir.
10-Vatandaşlar kanun önünde eşittir.
11-Kabine sistemi geçerlidir.
12-Cumhuriyet sistemi değiştirilemez.
Özellikleri:
1-Meclis hükümeti sistemi ile parlamenter sistem arasında bir geçiştir.
2-Türk İnkılabının hukuki temelleri atıldı.
3-Yargı kısmen meclisin dışına alındı.
4-Kanun-ı Esasi kesin olarak yürürlükten kalktı.
5-En uzun ömürlü anayasamızdır.
6-İnkılaplar dönemi anayasası olduğundan dolayı, en fazla değişikliğe uğrayan anayasamızdır.
7-1928’de, anayasadan “devletin dini İslam’dır” mad­desi atılarak, anayasa laikleşti.
8-1934’de kadınların seçme ve seçilme hakkı anaya­saya alındı.
9-1937’de Atatürk ilkeleri anayasaya alındı.
10-1945’de anayasanın dili sadeleştirildi.
11-1952’de anayasanın eski dili tekrar kabul edildi.
 
3-1961 Anayasası:
Kapsamı
1-Kuvvetler ayrılığı prensibi benimsendi.
2-Cumhuriyet senatosu kuruldu.
3-Nispi temsil sistemi benimsendi.
4-Anayasa mahkemesi kuruldu.
5-Kişisel hak ve hürriyetler genişletildi.
6-Cumhuriyetin nitelikleri değişmez kabul edildi.
7-Sosyal hukuk devleti anlayışı benimsendi.
8-Yürütme sınırlandırıldı.
9-Cumhurbaşkanlığı sembolikleştirildi.
10-Üniversiteler, TRT, DPT ve MGK anayasaya a-lındı. 
11-Anayasa Mahkemesi, Kanun Hükmünde karar­name çıkarma, Yüksek Savcılar Kurulu, Yüksek Hakimler Kurulu ve Askeri Yüksek İdare Mahke­mesi benimsendi.
12-Meclis 450 üyeden, cumhuriyet senatosu 150 üyeden oluştu.
13-Vekiller 4 yılda bir; senatörler 6 yılda bir seçile­cektir.
14-Siyasi parti hakları anayasaya alındı.
  
1961 Anayasasının Özellikleri: 
1-27 Mayıs 1961 askeri darbesi sonucunda hazır­landı.
2-Yapılan darbeyi haklı gösterme eğilimindedir.
3-Siyasi iktidarın uygulamalarına karşı olduğu için bir tepki anayasasıdır.
 
4-1982 Anayasası:
Özellikleri:
1-12 Eylül 1980 askeri darbesi sonucunda hazırlan­mıştır.
2-1982’de yapılan referandum sonucunda hem ana­yasa hem de cumhurbaşkanı belirlendi.
3-Kişisel hak ve hürriyetler kısıtlandı.
4-Cumhuriyet senatosu kaldırıldı.
5-Millet vekili sayısı 400 olarak belirlendi. (1987’de 450’ye çıkarıldı.)
6-Milletvekili seçimlerinin 5; cumhurbaşkanlığı se-çiminin 7 yılda bir yapılması kabul edildi.
7-Bir tepki anayasasıdır.
8-Yapılan darbeyi haklı gösterme eğilimindedir.
9-Yürütmeyi güçlendirmeye çalışmıştır.
10-Değişmeyecek hükümleri çoktur.
11-Cumhurbaşkanlığı sembolik olmaktan çıkarıldı.
  
TBMM’nin Yetkileri:
1-Kanun koymak ve değiştirmek
2-Bakanlar kurulunu denetlemek
3-Bütçeyi görüşmek
4-Para basılmasına karar vermek
5-Savaş ve barışa karar vermek
6-Uluslararası antlaşmaları görüşmek
7-Genel ve özel af çıkarmak
8-Ölüm cezalarının uygulanmasını onaylamak
9-Süre dolmadan seçimlerin yenilenmesine karar vermek
 
E-Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri
 23 Nisan 1920’de açılan ilk TBMM’de siyasi par-tiler yoktur.Bütün vekiller misak-ı milliyi gerçek­leştirme fikri etrafında birleşmişti. İlk anayasa ha­zırlanırken; mecliste Tesanüt, İstiklal, Islahat ve Halk Zümresi gibi gruplar oluştu. Mustafa Kemal bu zor durumun aşılabilmesi için meclis de I. Grup da denilen Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Grubunu kurdu. Mustafa Kemal yapacağı işleri bu grupla beraber yapmaya çalıştı. Bu grubun karşı­sında olanla­rın tümüne birden II. Grup, ya da Mu­hafaza-i Mu­kaddesat Grubu dendi.
 Lozan görüşmelerinin olduğu dönemde, devletin yönetim şekli ve barıştan sonra izlenecek iç siyaset konusunda mecliste görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Bu durum karşısında meclis 1 Nisan 1923’de se­çimlerin yeniden yapılarak meclisin yenilenmesi kararını alarak dağıldı.
 Mustafa Kemal yeni meclis için yapılan seçimlere inkılapçı kişilerin aday olmasını sağladı. Seçimler 23 Nisan 1923’de yapıldı ve II. Meclis 11 Ağustos 1923’de çalışmaya başladı. Lozan Antlaşmasının onaylanması, Ankara’nın başkent ilan edilmesi ve cumhuriyetin ilan edilmesi gibi bir çok iş II. Meclis tarafından yapıldı. 1923-1927 arasındaki büyük in-kılapları yaptığından dolayı II. Meclise inkılapçı meclis de denilir.
 
1-Cumhuriyet Halk Partisi:
 Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Grubu 9 Eylül 1923’de Halk Fırkasına dönüştü. Mustafa Kemal, gerçekleştirmeyi düşündüğü inkılapları par-ti programına koymuş ve bu partiyi her hangi bir toplumsal sınıfın değil; bütün halkın partisi yap­maya çalışmıştır. Mustafa Kemal bu şekilde inkı­lapları halka mal etmek istiyordu. Halk Fırkası 1924’de Cumhuriyet Halk Fırkası; 1935’de ise Cumhuriyet Halk Partisi adını almıştır. Bu partinin başkanlığını ve cumhurbaşkanlığını 1938’e kadar Mustafa Kemal yürüttü. 1938 ile 1950 arasında İsmet İnönü CHP’nin başkanlığını yürüttü. Parti 1980’de kapatıldı.
 CHP devletçilik ilkesini benimsemiş olmasından dolayı kendisinden sonra kurulan partilerden ayrılır.
Açıklama:
1-Halkın istek ve şikayetlerinin meclise daha iyi yansıması için çok partili hayat denendi. Fakat gerek halk buna hazır olmadı­ğından gerek se inkı­laplar tam olarak oturmadığından dolayı çok partili hayatın uygulanması sonraya bırakıldı.
2-18 Ekim 1920’de Türk Komünist Partisi kuruldu. Bu partinin kuruluşunda SSCB’nin yar­dımını de­vam ettirebilmek, gizli komünist çalışma­larını kont­rol altına almak, Rusya’nın baskı ve gizli girişimle­rinden kurtulmak düşüncesi etkili oldu.
3-Tek parti sistemi hükümetin denetlenmesini güç­lendirmek­teydi.
  
2-Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası:
 Milletvekilleri arasında saltanatın kaldırılması, halifeliğin kaldırılması ve cumhuriyetin ilanı sonu­cunda görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Halk Fırkası içinde en fazla karşı çıkılan konular devletçilik ve inkılapçılık oldu. Görüş ayrılıklarının giderek art­ması sonucunda CHF’den ayrılan milletvekilleri ile ordudaki görevlerinden ayrılan milletvekilleri 17 Kasım 1924’de Terakki Perver Cumhuriyet Fırka­sını kurdular. (Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Adnan Adıvar partinin ileri ge­lenleridir.)
 TCF, devletçilik ile inkılapların hızlı ve köktenci olmasına karşıydı. Ekonomide liberalizmi benimsi­yordu.
 Partinin dini inançlara saygılı olduğunu slogan haline getirmesi, eski düzeni isteyenleri bu partide topladı. 
 Şeyh Sait İsyanı sonucunda bakanlar kurulu kara­rıyla kapatıldı.
Açıklama:
1-TCF ilk muhalefet partisidir.
2-Rejimin yeniliğinden dolayı bu partinin kurul­ması acelecilik­tir.
 
Şeyh Sait İsyanı-Doğu İsyanı-Genç İsyanı:
Sebepleri:
1-Yenilik hareketlerinin istenmemesi.
2-Gericilerin din elden gidiyor parolasını kullan­ması
3-Musul’u Türkiye’ye vermek istemeyen İngil­tere’nin Irak ile Türkiye arasına tampon vazifesi görecek olan Kürt Devleti kurdurmak istemesi.
4-Doğu Anadolu’nun yıllarca ihmal edilmiş olması.
5-TCF’ nin gericilere ümit verici tutumu
6-Toprak ağalarının yeni devleti çıkarlarına uygun bulmaması.
 13 Şubat 1925’de Diyarbakır’da başlayan isyan Genç, Erzurum, Elazığ, Muş ve Bitlis’te etkili oldu. Bu bunalımlı dönemde Ali Fethi Okyar hükümeti istifa etti. Yeni hükümeti oluşturan İsmet İnönü İsyana karşı şu önlemleri aldı: 
1-Bölgede sıkıyönetim ilan edildi.
2-Bölgeye ordu sevk edildi.
3-Hıyanet-i Vataniye Kanununu tamamlar nitelikte olan ve rejimin tartışılmasını yasaklayan Takrir-i Sükun Kanunu ilan edildi. (4 Mart 1925’den 2 Mart 1927’ye kadar yürürlükte kalan bu kanun inkılapla­rın kabul edilmesini kolaylaştırdı.)
4-İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu.
 İsyan 15 Nisan 1925’de tamamen bastırıldı ve suç-lular cezalandırıldı.
 
Şeyh Sait İsyanının Sonuçları:
1-İstiklal Mahkemeleri tekrar kuruldu.
2-Takrir-i Sükun Kanunu çıkarıldı.
3-TCF kapatıldı.
4-İlk çok partili hayat denemesi başarısız sonuç­landı.
5-Musul meselesi İngiltere lehine sonuçlandı.
6-Devrimler konusunda dikkatli olunması gerektiği görüldü.
NOT: Bu isyan laikliğe ve devrimlere karşı oluşan ilk ciddi isyandır.
 
Mustafa Kemal’e Suikast Girişimi:
                      (16 Haziran 1926)
Sebepleri:
1-Bazı grupların Mustafa Kemal’i ortadan kaldıra­rak amacına ulaşmak istemesi.
2-Rejimi değiştirmek isteyen çevrelerin düşünce­leri.
 Bu girişimden Giritli Şevki denilen kayıkçı saye­sinde devletin haberi oldu ve suikast akim bırakıldı.
 
Önemi:
1-İttihatçılar tamamen tasfiye edildi.
2-Muhalifler sindirildi.
3-TCF’ nin kapatılması haklılığı daha iyi anlaşıldı.
4-Mustafa Kemal Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır diyerek Türkiye Cumhuriye­tinin varlığının devamının kendi sağlığına bağlı olmadığını; bu devletin sağlam temeller üzerine bina edildiğini vurgulamıştır.
 
3-Serbest Cumhuriyet Fırkası
(12 Ağustos 1930)
Kurulma Sebepleri:
1-1929’da meydana gelen dünya ekonomik bunalı­mının Türkiye’yi de olumsuz etkilemesinden dolayı mecliste bunalımlar meydana gelmiştir. Mustafa Kemal bu bunalımın yeni bir partinin kurulması ile aşılacağına inanmaktadır.
2-Meclise demokrasinin gereği olan çok sesliliği getirmek.
3-Ülkenin çok partili hayata hazır hale geldiğinin tahmin edilmesi.
 Mustafa Kemal arkadaşı olan Ali Fethi Okyar’a Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurdurmuştur.
 Serbest Cumhuriyet Fırkası ekonomide devletçilik yerine liberal ekonomiyi savunmuştur. Parti inkı-laplar ve Mustafa Kemal’e saygılıydı.
 Mustafa Kemal başkanı olduğu CHP ile SCF ara­sında tarafsız olacağına dair, Ali Fethi Okyar’a söz vermiştir.
 Bir kaç ay sonra eski sistemi savunanların SCF’de toplanması Ali Fethi Okyar’ı kuşkulandırdığı için; Ali Fethi Okyar, 17 Kasım 1930’da SCF’yi kapattı.
 
Menemen Olayı (23 Aralık 1930):
 Derviş Mehmet denilen bir isyancı “şeriat isteriz” diyerek Menemen halkını isyana çağırdı. İsyanı önlemeye çalışan asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay gericiler tarafından öldürüldü. Bölgeye gelen askeri birlikler isyanı bastırdı.
 
Önemi:
1-Çok partili hayat için ortam oluşmadığı görüldü.
2-Rejimin yerleşmesi için daha dikkatli olunması gerektiği görüldü.
3-SCF’ nin kendi kendini kapatmasının haklılığı an-laşıldı. 
 NOT: İnkılapların yerleşmesi için 1945 yılına ka-dar bir daha çok partili hayat denenmedi.
 
4-Demokrat Parti (1946):
 
Kuruluş Sebepleri:
1-CHP’de parti içi muhalefetin artması.
2-II. Dünya Savaşını demokrat devletlerin kazan­ması.
3-Türkiye’nin çok partili hayata hazır hale gelmesi.
 Demokrat Parti CHP’den ayrılan Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan öncülüğünde kuruldu.
 1946 yılında yapılan seçimleri, açık oy gizli tasnif esasına göre olduğundan dolayı, CHP kazandı.
 1950 seçimlerini, gizli oy açık tasnif esasına göre, DP ezici bir çoğunlukla kazandı ve ilk defa Tür­kiye’de CHP dışında başka bir parti yönetime geldi.
 DP iktidarı 27 Mayıs 1960 askeri darbesine kadar devam etti.
 17 Eylül 1961’de devrin başbakanı Adnan Mende­res idam edildi.
 
F-Kadınlara Siyasal Hakların Verilmesi
   Kadınlara 3 Nisan 1930’da belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı; 29 Ekim 1933’de muhtar seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı; 5 Aralık 1934’de ise milletvekili seçimlerinde seçme ve se-çilme hakkı verildi.
 
Kadınlara Siyasal Hakların Verilmesinin Önemi:
1-Kadın, siyasal alanda erkeğe eşit hale geldi.
2-Ulusal irade meclise tam olarak yansıdı.
3-Milli Egemenlik ve Halkçılık pekişti.
4-Türk kadını Avrupa ülkelerinde kadınlara veril­miş olan haklardan daha fazla hakka sahip oldu.
NOT:1935 seçimlerinde 18 kadın milletvekili mec-lise girmiştir.
 
HUKUK ALANINDA YAPILAN YENİLİK­LER
 
Osmanlı Hukukunun Özellikleri:
1-Şer’î ve örfî olmak üzere ikiye ayrılır.
2-Din, mezhep farkları ve kapitülasyonlar mezhep birliğini engellemiştir.
3-Tanzimat döneminden itibaren batı hukuku taklit edilmeye başladı.
4-Kadın hakları kısıtlıdır.
5-Mahkemelerde tek yargıç vardır.
6-Avukatlık kurumu son döneme kadar yoktur.
7-Laik değildir.
 
A- Medeni Kanunun Kabulü (17 Şubat 1926)
 
Sebepleri:
1-Osmanlı’nın son döneminde hazırlanmış olan Mecellenin halkın medeni hukuka dair ihtiyaçlarını tam karşılayamaması.
2-Mecellenin sadece Hanefi mezhebini ölçü alması.
3-Bütün vatandaşlarını eşit kabul eden Türkiye Cumhuriyetinin yapısına Osmanlı zamanından ka-lan hukukun uymaması.
4-Hazırlayanlar; Mecellenin, değişen şartlara göre değişebileceğini belirttiyse de; değişen şartlara gö-re değiştirilmemesi.
İsviçre Medeni Kanununun Türk Medeni Ka­nunu Olarak Kabul Edilmesinin Sebepleri:
1-Mevcut kanunların en yenisi olması
2-Demokratik olması.
3-Akılcı ve pratik olması.
4-Kadın ve erkek eşitliğine uygun olması.
 
Medeni Kanunun Getirdiği Yenilikler:
1-Hukuk birliği ve düzeni sağlandı.
2-Vatandaşlar arasında hak ve ödevler bakımından eşitlik sağlandı.
3-Mirasta kadın erkek eşitliği sağlandı.
4-Toplumsal alanda kadın erkek eşitliği sağlandı.
5-Hukukta din ve mezhep farkı kaldırıldı.
6-Patrikhanenin din işleri dışındaki yetkileri kaldı­rıldı.
7-Boşanma hakkı kadına da erildi.
8-Boşanma durumunda kadın ve çocukların hakları güvence altına alındı.
9-Patrikhane ve konsoloslukların mahkeme kurma hakkı ellerinden alındı.
10-Hukuk düzeni laikleşti.
11-Modern Türk ailesi oluştu.
12-Aile hayatında eşitlik sağlandı.
13-Kadına meslek seçme özgürlüğü verildi.
14-Lozan Antlaşmasının 48’nci maddesine göre azınlıklar kendi medeni meselelerini kendi mahke­melerinde halledecekti. Medeni kanunun kabulü ile azınlıkların bu hakkı kaldırıldı.
15-Azınlıkların hukuk özerkliği kesin olarak bitti.
16-Millet bilincinin oluşması için önemli bir adım atıldı.
17-Kadın ve erkek için tek eşle evlilik benimsendi.
18-Evlenme devlet kontrolüne alındı.
 
Açıklamalar:
1-Kapitülasyonlar, yabancı uyruklu kişilerin Os­manlı hukukuna uymasını engelliyordu.
2-Medeni Kanun kadınlara siyasal haklar verme­miştir.
3-Devlet yapısının laikleşmesi 1928’de tamam­landı.
4-1922-1928 arası laikleşmenin hızlı olduğu dö­nemdir.
5-1923-1933 çağdaşlaşmanın hızlı olduğu dönem­dir.
 
Laikliğin Aşamaları:
1-Saltanatın kaldırılması
2-Halifeliğin kaldırılması
3-Şer’iyye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması.
4-Tevhid-i Tedrisat Kanununun çıkarılması.
5-Tekke, zaviye, dergah ve türbelerin kapatılması.
6-Kılık kıyafet devrimi
7-Medeni Hukukun kabulü
8-Anayasadan devletin dini İslamdır maddesi atıl­ması.
9-1937’de Laikliğin anayasaya alınması.
NOT:Hukukta laikliğin benimsenmesi; Avrupalıla­rın, ülkemizde yaşayan Hıristiyanların haklarını bahane ederek, iç işlerimize karışmasını önledi.
 
 EĞİTİM YENİLİKLERİ
Sebepleri:
1-Eğitimi çağdaşlaştırmak
2-Milli demokratik ve laik bir toplum oluşturmak
3-Eğitimi birleştirmek
4-Eğitimdeki ikilik ve karışıklığı önlemek
5-Cumhuriyet rejimini güçlendirecek eğitim siste­mini oluşturmak.
6-Kültür ikiliği ve çatışmasını önlemek.
 
A-Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924)
1-Eğitim ve öğretimde birlik sağlandı.
2-Bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı.
3-Eğitim devletçi, milliyetçi ve laik bir karakter ka-zandı.
4-Azınlık okullarının zararlı faaliyetleri durduruldu.
5-Yabancı okullara Türkçe dersleri kondu.
6-Medreseler kapatıldı.
7-İlk öğretim zorunlu ve parasız duruma getirildi.
8-Eğitimde eşitlik sağlandı.
 
 B-Medreselerin Kapatılmasının
Sebepleri:
1-Yeni rejim karşıtlarının yetişmesini önlemek
2-Kültür ikiliğini önemek
3-Din bilginine pek ihtiyaç olmaması
4-Medreselerin çağa ayak uyduramaması
5-Tutucuların kendi fikirleri doğrultusunda adam yetiştirmesini önlemek.
 Din adamı ihtiyacını karşılamak için İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakülteleri açılmıştır.
 2 Mart 1926’da Maarif Teşkilatı Kanunu çıkarıldı.
 
C- Türk Harflerinin Kabulü (1 Kasım 1928)
 
Sebepleri:
1-Arap harflerinin okuma ve yazmayı zorlaştırması.
2-Avrupa ile ilişkilerin kolaylaştırılmak istenmesi
3-Halkı çağdaşlaştırmak
4-Öz Türkçe’yi yeniden canlandırmak
5-Okuma yazma oranını artırmak
6-Arap alfabesinin Türkçe’nin yapısına uymaması.
NOT:1928 yılında Millet Mektepleri açılarak eği­tim seferberliği başlatılmıştır. Mustafa Kemal bu mekteplerde 24 Kasım 1928’de ders verdiği için, kendisine baş öğretmen denilmiştir.
 
 1933 yılında Darülfünunun yerine İstanbul Üni­versitesi kuruldu.
 
 D-Türk Tarih Kurumunun Kurulması
(15 Nisan 1931)
 
TTK’ nın Kurulmasının Sebepleri:
1-Türk vatanının bütünlüğüne karşı girişilecek ter­tipleri tarihi kanıtlarla etkisiz hale getirmek.
2-Türklerin üstün medeni kabiliyetini ve dünya mede­niyetine yaptığı hizmetleri gözler önüne ser­mek.
3-Türk milletine atılan iftiraları cevaplandırmak.
4-Türk Tarihinin derinliklerini araştırmak.
5-Ortak tarih bilinci oluşturulacak
6-Anadolu’nun eski halkını araştırmak.
  Açıklama:
1-Türk Tarih Kurumunun kurulması ulusçulukla ilgilidir.
2-Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Dönemine kadar İslam Tarihi; Tanzimat Döneminde Osmanlı Tarihi; II. Meşrutiyet Döneminde ise Türk Tarihi ağırlıklı olarak okutuldu.
3-1932’de Türk Tarih Tezi ortaya atıldı.
 
 
E-Türk Dil Kurumunun Kurulması
(12 Temmuz 1932)
 
TDK’ nın Kurulma Sebepleri:
1-Türkçe’yi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak.
2-Türkçe’nin kökenlerini araştırmak.
3-Türkçe’yi zenginleştirmek.
4-Türkçe’yi bilim dili haline getirmek.
5-Türkçe’yi halkın anlayacağı şekle getirmek.
6-Dil çalışmalarını planlı hale getirmek
7-Türkçe’nin zenginliğini ortaya koymak
8-Türk dilini öz benliğine kavuşturmak.
9-Konuşma dili, yazı dili ve bilim dili arasındaki farkları gidermek.
10-Dildeki Osmanlıcılığı bitirmek
11-Halk ile aydınlar arasında dil uzlaşması sağla­mak
12-Resmi dil ile halk dili arasındaki farkları gider­mek.
Açıklamalar:                                                       
1-TDK’ nın kurulması ulusçuluk ile ilgilidir.
2-1932’de Halk Evleri açıldı.
 
TOPLUMSAL YAŞAYIŞIN DÜZENLEN­MESİ
 
A-Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması
(30 Kasım 1925)
Önemi:
1-Türk halkının bilime, akılcılığa ve laik düşünceye yönelmesi açısından önemli bir adım atıldı.
2-Birlik beraberliğin sağlanması yönünde önemli bir adım atıldı.
3-Türkiye’nin falcılar, şeyhler, dervişler ve büyü­cüler ülkesi olamayacağı ispatlandı.
Açıklamalar:
1-Aynı gün şeyh, derviş, mürit gibi unvanların kul­lanılması ve kurumlarla ilgili elbiselerin giyilmesi ve muskacılık yasaklandı.
2-Türbeler kapatılırken Yavuz ve Fatih gibi Türk büyüklerinin türbelerinin kapatılmaması; Türk İn-kılabının tarihi kökleri koparmaya yönelik olma­dığını gösterdi.
 
B-Kılık-Kıyafetin Düzenlenmesi
(25 Kasım 1925)
Sebepleri:
1-Türk halkının görünümünü çağdaşlaştırmak
2-Ayrılık ifade eden giysilerin giyimini durdur­mak.
3-Çağdaşlaşmayı ve birliği sağlamak.
Açıklamalar:
1-Şapka devrimi Kastamonu’dan başlatılmıştır.
2-Fes geri kalmışlığın sebebi değil; anısıydı.
3-Kadınların giyimi konusunda kanun çıkarılmayıp; bu durum doğal haline bırakıldı.
4-3 Arlık 1934’de çıkarılan bir kanunla din adamla­rının ibadet yerlerinin dışında dini kıyafet giymeleri yasaklandı. (Diyanet İşleri Başkanı, Patrik ve Ha­ham Başı bu kuralın dışında tutuldu.)
 
C-Soyadı Kanununun Kabulü
(21 Haziran 1934)
Sebepleri:
1-Medeni Kanunun uygulanmasından doğan aksak­lıkları gidermek.
2-Toplumda ayrılık ifade eden lakapları kaldırarak birliği güçlendirmek.
3-Eşitlik ilkesini güçlendirmek.
 
 
Açıklamalar:
1-Aynı gün ağa, hoca, molla, paşa ve bey gibi un­vanların kulla­nımı yasaklandı.
2-Osmanlı’dan kalan madalyaların taşınması ya­saklandı.
3-Meclis Mustafa Kemal’e Atatürk soyadını verdi ve bu soyadı başkalarının kullanmasını yasakladı.
 
D- Miladi Takvimin Kabulü
(26 Aralık 1925)
Sebepleri:
1-Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkileri kolaylaş­tırmak
  Açıklama:
1-Aynı gün Avrupa’nın saat ölçüsü kabul edildi.
2-1931’de Avrupaî tarz ağırlık ve uzunluk ölçüleri kabul edildi.
3-1935’de haftalık tatil Cumadan Pazara alındı.
4-1928’de uluslararası rakamlar kabul edildi.
5-Uzunluk ve ağırlık alanındaki değişiklikler ve hafta tatilinin değiştirilmesi Avrupa ile ticari ilişki­leri kolaylaştırmaya yöne­liktir.
 
E-Kadınlara Siyasal Hakların Verilmesi
(1930-1934)
                
EKONOMİK DÜZENLEMELER
 
1 Mart 1922’de TBMM ekonomi Çalışmaları­nın Başlıca Noktalarını Şöyle Belirlemiştir:
1-Sanayii canlandırmak ve modern araçlara sahip olmak
2-Ormanları iyi hale getirmek
3-Toplum menfaatini doğrudan ilgilendiren kuru­luşları ve iktisadi girişimleri gücümüz oranında devletleştirmek.
4-Madenlerimizi işletmek ve bu alana yönelen ser­mayeyi himaye etmek
5-Ekonomik bağımsızlığın korunabilmesi için büt­çeyi ekonomik yapı ile uygun tutmak
 
A-İzmir İktisat Kongresi
(17 Şubat-4 Mart 1923)
Kongrenin Toplanma Sebepleri:
1-Milli ekonominin amaçlarını ve amaçlara ulaş­mak için izlenecek yöntemi belirlemek
2-Ekonomik bağımsızlığın yöntemini belirlemek
3-Milli ekonominin temellerini atmak
Kongrede Alınan Bazı Kararlar:
1-Anonim şirketlerin kuruluşunu kolaylaştırmak
2-Milli bankalar kurmak
3-Demir yolları inşaatının hükümetçe bir programa bağlanması
4-Sanayii teşvik etmek
5-Yerli malının kullanımına önem vermek
6-Teknik eleman yetiştirecek okullar açmak
7-Sanayi mallarının gümrük vergileri ile korunması
8-Ulaşım sorunlarının çözülmesi
9-Tüketim mallarının üretimine öncelik vermek
10-Yabancı kurumları millileştirmek
  Açıklamalar:
1-Bağımsız ekonomi için ilk adım Lozan’da kapi­tülasyonların kaldırılması ile atıldı.
2-İzmir İktisat Kongresi bağımsız, liberal ve milli ekonomiyi benimsedi.
3-1930’da Merkez Bankasının kurulması Türk para­sını yabancı sermayenin elinden kurtardı.
4-İzmir İktisat Kongresinde Misak-ı İktisadi kabul edildi.
 
Cumhuriyetin İlk Yıllarında Özel Girişimin, Desteklenmesine Rağmen, Beklenen Verimi Gös­terememesinin Sebepleri:
1-Özel sermayenin yetersizliği
2-Yetişmiş iş gücünün yetersizliği
3-Deneyim ve bilgi eksikliği
4-1929’da dünya ekonomik bunalımının çıkması
 
Devletçi Ekonomiye Geçişin Sebepleri:
1-Özel girişimin üzerine düşen görevi yerine geti­rememesi (Özel teşebbüsün desteklenmesi için 1924’de İş Bankası kuruldu. 1927’de Teşvik-i Sa­nayi Kanunu çıkarıldı.)
2-Devletin gelişebilmesi için vakit kaybetmeden büyük sanayi atılımlarının yapılmasının gerekmesi.
 1933 yılında I. Beş Yıllık Kalkınma Planı Hazır­landı.
 Önemi:
1-İlk defa planlı ekonomi dönemi başladı.
2-Ekonomi devletçi (Karma Ekonomi: Büyük a-tılımları devlet yapsa da; özel teşebbüse de iş im­kanı tanınır.) bir özellik kazandı.
3-İlk büyük atlımlar bu dönemde yapıldı.
4-Toprak reformu tam olarak gerçekleştirilemedi.
 1937’de II. Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlandıysa da; II. Dünya Savaşının başlamasından dolayı uy­gulanamadı.
 
B-Tarımın Geliştirilmesi İçin Alınan Önlemler
 
1-Aşar kaldırıldı (17 Şubat 1925)
Açıklama:Vergi gelirlerinin %40’ını oluşturan aşarın kaldı­rılması ilk bütçe açığını oluşturdu. TBMM’nin bu kararı tarıma verilen önemi gösterir.
2-Ziraat Bankası kuruldu.
3-Kooperatifler kuruldu(1929)
4-Yüksek Ziraat Enstitüsü kuruldu.
5-Tohum ıslah istasyonları ve numune çiftlikleri kuruldu.
6-Toprak reformu için 1926’dan itibaren teşebbüs­ler yapıldı.
 
C-Ticari Hayatın Düzenlenmesi
1-Lozan Antlaşması ile Kapitülasyonlar kaldırıldı.
2-Ticareti koruyan kanunlar çıkarıldı.
3-İş Bankası kuruldu. (1924)
4-1926’da çıkarılan Kabotaj Kanunu ile Türk de­nizlerinde yük ve yolcu taşıma işleri Türk gemicile­rine verildi.
 
D-Sanayi ve Madencilik
1-Milli sanayiinin korunması ve gelişmesi için ka­pitülasyonlar kaldırıldı.
2-Büyük yatırımlar devlet tarafından yapıldı.
3-Özel teşebbüs desteklendi.
4-1925’de Sanayi ve Maden Bankası kuruldu.
5-28 Mayıs 1927’de Teşvik-i Sanayi Kanunu çıka­rıldı.
6-Planlı Ekonomi uygulanarak ilk büyük fabrikalar kuruldu.
7-1933’de Sümer Bank kuruldu.
8-1935’de Etibank ve MTA kuruldu.
9-Kayseri, Ereğli, Nazilli, Malatya ve Bursa meri­nos dokuma fabrikaları; İzmit selüloz ve kağıt; Beykoz deri ve kundura; Paşabahçe cam; Karabük demir-çelik fabrikaları açıldı.
NOT: Uşak Şeker Fabrikası Teşvik-i Sanayi Ka­nunu sonucunda kurulmuştur.
 
E-Bayındırlık ve Ulaştırma
1-1927’de Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü kuruldu.
2-1933’de Milli Hava Ulaştırma Teşkilatı kuruldu.
3-1923’de Türkiye Seyrisefain İdaresi kuruldu.
 
 
DIŞ POLİTİKA
Giriş:
1-İç ve dış politika ilkesi olarak Yurtta Sulh, Ci­handa Sulh ilkesi benimsendi.
2-Savaş korunma amacı olarak görüldü. Başak bir devletin topraklarını almak için politika izlenmedi.
3-Milli Egemenlik ve milli menfaatler ön planda tu-tuldu.
4-İlk yıllarda misak-ı milli gerçekleştirilmeye çalı­şıldı.
5-1920-1936 yılları arasında batıya karşı SSCB’ nin dostluğu devam ettirildi.
6-1936-1945 yılları arasında İtalya’nın saldırgan tutumuna karşı ve batı ile ilişkileri yumuşatmak için İngiltere ile dost geçinildi.
7-1945’den sonra SSCB tehdidine karşı ABD ile dost geçinildi.
8-1928’de Afganistan ile dostluk antlaşması imza­landı
9-1930’a kadar Lozan’dan kalan problemler halle­dildi.
10-1925’de SSCB ile saldırmazlık antlaşması imza­landı.
11-1928’de İtalya ile tarafsızlık ve uzlaşma antlaş­ması imzalandı.
12-1935-1938 arasında Avrupa’nın bloklaşma duru­mundan dolayı Avrupalı devletlere karşı çok yönlü bir politika izlendi; ki bu da Montrö Antlaşmasının imzalanmasında etkili oldu.
13-1919-1920 arası Türkiye’nin dost arayışı döne­mi­dir.
14-1920 sonrasında bir yandan SSCB ile iyi geçini­lirken; bir yandan da işgalciler arasındaki ayrılık­lardan faydalanmanın yolu arandı.
15-1923-1930 arasında Lozan’dan kalan problemler halledildi.
16-Milli çıkarların korunmasına, devletlerin eşitliği ilkesine uyulmasına ve ittifaklar kurulmasına önem verildi.                                                        
       
A-Nüfus Mübadelesi
 Nüfus sorunu Lozan Görüşmelerinde halledildiği halde uygulanma safhasında Yunanistan problem çıkarmıştır. Yunanistan İstanbul’da daha fazla Rum kalmasını istiyor; Türkiye ise yasalar çerçevesinde bu işi halletmek istiyordu. Nüfus mübadelesi so­runu Yunan başkanı ile Mustafa Kemal arasında 1930 yılında görüşülerek 10 Haziran 1930’da im­zalanan Ankara Antlaşması ile halledildi. Bu ant­laşmadan sonra Türk-Yunan ilişkileri düzelmiştir. Türkiye ile Yunanistan arasındaki dostluk ilişkileri 1954 yılında meydana gelen Kıbrıs sorununa kadar devam etmiştir.
 
B-Yabancı Okullar
 Lozan Antlaşmasına göre yabancı okulları Tür­kiye’nin belirleyeceği şartlara uyacaktı. Türkiye 1924 yılında okullarda dini ayin yapılması için bulundurulan salonların kapatılmasına; 1925 ve 1926 yıllarında ise yabancı okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya gibi derslerin Türk öğretmenler tara­fından okutulmasına; derslerde Türklük aleyhine bilgiler olmamasına ve okulların Türk müfettişler tarafından denetlenmesine dair kanunlar çıkardı.
 Fransa ve Papalık başta olmak üzere, Avrupalı devletler Türkiye’nin yabancı okullar konusundaki uygulamalarına karşı çıktı. Fakat okullar meselesini iç meselesi sayan Türkiye yabancı devletleri iç işlerine karıştırmadı.
 
C-Dış Borçlar Meselesi
 1928’li yıllarda görülen dünya ekonomik bunalımı Türkiye’yi de olumsuz etkiledi ve Türkiye Fran-sa’ya olan borcunu gerektiği gibi ödeyemez hale geldi. Bu durumdan dolayı Fransa ile bir müd­det gerginlik yaşandıysa da; sorun 1930 yılında karşılıklı görüşmeler sonucunda çözüldü.
NOT: 1954 yılında, borçların, ana parasının öden­mesi; 1984 yılında ise faizinin ödenmesi tamam­landı.
 
D-Irak Sınırı ve Musul Meselesi
 Musul Meselesi Lozan’ın bıraktığı problemlerden biriydi. İngiltere zengin petrol yataklarına sahip olmasından dolayı Musul’u Türkiye’ye bırakmak istemiyor ve sömürgeci düşünce ve ahlakı doğrultu­sunda bu konuyu kendi lehine çözümleyebilmek için her problemi çıkarıyordu.
 Musul Meselesinin çözümü için Türkiye ile İngil­tere arasında görüşmeler 19 Mayıs 1924’de başladı. Fakat İngiltere Hakkari’yi de tartışmalı bölgeden görmek isteyince görüşmeler kesildi. Bundan sonra mesele önce Milletler Cemiyetine, sonra Lahey Adalet Divanına gitti. Meselenin kendi konusu olmadığını ileri söyleyen Adalet Divanı meseleyi tekrar Milletler Cemiyetine havale etti. Meselenin bu şekilde uzatılması; İngiltere’nin zaman kazana­rak Musul ve civarında olaylar çıkarıp meseleyi lehine çözümleyebilmek isteyişinin bir sonucudur.
 
5 Haziran 1926’da imzalanan Ankara Antlaş­ması ile ;
1-Musul ve çevresi İngiliz mandaterliği altında bulunan Irak’a bırakıldı.
2-Irak hükümeti Musul petrol gelirlerinin vergisinin %10’unu 25 yıl süre ile Türkiye’ye vermeyi kabul etti. (Türkiye bu gelirden bir defaya mahsus olmak üzere 500.000 sterlin aldı.)
 
Önemi:
1-Bu günkü Türkiye-Irak sınırı çizildi.
2-Türk-İngiliz ilişkileri düzelmeye başladı.
3-Misak-ı Milliden taviz verildi.
 
E-Türkiye’nin Milletler Cemiyetine Girişi
    Milletler Cemiyeti 10 Ocak 1920’de Cenevre’de kurulmuştur.
 Musul Meselesinde İngiltere’nin çıkarlarına hiz­met etmiş olduğundan dolayı; Türkiye Milletler Ce-miyetine uzun bir süre güven duymadı.Türkiye’nin Avrupa’ya çok yakınlaşmak is­temeyişinde SSCB’yi küstürmeme düşüncesi de vardır. Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girmek gibi bir amacı yoktu. Lozan’dan sonra Türkiye’nin barış yolunda gösterdiği çabalar ve Musul’u Irak’a bırakmasından dolayı Türkiye’ye karşı sıcak dav­ranmaya başlayan İngiltere Türkiye’yi Milletler Cemiyeti üyeliğine davet edince; uluslararası barışa katkıda bulunmak istediğini göstermek isteyen Türkiye Milletler Cemiyetine 18 Temmuz 1932’de üye oldu.
NOT: 1934’de SSCB de MC’ ye üye oldu.
 
F- Balkan Antantı(9 Şubat 1934)
 
Antantın Oluşmasının Sebebi:
 1933’den sonra İtalya’nın hızlı bir şekilde silahla­narak Balkanlar’a yönelik politikalar üretmesi Bal­kan devletlerini ve Türkiye’yi endişelendirmiştir.
 
 
Antantı Oluşturan Devletler:
 Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya
 Bu antant devletlerin toprak bütünlüğüne saygı gösterme ve iç işlerine karışmama esasına dayanı­yordu.
 Önemi:
1-Türkiye Yunan sınırını güvence altına aldı.
2-Türkiye bölgede lider konumunda olduğunu gös­terdi.
3-Türkiye uluslararası barışa katkıda bulunmak istediğini gösterdi.
4-Montrö Antlaşması için Türkiye taraftar buldu.
  Not: Balkan Antantı II. Dünya Savaşının başla­ması ile dağıldı.
  
G-Montrö Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)
 Türkiye Lozan’da Boğazlar ile ilgili hükümleri, güvenlik konusunda Milletler Cemiyetinin etkili olacağı ve Avrupa’da silahsızlanmanın gerçekleşe­ceği ümidi ile, kabul etmiştir.
 1933 yılından itibaren Almanya ve İtalya’nın hızlı bir şekilde silahlanması ve MC’ni bu duruma bir çare bulamaması Türkiye’yi Boğazların güvenliği konusunda endişelendirdi. Lozan Antlaşmasının Türkiye’yi Boğazlar konusunda kısıtlayan hüküm­lerinin kaldırılması için Türkiye 10 Nisan 1936’da Lozan’ı imzalayan devletlere birer nota gönderdi. Antlaşmaların hiçe sayıldığı ve devletlerin dost arayışı içinde olduğu bir dönemde Türkiye’nin istekleri olumlu karşılandı ve Boğazların Statüsü İsviçre’nin Montrö kentinde tekrar görüşüldü.
 
Montrö Sözleşmesinin İçeriği:
1-Boğazlar komisyonu kaldırılarak görevleri Türk devletine devredildi.
2-Boğazlara Türkiye’nin asker sokması kabul e-dildi.
3-Ticaret gemilerinin Boğazlardan serbest geçişi kabul edildi.
4-Savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine sınırlama getirildi.
5-Savaş zamanında Türkiye’ye Boğazları kapatma hakkı tanındı.
 
Önemi:
1-Misak-ı Milli yönünde önemli bir adım atıldı.
2-Türkiye’nin uluslararası güç dengesinde önemi arttı.
3-SSCB kendisini Kara Deniz’de güvende hissetti.
4-Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki durumu güç­lendi.
Açıklamalar:
1-İtalya sözleşmeyi daha sonra imzaladı. (İtalya Habeşistan’a saldırdığı zaman MC’de olan Türkiye de İtalya’nın bu davranı­şını kınamak zorunda kal­mıştı.)
2-İngiltere Türkiye’nin Doğu Ak Deniz’de güçlü olmasını istiyordu.
3-SSCB Lozan’ın oluşturduğu Boğazlar rejimini beyenmiyordu.
4-Japonya II. Dünya Savaşından sonra görüşmeden çekildi.
 
H-Sadabat Paktı (9 Temmuz 1937)
Sebebi:
 İtalya’nın Akdeniz Havzası ve Ortadoğu’ya yöne­lik saldırgan tutumu.
Katılan Devletler:
 Türkiye, İran, Afganistan ve Irak
Önemi:
1-Türkiye İran ve Irak sınırını güvence altına aldı.
2-İtalya’ya karşı Balkanlar’da önemli bir caydırıcı­lık rolü üstlenmiş olan Türkiye Sadabat Paktı ile de tavrını devam ettirerek dünya barışına katkıda bu­lunma istediğini göstermiştir.
3-Türkiye bölgede öncü durumda olduğunu göster­miştir.
 NOT: II. Dünya Savaşı başlayınca pakt dağılmış­tır.
 
I- Hatay Sorunu
 Fransa, 1936 yılında Hatay’dan çekilerek, bölgeyi Suriye’ye bırakmak isteyince; bu durumun Ankara Antlaşmasına uymadığını ileri süren Türkiye MC-ye baş vurdu.
 II. Dünya Savaşı’nın belirtileri oluştuğundan do­layı Fransa Hatay meselesinde Türkiye’yi pek uğ­raştırmadı.
 3 Temmuz 1938’de Hatay meselesi çözümlendi. Bu çözüm doğrultusunda; 5 Temmuz 1938’de Türk askeri Hatay’a girdi. 2 Eylül 1938’de Hatay Meclisi açıldı. Tayfur Sökmen devlet başkanı, Abdurrah-man Melek başbakan oldu.
  Hatay Meclisi’nin verdiği kararla Hatay 29 Hazi­ran 1939’da Türkiye’ye katıldı.
 
Önemi:
1-Misak-ı Milli yönünde son adım atıldı.
2-Güney sınırı son halini aldı.
3-Mustafa Kemal II. Dünya Savaşı öncesi gelişme­lerini Türkiye’nin lehine kullanarak dahiyane bir siyaset izlediğini gösterdi.
  NOT: Hatay Türkiye’ye katılan son toprak parça­sıdır.
 
II. DÜNYA SAVAŞI (1939-1945)
 
I. Dünya Savaşından Sonra Barışı Koruma Ça­baları:
1-Milletler Cemiyeti kuruldu.
2-Çekoslovakya, Romanya ve Yugoslavya arasında Küçük Antant kuruldu.
3-Fransa ile Almanya 1925’de Locarno Antlaşma­sını imzaladı.   
4-Anlaşmazlıklara çözüm bulmak için Fransa ile ABD 1928’de Kellog Paktını kurdu. ( Bu pakta Türkiye 1929’da katıldı.)
5-Balkan Antantı, Sadabat Paktı ve Montrö Sözleş­mesi yapıldı.
 Savaşın başlamasında Almanya ve İtalya’nın sal­dırgan tutumu etkili oldu.
 Almanya ile İtalya’nın 1936’da kurduğu Mihver Devletler Grubuna 1937’de Japonya da katıldı.
 Mihver Devletler karşısında İngiltere ile Fransa Müttefik Devletler Grubunu oluşturdu.
 1936’da Habeşistan’a saldıran İtalya daha sonra ise Arnavutluk’u ele geçirdi.
 Hitler 1938’de Avusturya’yı Almanya’ya bağladı. Almanlar 1939’da Çekoslovakya’yı işgal etti. Al­manya ve Rusya aynı dönemde Polonya’yı işgal edince Fransa ve İngiltere olaya müdahale etti ve II. Dünya Savaşı başladı.
 Almanya Rusya’ya da savaş ilan edince Ruslar İngiltere tara­fına geçti. (1941)
 Japonya ABD’nin deniz üslerine ve Çin’e saldı­rınca; ABD ve Çin Japonya’ya karşı savaşa girdi.
 1942’de rejim değişikliği yaşayan İtalya İngiltere tarafında geçti.
 ABD, İngiltere ve Fransa’nın yaptığı Normandiya Çıkartması sonucunda Almanya teslim oldu.
 ABD’nin Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kent-lerine atom bombası atması sonucunda Japonya da savaştan çekildi.
 Türkiye; savaş esnasında İngiltere ve Rusya tara­fından savaşa girmesi yolunda zorlandıysa da, ta­rafsız kalmayı başardı. Almanya Bulgaristan’a gi-rince; Almanya ile Türkiye arasında 1941’de sal­dırmazlık antlaşması imzalandı. Türkiye savaşın bitmesine az bir zaman kala 1945’de Almanya ile Japonya’ya savaş ilan etmiş fakat savaşa fiilen girmemiştir.(Türkiye’nin bu tutumunda BM’ye girme arzusu vardır.)
 NOT: Kuzey Afrika Savaşları Almanya ve İtalya’nın karşısında İngiltere’nin üstünlüğü ile sonuçlandı.
 
II. Dünya Savaşının Sonuçları:
1-Almanya doğu-batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Doğu Almanya sosyalizme kaydı.
2-ABD ve SSCB süper güç haline geldi.
3-Orta ve Doğu Avrupa SSCB’nin kontrolüne girdi.
4-ABD ile SSCB arasında soğuk savaş dönemi baş-ladı.
5-Hindistan, Pakistan, Mısır, Cezayir, Tunus ve Libya bağımsız oldu.
6-1948’de İsrail Devleti kuruldu.
7-Sömürgecilik hız kaybetti.
8-Çin’de komünizm yayıldı.
9-MC BM’ye dönüştü.
10-TC-ABD ilişkileri gelişmeye başladı.
11-Filistin bağımsızlaştı
12-NATO ve Varşova paktları kuruldu.
13-Türkiye’de çok partili hayat başladı.
14-Yalta Konferansında dengeler kuruldu.
15-Paris Konferansında antlaşmalar görüşüldü.
 
II. DÜNYA SAVAŞINDAN SONRA BARIŞI
KORUMA ÇABALARI
1-Birleşmiş Milletler Teşkilatı kuruldu.
2-NATO kuruldu.
3-Balkan Paktı kuruldu.
4-Bağdat Paktı kuruldu.
 
A-BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
BM Teşkilatının Yapısı ve Özel­likleri:
1-Genel Kurul: Teşkilattaki devletlerin üyeleri bu kuruldadır.
2-Güvenlik Konseyi: 15 üyesi vardır. Bu üyeler­den ABD, İngiltere, Çin, Fransa ve Rusya veto hakkına sahiptir.
3-Ekonomik ve Sosyal Konsey:Savaşlara sebep o-labilecek sosyal ve ekonomik faktörleri ortadan kal-dırmaya çalışır.
4-Vesayet Konseyi: Kendi kendini idare edemeye­cek devletleri idare etmek için kurulan bu birim gü-nümüzde önemini kaybetmiştir.
5-Milletlerarası Adalet Divanı: BM’nin yargı or-ganıdır.
6-Sekreterlik:Personelden oluşur.
NOT: Türkiye de BM’nin kurucularındandır.
 
B-NATO VE ÖZELLİKLERİ
1-Brüksel merkez olmak üzere 1948’de kuruldu.
2-Uluslararası barışın korunması ve komünizme karşı korunum amaçlandı.
3-ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Hollanda, Lük-senburg, Belçika, Danimarka, İzlanda, İtalya, Nor­veç, Portekiz, Yunanistan, Almanya, İspanya ve Türkiye teşkilatın üyesidir.
Açıklama:Kore Savaşına asker göndermesi Tür­kiye’nin NATO’ya girmesinde etkili oldu. (1952)
 
C-VARŞOVA PAKTI
 Rusya’nın öncülüğünde Avrupa’nın sosyalist ülke-lerinin biraraya gelmesi ile kuruldu. Komünizmin önemini kaybetmesi ile teşkilat dağıldı.
 
D-BALKAN PAKTI (1954)
Kuruluş Sebebi:
 SSCB’nin Balkanlar’a yönelik saldırgan tutumu
Kurucu Üyeleri:
 Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan
Açıklama:Yugoslavya’nın  SSCB’ye yaklaşması ve Kıbrıs Meselesinden dolayı pakt kurulduğu yıl dağıldı.
 
E-BAĞDAT PAKTI (1955)
Kuruluş Sebebi:
 SSCB’nin Orta Doğuya yönelik saldırgan tutumu
Kurucu Üyeleri:
 Türkiye, Pakistan, İran ve Irak
 1958’de Irak pakttan ayrılınca; paktı İngiltere dıştan desteklemeye başladı; ki paktın bu haline CENTO denilir.
 
ATATÜRKÇÜLÜK VE TÜRK İNKILABININ
ÖZELLİKLERİ
1-Uyum içinde işleyen düşünce ve ilkelerden olu­şan bir bütündür.
2-Milletin ihtiyaçlarından doğmuştur.
3-Milli bir düşünce sistemidir.
4-İlerleme ve yenileşmeye açıktır.
5-Temelinde insanlığın binlerce yıldır işlediği ev­rensel değerler vardır.
6-Dışarıdan alınmış bir ideoloji değildir.
7-Doğmasının en önemli sebebi kişisel devlet yöne­timinin hiç bir kesimin istek ve ihtiyaçlarını karşı­layamamasıdır.
8-Türk İnkılabında Fransız ve Rus İhtilalinden farklı olarak; fikri ve ideolojik hazırlık safhası yoktur.
9-Bağımsızlık ve egemenlik birlikte yürütülmüştür.
 
Türk İnkılabının Evrenselliğinin Kanıtları:
1-Tüm dünyada etkili olmuştur
2-Sömürülen milletlere örnek olmuştur.
3-Günümüz meseleleri için ve başka milletler için çözümler içermesi
 
Türk İnkılabını Osmanlı Islahatlarından Ayı­ran Farklar:
1-Kapsamlı, değişimci ve köklüdür.
2-Sadece devleti ve kurumları değil halkı da yü­celtmeyi amaçlamıştır.
3-Islahatlar tereddütlü; inkılaplar kararlıdır.
4-İnkılaplarda dış baskı yoktur.
5-Sıra izlendi: Önce çağdaşlaşmayı engelleyen ku­rumlar kaldırıldı; sonra yenilik yapıldı.
  Açıklama: Faşizmde seçimle iş başına gelenler yönetimden ayrılmak istemez; Bolşevizmde ise millet egemenliği ret edilip sınıf egemenliği ön palanda tutulur.     
 
İLKELER
 
A-Cumhuriyetçilik
1-Devletin rejim şeklidir.
2-Halk egemenliğini esas alır
3-Demokratiktir.
4-Seçme ve seçilme hakkı tüm vatandaşlara verilir.
5-Hükümet ile millet arasında kopukluk yoktur.
6-Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez maddesidir.
7-Mustafa Kemal’in parti tartışmalarının dışında tuttuğu bir ilkedir.
8-Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilanı, Hali­feliğin kaldırılması Cumhuriyetçilik yolunda ya­pılmış devrimlerdir.
 
B-Milliyetçilik
1-Kurtuluş Savaşının yapılmasında ve Türk Devle-ti­nin kurulmasında temel ilke oldu.
2-Bu ilke fedakarlık ve dayanışmayı gerektirir.
3-Irkçılık ve ümmetçiliği ret eder.
4-Türkiye Cumhuriyeti’nin benimseyen ve “Tür­küm” diyen herkes Türk’tür.
5-Milli birlik ve beraberlik esastır.
6-Benimsediği eşitlik ilkesi ile Faşizm ve Nazizm­den ayrılır.
7-TBMM’nin açılması, Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyet yönetiminin kurulması, Halifeliğin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat Kanununun çıkarıl­ması, Türk Harflerinin kabulü, TTK ve TDK’nın kurulması bu ilke ile ilgilidir.
 
C-Halkçılık
1-Cumhuriyetçilik ve Milliyetçiliğin doğal sonucu­dur.
2-Halkın eşitliği esastır.
3-Halkın menfaatleri ön plandadır.
4-Sınıf mücadelesi değil; sosyal dayanışma esastır.
5-Sınıfçılık olmadığı için Komünizmden ayrılır.
 
Halkçı Devrimler:
1-TBMM’nin açılması
2-Saltanatın kaldırılması
3-Cumhuriyetin ilanı
4-Halifeliğin kaldırılması
5-Türk Medeni Kanununun kabulü
6-Aşarın kaldırılması
7-Kılık-kıyafet devrimi
8-Soyadı Kanunu
9-Kadınlara siyasal hakların verilmesi
10-Türk Harflerinin kabulü
 
D-Devletçilik
1-Devletçilik; devletin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda daha hızlı bir gelişme sağlamak amacıyla yaptığı uygulamalardır.
2-Bu ilke halkçılığın tamamlayıcısıdır.
3-Ekonomide planlı kalkınma hedeflenmiştir.
4-Karma ekonomiyi esas alan devletçilik ilkesinde özel mülkiyetin olması, devletçiliği ko­mü­nizmden ayırır.
5-Müdahalecidir; katı değildir.
6-Zamanın şartlarına göre değişmiştir.
 
E-İnkılapçılık
1-Çağın değişen şartlarına göre değişimi ve mo­dernleşmeyi esas alır.
2-TBMM’nin açılması ile başlayan Türk İnkılabı­nın devam ettiğini gösterir.
3-Durağan değildir.
 
F-Laiklik
1-Din-devlet işlerinin ayrılmasını ve vicdan hürri­yetini esas alır.
2-Mustafa Kemal’in parti tartışmalarının dışında tuttuğu ve taviz vermediği bir ilkedir.
3-Devlet vatandaşların inanma ve inanmama hak­kını anayasa ile güvence altına almıştır.
4-Osmanlı din devleti olmasının gereği olarak dini müesseseleşmesine yansıttığı için Laik Türk Dev­leti inkılaplar döneminde bütün müesseselere mü­dahale etme gereği duymuştur.
5-Din egemenliği değil; millet egemenliği esastır.
6-Hukuk birliği ve hukukun dinden bağımsız ol­ması esastır.
7-Dış devletlerin azınlıkların haklarını bahane ede­rek Türk Devletinin iç işlerine karışmasını önle­miştir.
8-Milli birlik ve beraberlik için önemlidir.
 
 Açıklamalar:
1-1928’de anayasadan devletin dini İslamdır maddesi atıldı
2-1928’de milletvekillerinin yemin şekli bu günkü haline geti­rildi.
3-1937’de 6 ilke anayasaya alındı.
4-Türk Milleti için dini dış politikada kullanma dönemi I. Dünya Savaşı ile bitti.
5-Kurtuluş Savaşı ümmet ideolojisi yerine millet ideolojisini getirdi.
 
BÜTÜNLEYİCİ İLKELER
Ulusal Egemenlik:Cumhuriyetçiliği bütünler
Milli Birlik ve Beraberlik:Milliyetçiliği ve Halk­çılığı bütünler
Milli Bağımsızlık: Dış politika ilkesidir.
Yurtta Sulh Cihanda Sulh: İç ve dış politika il-kesidir. Sınıf mücadelesine ve dış politikada saldır­ganlığa karşıdır. Milliyetçilik ve Halkçılığın bir so-nucudur.
Akılcılık ve Bilimsellik: Laiklik ve İnkılapçılığı bütünler
İnsan ve İnsanlık Sevgisi: İnsanları eşit görmeyi ve sevmeyi hedefler. Milliyetçilik ve Halkçılığı bü-tünler.
Çağdaşlaşmak ve Batılılaşmak: İnkılapçılığı bü-tünler
 
 




           
  TÜRK DEVRİMLERİ
Türk devrimleri; Çağdaşlaşma ve bu amaca ulaşma ideali içinde,tarihi ve sosyolojik gelişmelerin birer sonucu olarak görülen,Türk ulusunun geleceğini yaratma ülküsünün somut mimari taşlarıdır.
Ataürk’ün önderliğinde bir program dahilinde yapılan devrimleri sırasıyla açıklayalım. Kurtuluş savaşı sırasında 23 Nisan 1920 ‘de TBMM ‘nin açılmasıyla temelleri atılan, 20 Ocak 1921 (Teşkilat'-ı Esasiye) Anayasasıyla da tescil edilen bugünkü devletimizin kuruluşu ile başlayıp,1 kasım 1922'de Saltanatın kaldırılması ile sürdürülen devrimlere kurtuluş savaşı sonrası da ,Atatürk’ ün ‘’Asıl savaş’ yeni başlıyor ‘’ diyerek geriliğe ,yoksulluğa, cehalete karşı başlattığı savaşımıyla devam edildi.
* 17 Şubat -4 Mart 1923 İzmir İktisat Kongresi yapıldı.Kongre ,Ulusal ekonomi politikasını belirledi.Türk ulusu ,kan dökerek sahip olduğu ulusal bağımsızlık ilkesinden hiçbir biçimde fedakarlık yapmayacaktı.Bu bağımsızlık ilkesi içinde,büyük devletlerin ekonomik boyunduğuna girmeden kendi çabamızla ve öz kaynaklarımızla ekonomik kalkınmamızın gerektiği öngörüldü.Siyasal bağımsızlık gibi,ekonomik bağımsızlık da esastır denildi..Bu ilkeye titizlikle bağlı kalmak,emperyalist ülkelerin ileride tekrar tuzağına düşmemek için zorunlu olduğu kararlaştırıldı.
* 8 Nisan 1923 ‘de şŞERİAT MAHKEMELERİ KALDIRILDI uygar dünyanın kullandığı hukuk ve adalet düzenine geçildi.Her devletin hukuk sistemi,devletin temeline uygun olmak zorunludur.Dinsel temellere dayanan Osmanlı devletinin dinsel hukuku, kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin siyasal yapısına uygun değildi.Türkiye Cumhuriyetinin iki temel taşı, Cumhuriyet ve laiklik idi.Bu ilkelere uygun olmayan hukuk kurallarını ortadan kaldırmak ve yerlerine yenilerini koymak zorunlu idi.Laiklik ilkesi geliştikçe,hukuk düzeni de buna uygun biçimde değişmiştir.
* 3 mart 1924,TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU KABUL edildi.Eğitim sistemini en modern biçimde oluşturmak için,dağınık durumda bulunan eğitim ve öğretim kurumlarını tek merkezde birleştirmek gerekiyordu.Bu kanunla bu sağlanarak ilk adım atılmış oldu.Böylece okullar Milli Eğitim Bakanlığının denetime girdi.Eğitim laik tabana oturtuldu.
* 3Mart 1924'de 431 sayılı kanunla HALİFELİK KALDIRILDI .Dinsel ve dünyasal otoriteyi nefsinde toplayan Padişah-Halifenin kamusal ve dinsel gücüne son verildi.Dinsel hiçbir gücü bulunmayan,yalnız tutucuların,gericilerin odağı,dayanağı haline gelen,zaten tarihte de hükümdarların bir siyasal oyuncağı olmaktan ileri gedemeyen bu makamın kaldırılması,genç T.C. nin geleceği açısından oluşturduğu tehlike nedeniyle zorunluydu.Halifenin kaldırılmasıyla laik devlet düzenine geçişin en önemli evresi gerçekleştirilmiştir.Bundan sonra atılacak adımlar son derece kolaylaşmış,devrim karşıtları da en büyük desteklerinden yoksun kalmışlardır.
* 3 Mart 1924'de ŞERİYE  EVKAF  VEKALETİNE son veridi.Osmanlı devletinde her biçim din işini düzenleyen,ayrıca diğer devlet kurumlarınca yapılan her türlü işlemin dine uygun olup olmadığını denetleyen örgüt olan Şeriye Vekilliği kaldırıldı,yerine Diyanat İşleri Başkanlığı kuruldu.Bununla birlikte vakıfların yönetimini yapan Evkaf Vekilliği de kaldırıldı.Bunun yerine de Vakıf Genel Müdürlüğü kuruldu.
* 3 mart 1924'de MEDRESELER kapatıldı.
Medreseler orta ve yüksek öğretim ve eğitim kurumlarıydı.Mahelle mektebini bitiren,isteyen kişiler bu okullara giderdi.Medreselerde yalnız dinsel bilimler okutuluyordu.Modern anlamdaki müspet bilimlerin hiç biri okutulmazdı.Fatih'in İstanbul'da kurduğu Matematik ve Tıp medreseleri kısa bir süre sonra yozlaşmıştı.Bu iki medrese yalnız Ortaçağ matematiği ve tıbbı öğretirdi.Medreseler yeni ilmi ve teknik gelişmelere göre kendilerini yenileyemediklerinden çağ dışı kurumlar olarak kalmışlardı.Bundan dolayı da Osmanlıda,Tanzimat döneminden itibaren batı tarzı okullar açıldı.Bunlar;ortaokul düzeyinde ''rüştiye'',lise düzeyinde ''idadi ve sultani'' ve 1870 yılında batı tarzında açılan Darülfünun üniversitesidir.Meşrutiyet döneminde ilk ve orta öğretim kurumları,tanzimattan sonra da yüksek öğretim kurumlarının sayısı artmıştır.Fakat ,meslek okulu niteliğinde olan Tıp,Harp ve Mülkiye okulları dışında,gerçek anlamı ile üniversite kurulamamıştır.Batı tarzında ilk üniversitenin temelleri 1870 yılında Darülfünunun açılmasıyla atıldı.Fakat Darülfünunda beklenilen sonuçları vermedi.Bunun için batı tarzında ,çağdaş yada ve özellikte yüksek öğretim ve eğitim kurumları kurmak için ,çağın gerisinde kalan ,dinsel nitelikli olan medreseler kaldırıldı.
* 3 Mart 1924 ‘de ERKAN-I HARBİYE VEKALETİ (savaş bakanlığı) kaldırıldı:Bakanlar kurulunun bir üyesi olan Genel Kurmay Başkanlığı,bu siyasi organdan ayrıldı.Ve Türk Silahlı Kuvvetleri siyaset dışına alınmış oldu.
* 20 Nisan 1924'de YENİ ANAYASA(Teşkilat-Esasiye) kabul edildi.Saltanatın ve Halifeliğin kaldırılmasından sonra ,devletin anayasal yapısını daha elverişli biçime getirmek gerekiyordu.1921 Anayasası çok kısa ve eksik olarak yapılmış ve doğurduğu sorunlar nedeniyle de,siyasal bakımdan gelişmiş ve güçlenmiş devlet için yetersizdi.1921 Anayasasındaki ‘’Hilafet’’ ve ‘’saltanat’’ ile ilgili hükümler kaldırıldı. Egemenliğin ulusal niteliği daha da belirginleştirildi ve ulusal egemenliğin bölünmezliği ilkesi kabul edildi. Yine 1924 Anayasasının 2. Maddesin de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ‘’Dili’’nin Türkçe olduğu belirtildi. Böylece Osmanlı imparatorluğunda görülen süregelmiş dil anarşisine son verildi. Osmanlıca denilen ve ne Türkçe,ne Arapça ,ne de Farsça olan garip ve anlaşılması güç olan bu dil kaldırıldı.Gene Kapitülasyonlar döneminde özellikle Fransızca,pek çok devlet işinde kullanılıyordu.Onur kırıcı bu durum da düzeltilmiş oluyordu.
* 26 Ağustos 1924' de TÜRKİYE İŞ BANKASI kuruldu.Türk ulusunu sermaye birikimine alıştırmak,kredi kurumlarını geliştirmek amacıyla Atatürk tarfından kuruldu.Kısa sürede ulusal bir kuruluş haline geldi.Böylece Türkler ilk kez başarılı bir banka kurmuş oldular.Bu banka yurdun ticaret ve sanayi alanında ilerlemesine yardımcı oldu.Bundan sonra diğer bankaların açılmaya başladı.
* 31 Ekim 1924’de Milletvekili olan ‘’ORDU KOMUTAN'LARININ '' bu görevlerden birini seçmeleri kabul edildi. Böylece;Ordunun siyaset dışına alınmasında güçlü bir adım daha atıldı.
 
* 17 Şubat 1925'te Aşar vergisi kaldırıldı.Ekonominin temeli olan tarımı düzenlemek gerekiyordu.Bunun için de, yüzyıllardan beri köylüden alınan ,köylünün ürettiği ürünün yüzde onu olarak bazen oniki olarak alınan ''aşar'' vergisi kaldırıldı.Köylü ezilmekte olduğu bu verginin kaldırılmasıyla büyük bir nefes aldı.Tarımsal gelişme için iyi bir ortam yaratıldı.
* 2 Eylül 1925' de Şapka kanunu kabul edildi.Çağdaşlaşma sadece özde değil biçimde de olmalıydı. Toplum Fesli külahlı,abalı,şalvarlı poturlu,zıvgalı,çarşaflı, ve peçeli kıyafetler içinde bir karnaval görünüm içinde,Atatürk’ün deyimi ile’’altı kaval üstü şişhane’’ bir kıyafet çağdaş bir görüntü oluşturmuyordu.Düşüncesi çağdaş olan bir insanın kıyafeti de buna uygun olmalıydı. Toplumun kılık ve kıyafetini düzgün olması,iç yapısının ,düzeninin bir aynasıdır. Çağdaş bir devlet kurulmuştu,bunun yaşayışına geçmek ve görüntüsüne bürünmek gerekiyordu.Bu düşünceler ışığında yeni yaşam biçimine geçildi.
Osmanlı toplumunda ''sarık'' ilim adamına ait bir semboldü.Bu özelliğini zamanla kaybetmiş,sokakta herkes sarık takmaya başlamıştır.Alim ile cahil 'i ayırt edilemez olmuştur.
1832 yılında 2. Mahmut döneminde ordu mensuplarına Fes giydirldi.Fes İslamlıktan sonra ilk defa Fas ta giyilmişti.Bir yunan serpuşudur.Osmanlılarda,serasker ve kaptanı derya Koca Hüsrev Paşa Akdenizden bir sefer dönüşü Kalyoncu Askerlerine Fes giydirmişti
1903 yılında süvarilere ''kalpak'' giydirilmiştir.Birinci dünya savaşında ''Kabalak'' denilen başlıklar kullanılmıştır.24 Ağustos 1925'te Atatürk Kastamonuda ilk kez ''panama şapkası''nı giymiş böylece şapka devrimini gerçekleştirmiştir.
28 kasım 1925 'te fes kaldırıldı.1826-1832 yılları arasında toplum yaşamına giren ‘’fes’’terk edildi şapka giyildi.1934 yılında da ‘’dinsel giyimde’’ düzenlemeanlı devleti kapitülasyonlar nedeniyle sanayileşemiş ve yarı sömürge bir duruma düşmüştü.Kurtuluş savaşı bittiğ zaman ,sanayi kuruluşu sayılabilecek hiçbir kurum elimizde yoktu.Onun için çağdaş sanayi'yi kurmak zorunlu idi. Devlet'in gücü ile bunu sağlanması mümkün gözükmüyordu.Onun için Özel sermayeyi sanayileşme alanına çekebilmek için bu kanun çıkarılmıştır.
* 1 Kasım 1928’de yeni Türk Alfabesi kabul edildi. Arap Alfabesi Türkçe’nin yapısına hiç uymuyordu. Çünkü ,Türkçe dünyanın en çok seslisine sahip bir dil idi.Sesli seslerinin fonetik olarak tümü Arap alfabesinde yoktu. Böylece Türkçe tam bir imla anarşisi içine düşmüştü. Bu durum öğretimde ve öğrenimde büyük zorluk yaratıyor, ezberleme gerektiriyor ve çok zaman alıyordu. Çağdaşlaşma mücadelesinde kısa sürede okuma ve yazmanın gerçekleşmesi ,okuma ve okuduğunu anlama olanaklarının yaratılması,bilgi ve kültürün hızla yayılmasını sağlamak çok önemliydi.Atatürk Türkiyenin dünya da en müreffeh bir millet olarak varlığını sürdürmesinin ön şartını ;okuma yazma bilmeyen tek bir Türk vatandaşı bırakmamak ülküsüne dayandırıyordu. Bundan dolayı Latin harflerinden oluşturduğu Türk Alfabesini yaşama geçirdi. Türk Ulusunca bu değişiklik hemen benimsedi. Yeni Türk Alfabesi, okuma –yazma kolaylığı sağlandığı için kısa sürede ülkede okuma yazma oranı arttı.. Okuma –yazma % 4 ‘den 3-4 sene içinde % 40’lara ulaştı. Bu 600 senelik Osmanlı imparatorluğundaki okuma yazma oranının 10 katı demekti. Yine kısa sürede Türkçe’nin zenginleşmesi , bilim dili olması,ülkede basılan kitap sayısının birdenbire artması bütün bunlar Harf devrimin nimetleridir.
Bundan dolayı da yeni Türk kültürü ,bu devrim ile doğmuştur.
* 1929'da devletçilik politikasının uygulandı.1926 'da çıkarılan ''Teşviki Sanayi Kanunu'' ile özel sektöre türlü imkanlar sağlanmış fakat büyük olanaklara rağmen özel sermaye yeterli girişimi gösterememiş,istenilen sonuçlar alınamamıştı ve 1929 yılında,dünyanın geçirdiği en büyük ekonomik buınalımın Türkiyeye sıçramasının da etkisiyle bu politika uygulanmıştır.

TÜRK MEDENİ KANUNUN KABULÜ

17 Şubat
1926'da İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak TBMM'de kabul edilen Türk Medeni Kanunu, 4 Ekim
1926'da yürürlüğe konmuştur.
Türk Medeni Kanunu ile:
  • Ailede kadın-erkek eşitliği sağlandı.
  • Evlilikte resmî nikâh zorunluluğu getirildi.
  • Tek eşle evlilik esası getirildi.
  • Kadınlara, istedikleri mesleğe girebilme hakkı tanındı.
  • Mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın-erkek eşit hale getirildi.
  • Patrikhanelerin, din işleri dışındaki yetkileri kaldırıldı.
  • Siyasal Alanda Kadınlara Tanınan Haklar]
  • 1930'da Belediye seçimlerine katılma hakkı
  • 1933'te Muhtarlık seçimlerine katılma hakkı
  • 1934'te Milletvekili seçme ve seçebilme hakkı
    Medeni hukuk, şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen, şahısların doğumdan (tüzel kişilerde kuruluşundan) ölümüne (tüzel kişilerde sona ermesine) ilişkilerini düzenleyen özel hukuk dalıdır.
    Kişiler hukuku, aile hukuku, eşya hukuku, miras hukuku medeni hukuk kapsamında yer alır ve medeni kanunla düzenlenirler. Borçlar hukuku ve ticaret hukuku da aslında medeni hukukun uzantısıdır. Medeni hukuk salt bir hukuk dalı olmaktan öte hukukun özüdür.
  •  
  • Türkiye'de Medeni Kanun, İsviçre Medeni Kanunundan iktibas edilmiştir. Kazuistik metoda sahip Prusya Kanunu ile devrimci bir felsefeye sahip katı Fransız Kanunu arasında kalarak ortalama bir yol izlemiştir. Kanuna öncelik tanımakla birlikte hakime takdir hakkı da tanımaktadır. 1 Ocak2002 tarihinde tümüyle gözden  geçirilerek yenilenmiş ve Yeni Medeni Kanun yürürlüğe girmiştir.] Türk Medeni Kanununun Türkiye'nin modernleşmesinde benzersiz katkısı bulunmaktatır. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Kemal Oğuzman, Jale Akipek'in de aralarında bulunduğu hukukçular bu hukuk dalına büyük katkılar yapmışlar, ülkemizde medeni hukuk doktrininin oluşmasında büyük rol oynamışlardır.
  •  
  •       Eski Türk Devletlerinde kadınlar aile hayatında, mirasta, devlet yönetiminde hak sahibiydiler. Osmanlı Devleti’nde ise İslamiyet'in de etkisiyle kadınlar birçok sosyal, kültürel ve siyasi haktan mahrumdu. Örneğin; nüfus sayımında toplama dahil edilmiyorlardı, aile hayatında haremlik-selamlık vardı, yüzlerini peçeyle örtmek kanunlar nedeniyle zaruriydi, evlenme, boşanma ve miras işlerinde ikinci plandaydılar ve devlet memuru olamıyorlardı.
  •      Çağdaş, demokratik ve laik bir Türk toplumunu hedefleyen başta Mustafa Kemal Atatürk, dönemin hükümetleri ve TBMM, kadınların insan haklarından eşit olarak yararlanması için gerekli düzenlemeleri yapmışlardır.

* 1 Nisan1931’de ölçülerde değişiklik yapıldı.Ağırlık ölçülerinden okka ve dirhem yerine ‘’kilogram’’ uzunluk ölçülerinden arşın,endaze, ve kulaç yerine ‘’metre ‘’getirildi.Böylece Avrupa ile olan ticari ilişkilerde meydana gelen aksaklıklar giderildi.
* 15 Nisan 1931-Türk Tarih Kurumunun kurulması.Tarihimizin yalnızca Osmanlı ile sınırlı olmğunu,araştırarak bu gerçeği ortaya koymak ve yeni nesilleradığını,çok eski bir bir geçmişe day
anan köklü ve zengin bir tarihimiz oldue aktarma amacıyla, bizzat Atatürk’ün girişimleri ile kuruldu. Yapılan çalıişmalar sonucunda ,Türkün öz yurdu Anadolunun binlerce yıllık tarihi aydınlatılmış oldu.
Atatürk, bizzat Türk tarihine önem verdi.Tarih konusuna eğildi.1928 yılında Türk tarihi ile ilgili çalışmaları başlattı.Çok sayıda kişiye görev verdi.1930'da ''Türk Tarihinin Ana Hatları''adlı eser yayınlandı.Çalışmaları sürekli kılmak için 15 Nisan 1931'de Türk Tarihi Tetkik Heyetini''(bugünkü adıyla Türk Tarih Kurumu) kurdu.Aynı yıl dört ciltlik ''Genel Tarih''serisi yayınlandı.1932'de toplanan Birinci Türk Tarih kongresinde ''Türk Tarih Tezi''ortaya atıldı.1937 'de ikinci Türk Tarih kongresinde tarih tezimiz yabancı bilim adamlarınında incelemesine sunuldu.Tarih tezi kabul edildi.Milli tarihimiz gerçek kimliğini buldu.
Atatürk,milli sınırlar içinde ,ortak yaşanmış bir tarihi,bir milletin oluşmasında temel unsur olarak görüyordu.Bundan dolayı da,Türk tarihini aydınlığa kavuşmasını istiyordu.Türk milleti hakkında öne sürülen asılsız iddiaları yine tarihi bilgilerle cevap verilip çürütülmeliydi.Türk vatanının bütünlüğüne karşı girişilecek tertipler,tarihi kanıtlarla etkisi kılınmalıydı.
Atatürk'ün girişimleriyle başlatılan çalışmalar sonucunda,Türk milletinin üstün kabiliyetiyle dünya medeniyetine yaptığı hizmetler gözler önüne serildi.Türklük bütün asaletiyle dünyaya tanıtıldı.
* 12 Temmuz 1932-Türk Dil Kurumunun kurulması.Türkçe’nin bir kültür dili olmasını sağlamak, Dilimizi araştırmak,geliştirmek ,yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmak,aydın ile halk arasındaki dil ayrılığını kaldırmak amacıyla bizzat Atatürk’ün girişimleri ile 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurum kuruldu.Çümkü; Türk dili,yıllarca toprağa tutunmuş,gelişip serpilmiş bir ağaca benzemektedir.Bulunulan değişik coğrafi ortamlarda meyvelerini oluşturan sözcükler çeşitli şekillerde oluşarak devamlı artış göstermiştir.Türkler İslami yörüngeye girince ağaca Arapça ve Farsça aşılar yapılmış ve neticede meyveleri Türkçe ,Arapça ,Farsça olan adına Osmanlıca denilen bir ağaç oluşmuştur.Böylece bahçesine,köküne ve gövdesine uygun olmayan bir ağaç ortaya çıkmıştır.Zamanla bu ağacın meyveleri içinde Türk meyvesi ,önemini yitirmiş ve yok olma durumuyla karşı karşıya gelmiştir.''Bir ülkenin gelecekteki varlığı diline sahip olmaya bağlıdır.'' ''Bir milleti yok etmek için önce dilini bozunuz ''gibi özdeyişleri hatırlarsak bu durum hiç de iç açıcı gözükmüyordu.
Türk dil ve Tarih çalışmaları sonucunda Türkün öz yurdu ,Anadolunun binlerce yıllık tarihini de aydınlatmıştır.Böylece,modern kalıplar içinde ulusal bir kültürün doğması yolu açılmıştır.Halk evleri yolu ile halkı eğitmek yöntemi izlenmiş,bir yandan da güzel sanatların geliştirilmesine çaba harcanmıştır.Kurulan Güzel Sanatlar Akedemisi ,Devlet Konservatuvarı gibi kurumlarla da gerçek Türk kültürünün doğuşu başlamıştır.
* 1933 Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesinin kurulması.
* 1933'de Darülfünun kaldırılıp onun yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu.Bu üniversite Batı Avrupa modeline göre örgütlendi.Böylece gerçek bilginin kapısı açılmış oldu.Türk biliminin temeli kuruldu.Bu üniversite Atatürk'ün kurduğu ilk üniversite idi.
Üniversiteler özgür düşüncenin ve bilimsel araştırmanın merkezleridir.Gelişmiş toplumlar,birer üniversite kalesidirler.Osmanlıda batı tarzında açılan ilk üniversite 1870 yılında kurulan Darülfünundur.Fakat beklenen sonuçları vermemiştir.1933 yılına kadar bu bilim kurumunu modernleştirme çabaları yetersiz kalmıştır.
Kalkınma sorunun sistemli bir biçimde incelenip çözümlenmesinde en önemli görev üniversitelere düşmektedir.Eğitim sistemi yenilenirken ,universitede kuşkusuz bu sistemin içinde ele alınacaktı.Tek üniversitemizi klasik batı üniversiteleri düzeyine çıkarmak gerekliydi.Bu yıllarda Alman diktatörü Hitler'in zülmünden kaçıp Türkiyeye sığınan çok değerli bilim adamları vardı.Üniversitelerin kurulmasında ve işlevinde bunlardan yararlanma yoluna gidildi.2. Dünya savaşına kadar ülkemizde kaldılar.Bir kısmı ülkemizde kaldı.Ölünceye kadar hizmette bulundular.
* 1933'de Türk tarihinde ilk kez,planlı ekonomiye geçildi.İzmir İktisat Kongresinde Türkiyenin sorunları tespit edilmiş ancak ,bu sorunların hangi yöntemle çözüme kavvuşturulacağı belirtilmemişti.Varılan kararlar hükümete büyük ölçüde ışık tutmuştur.Ama kalkınma biçimi saptanmadığı için delet ekonomik hayata karışmak zorunda kalmıştır.1933 yılına kadar düzensiz bir biçimde gelişme göstermiş ve 1933 yılında planlı ekonomi dönemine geçilmiştir.Bu ''İlk Beş Yıllık Plan'' ın uygulamaya komulmasıyla gerçekleşmiştir.Bu olay Türk tarihinde ilk kez ,modern sanyileşmeye başlanıldığının simgesidir.
* Türklerin 1934 yına kadar ,soyadları olmadığı için ,toplumsal ilişkilerde aksamalar ve sakatlıklar oluyordu.Vatandaşlar yalnız öz adları ile anılıyordu. Ailelerin belirli bir adı yoktu.Bu durum sakıncalıydı.Öte yandan nüfus kayıtları karmakarışık idi.Askere alma işlerinden,ekonomik işlere kadar tüm işlemlerde soyadı yokluğu yüzünden büyük zorluklar çıkıyordu.O zamanlar buna bir çare olarak ,insanlar doğuş yerlerine göre ve lakaplarına göre adalndırılmıştır.Ancak bu durum toplumsal ilişkilerde bir düzen sağlamıyordu. Bunu gidermek için ,21 Haziran 1934’de resmi ilişkilerdeki kargaşalığa son verip, sağlıklı bir hale getirmek ve kişilerin kimliklerinin doğru olarak saptanması ve böylece aralarında eşitlik sağlanması amacıyla soyadı kanunu hazırlandı. 2 Kasım 1934’de''Soyadı Kanunu'' çıkarıldı.Bu kanun ile her Türk'ün öz adından başka soyadı taşıması da zorunlu tutuldu.Soyadları Türkıçe olacak,''rütbe,memurluk,yabancı ırk ve ulus adlarıyla ahlaka aykırı ve gülünç''olan kelimeler soyadı olarak kullanılmayacaktı.
Gazi Mustafa Kemal Paşa ,2258 sayılı kanunla '' ATATÜRK''soyadını aldı.Bu soyadını O'na T.B.M.M verdi.Böylece,Türklüğü düştüğü uçurumdan çekip çıkaran büyük insana ,ulusu,en büyük armağanı vermiş oldu.Atatürk kelimesi artık Türk ulusunun yücelme azmini ifade eden bir simge olmuştur.
Aynı yıl ,Osmanlı toplum yapısını anılarda canlandıran,ayrıcalık ifade eden eski unvanlar kaldırıldı.''Ağa,Hacı,Hafız,Hoca,Molla,Efendi,Bey,Beyefendi,Paşa,Hanım,Hanımefendi,Hazretleri''gibi eski toplumsal zümreleri belirten unvanlar 2590 sayılı kanun ile kullanımı yasaklanmıştır.Erkek ve kadın vatandaşlar kanun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adları ile anılacaklardı.Gene sivil rütbe,nişan ve madalyalar kaldırıldı.Osmanlı yöneticileri ,kendilerine hizmet edenleri nişan ve rütbeye boğmuşlardı.Bu sıfatların varlığı modern bir deletin vatandaşlarına yakışmıyordu.Bununla birlikte,vatan savunması yolunda alınan nışanları taşımak serbest bırakıldı.Böylece devlet içinde her vatandaş aynı gözle görülmeye başlandı.Bugün kullandığımız ''beyefendi'',hanımefendi''gibi sözcükler,artık toplumsal bir tabakanın işareti değil,yalnız bir nezaket ve incelik ifadesidir.
 
* Soyadının ,kıyafetinin zaman,uzunluk ve ağırlık ölçülerinim değiştirilmesi pek olağan görülebilir. Ancak,bu yeniliklerin olmadığı zamanlarda,yurtta bulunan karışıklık göz önünde canlandırılırsa ,yapılan düzenlemenin ne kadar önemli olduğu anlaşılır.Bu değişikliklerle Türkün dış hayatı düzene girmiştir.
 * 1935 Hafta tatili Pazara alındı.(1924 de hafta tatili cuma günü kabul edilmiş idi.)
* 1937 'de ''İktisadi Devlet Teşekklleri'' eliyle önemli işletlemeler kuruldu.Malatya,Kayseri,Bursa Merinos Fabrikaları,Gemlikte yapma ipek fabrikası,İzmitte büyük bir kağıt işletmesi,Paşabahçe cam ve şişe fabrikaları açıldı.Karabük'te ağır sanyi kurulmasına başlandı.1939'da ,ilk demir-çelik işletmesi açıldı.Bu dev kuruluşlar ,Sümerbank eliyle gerçekleştirildi.Etibank ile yeraltı servetlerimizin saptanması ve işlenmesi sağlandı. Ulaşım alanında demiryolları yapımı ile yurdun hemen hemen bütün önemli merkezleri birbirine bağlandı.Karayollarında da düzenlemeler yapıldı.
* Halk sağlığına önem verildi.Sağlık işleri bakanlık düzeyine çıkarıldı.Halkın sağlığı yükseltilmeye çalışıldı.Doktor ve eczacı yetiştirilmesine hız verildi.Özellikle sıtma ve frengi gibi,belirli bölgelerde felaket durumunu almış,kuşakların kökünü kurutan hastalıklarla yapılan mücadeleler büyük bir başarı ile sonuçlandırılmıştır.Sağlık kurumları her tarafa açıldı.Bu alanda da önemli başarılı sonuçlara varıldı.
 * Cumhuriyetimizin esaslarını olan Atatürk devrimleri ile Anayasa düzeni içinde yer alan ilkeler,milli ülkülerimize ulaşabilmenin bir aracı niteliğinde düşünülmüş ve gerçekleştirilmiştir.Atatürk'ün belirlediği çağdaş uygarlık düzeyine hatta üzerine çıkma mücadelesini kapsamaktadır.Bu mücadele dün olduğu gibi bugün de büyük bir inanç ve kararlılıkla sürdürülmektedir.


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=