BAKARSAN BİR ŞEY GÖRÜRSÜN,GÖRMEK İÇİN BAKARSAN ÇOK ŞEY GÖRÜRSÜN
  BAK,GÖR,İNCELE.
irfgzr2 - ULİLŞ(çalıma soruları)

  SLAYT SHOW(Türkiye)
  => irfgzr
  => Tarih İLE İLGİLİ
  => KONUŞMA
  => YAZMAK
  => İLETİŞİM
  => BEDEN DİLİ
  => COŞKU
  => DOSTLUK
  => MUTLU OLMAK
  => VİDEOLAR
  => AKILLI TAHTA(SMART BOART)
  => 18 MART (ÇANAKKALE ZAFERİ)
  => 23 NİSAN
  => 19 MAYIS
  => Osm Dev (Ders Notları)
  => HARİTALAR
  => OSMANLI TARİH(soru-cevap)
  => OSMANLIDA İLKLER
  => Tarih Çağları(genel özellikleri)
  => İNK.T.DERS NOTLARI
  => TEST-T. İNK.T.ve ATA
  => İNK T(soru-cevap)
  => 24 KASIM(Atatürk'ün Öğretmen Yönü)
  => CUMHURİYET BAYRAMI
  => Albert Einstein’in Atatürk’e yazdığı mektup
  => AB DESTEKLİ BÖLGESEL KALKINMA PROGRAMLARI
  => AB EĞİTİM VE GENÇLİK PROGRAMI
  => Atatürk'ün Kimlik No'su
  => Atatürk'ü Koruma Kanunu
  => Atatürk'ten AnılarYeni sayfanın başlığı
  => Atatürk Oratoryosu
  => Atatürk'ün Vasiyeti
  => ATATÜRK'ÜN SOY AĞACI
  => Dokuz Taş(Dokuz Kumalak)
  => Tarih Terimleri(sözlük)
  => TEST-LİSE 9.sın.
  => Tarh Öğrtm Ana Kaynak
  => SİYASİ PARTİLER
  => KOCA YUSUF
  => GÜZEL VE ÖZLÜ SÖZLER
  => PİRİ REİS VE HARİTASI
  => Aile Soy Ağacı
  => TÜRKİYE VE AVRUPA
  => EYC(Avrupa Gençlik Mrk)
  => ETİK EĞİTİMİ
  => EYF (Avrupa Gençlik Vakfı)
  => GENÇLİK HİZMETLERİ DAİRE BŞK
  => TEST(LİSE 10)
  => İlk Kadın Öğretmen(Refet Angın )
  => SINAV STRESİ
  => RİSK YÖNETİMİ
  => Tarih Programları
  => Türklerin ilginç icatları
  => SÖZLÜK(ulslararası ilşkl
  => Büy.sanayi.devr
  => EDİRNE
  => ÇAĞ.T.VE.DÜN.T
  => ÇTDT(2.dönem çalışma soruları)
  => çiçeklerin anlamı
  => 10 ALTIN ÖĞÜT VE ÜÇ ŞEY
  => Uluslararası İlişkiler(ders notları)
  => Biyografi
  => ULİLŞ(çalıma soruları)
  => II.DÜNYA SAVAŞI (ÇALIŞMA SORULARI)
  => BÂCİYÂN-I RUM
  => Türk Kadını(Milli Mücadelede)
  => Etik hikayeler
  => GÜNLÜK GAZETE HABERLERİ
  => FOTOĞRAFLARLA ATATÜRK
  => TÜRKİYE
  => Resimler(Osm)
  => Osman Bey-Şeyh Edebali
  => OĞUZLAR
  => Osm.dev.yerine kurulanlar
  => Osm.dev.yklş
  => Osm-ALBÜM
  => TARİH (Lise 10-Günlük Plan)
  => Osmanlı'dan ABD'ye Deve Yardımı
  => TARİHÇİLER(Osmanlı)
  => Tarihte OsmXRus Savaşları
  => Kıssadan Hisse
  => Hürrem
  => İnsan
  => ULİLİŞ(2.DÖN.ÇALŞ.SOR)
  => MECLİS(İç Tüzük)
  => DEVLET BAŞKANLARI
  => Kur.sav.karş.sorunlar
  => 6 Şapkalı Düşünme Tekniği
  => KARİKATÜR
  => Etik Sözler
  => ANILAR
  => ANNELER GÜNÜ
  => Arkadaşlık
  => ATATÜRK
  => ATATÜRK İLKELERİ
  => ATATÜRK-İLETİŞİM
  => Atatürk'ün Bursa Gezileri
  => Atatürk'ten Alacağımız Feyizler
  => Atatürk ve Doğa
  => Atatürk'ün çıkardığı gazeteler
  => ATATÜRK'ÜN SON RÜYASI
  => Atatürk'ün Laikliğe Bakışı
  => ATATÜRKÇÜLÜK
  => Atatürk'e suikast
  => ATATÜRK'TEN ANILAR
  => ATATÜRK(Yakın Arkadaşları)
  => Bilim Adamları ve Buluşları
  => Atatürk'ün Türk Tanımı
  => ATATÜRK'ÜN YAZDIĞI KİTAPLAR
  => Atatürk Madame Tussauds Müzesinde
  => ABD'ye ilk Atatürk heykeli dikiliyor
  => Atatürk'ün Çift Alfabeli İmzası
  => Atatürk Devrimleri
  => Atatürk'e Ait Eşyalar
  => Atatürk Takvimi
  => AMERİKANIN VERGİ ÖDEDİĞİ TEK DEVLET
  => Aklın Yolu Birdr.
  => BECERİ
  => DÜNYADA GAZETENİN TARİHÇESİ
  => DÜNYANIN ''EN'' LERİ
  => OFKE VE ÖFKE KONTROLÜ
  => ULUSLARARASI İLİŞKİLER(2.Dön.çalışm.soru)
  => GİYİM VE KUŞAM(Osm dev. kadın
  => Pusula,Barut,Kağıt ve Matbaa
  => ALINTILAR
  => 2.DÜNYA SAVAŞI
  => LİSE-9(Ders Notları)
  => İLGİNÇ BİLGİLER
  => İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ
  => PROTOKOL
  => TARİH ÖĞRETİM YÖNTEMİ
  => METE HAN(Oğuz Kağan)
  => TARİH ŞERİDİ
  => ERMENİLER
  => MY MOTHER
  => MEVLANA
  => 1.Meclis
  => Mehmet Akif Ersoy
  => Mimar Sinan
  => SÖZLÜK(Dini kelime ve deyimlerin anlamları)
  => HAYALİ CİHANA DEĞER
  => LİDER
  => Wikileaks Nedir?
  => 1 Nisan şakası
  => ATATÜRK VE TARİH
  => ATATÜRK’ÜN KARLSBAD’A GİDİŞİ
  => ATATÜRK'ÜN HUKUKA BAKIŞI
  => ATATÜRK'ÜN EĞİTİME BAKIŞI
  => ATATÜRK VE AHLAK
  => ATATÜRK'ÇÜ DÜŞÜNCE
  => SOYKIRIMLAR TARİHİ
  => ATATÜRK VE MİLLİYETÇİLİK
  => ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE BAKIŞI
  => ATATÜR VE DEVLETÇİLİK
  => ATATÜRK VE ÇAĞDAŞLAŞMA
  => ATATÜRK VE CUMHURiYET
  => ATATÜRK VE İNSANLIK SEVGİSİ
  => ATATÜRK VE LAİKLİK
  => Atatürk'ün Araştırma Yöntemi
  => ATATÜRK VE İNKILAP
  => ATATÜRK VE HALKÇILIK
  => ATATÜRK VE BAĞIMSIZLIK
  => Atatürk'ün sevdiği şarkılar
  => AFFETME
  => BİR ERGENDEN MEKTUP
  => BİR ŞEY
  => BURSA'DA İLKLER
  => HAYAT
  => Telafisi olmayan
  => Teknoloji(Videolar)
  => TARİH (TARİH ŞERİDİ)
  => HOŞGÖRÜ
  => Araştırma Yöntemi
  => TAKVİMLER
  => TÜBİTAK
  => TİMSAH YÜRÜYÜŞÜ
  => Mnzr
  => MARŞLAR
  => MESLEKLER(Tarih ile ilgili)
  => NUTUK
  => RESİMLER(OSM.MED.)
  => SARI ZEYBEK
  => MÜZİK
  => ÖLÇÜ BİRİMLERİ
  => ÖNYARGI
  => 1.DÜNYA SAVAŞI
  => 10 KASIM(Tören Konuşması)
  => İSTANBUL RESİMLERİ
  => 100 TEMEL ESER
  => TARİH(soru-cev)
  => İŞGALLER(İllere Göre)
  => YAZMA ESERLER
  => VİDEO 2
  => DEVŞİRME(OSM)
  => 100 Türk Edebiyatçısı
  => ÜNLÜ TARİHÇİLER
  => 14 ŞUBAT
  => Sürgündeki Hânedan
  => OSMANLI KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
  => TARİHİ YAPILAR
  => ANDIMIZ
  => İlginç Şeyler
  => Üç çeşit insan
  => BİLİYOR MUSUNUZ?
  => SLAYT> 1.dünya sav
  => TAVLA
  => KONUŞAN HEYKELLER
  => İstanbul İsimleri
  => Arkadaş
  => Dünya'nın Enleri
  => Yapılandırma Sistemi
  => BULUŞ YOLUYLA ÖĞRENME
  => ALO
  => PROJE NEDİR,NASIL HAZIRLANIR?
  => Performans
  => LİSE 9(DERS NOTLARI)
  => TARİH KAYNAKLARI
  => Kur.sav.Kahraman,yapıt
  => Tarih Dersine Nasıl
  => LİSE 10(17-18 YY)
  => TARİHTE İLK
  => EYLÜL AYI MESLEKİ ÇALIŞMA RAPORU
  => YGS
  => YGS-LYS Tüm sorular
  => LYS
  => YGS-İNK TARİHİ SORULARI
  => ÖSYM-LYS
  => TEST(Karma)
  => ÇTDT
  => SEVGİ VE SAYGI
  => 9.SIN KİTAP CEVAP
  => MİLADİ VE HİCRİ YILI BİRBİRİNE ÇEVİRME
  => İlk Milletler Arası Dili Bir Türk İcat Etmiş
  => ANKA KUŞU
  => OSMANLICA
  => ÇTDT(Test)
  => ADAKALE
  => BİLİMSEL ARAŞTIRMA
  => “Tarihe Geçen Hazırcevaplar”
  => FIKRALAR
  => ARMA(Osm)
  => TARİH HARİTALARI
  => GİZLİ KAHRAMANı
  => MAKALELER
  => MESAJ (ŞŞAL MEZUNLARINA)
  => Makale(Halil İnalcık)
  => KAYNAKÇA
  => BAŞARILI HİKAYELER
  => Savaş ve Barış
  => PROJE HAZIRLAMA
  => İcatlar ve Keşifler
  => YÜRÜYEN KÖŞK
  => RAPORLAR
  => KUT-ÜL AMARE ZAFERİ
  => TÜRK BÜYÜKLERİ(ALFABETİK SIRA)
  => TÜRK BÜYÜKLERİ SERİSİ
  => Sınavlara Hazırlık
  => PROJE
  => TÜRK BÜYÜĞÜ(257)
  => BİLİM KADINLARIı
  => TÜRK BÜYÜKLERİ
  => TARİH ÇEVİRME KLAVUZU
  => GÜVENME
  => ATATÜRK ALBÜMÜ
  => EN GÜZEL GEZİLECEK YERLER
  => LİSE 3(Seç.T) DEVLET TEŞKİLATI
  => LİS-3(seçT)DEV.YÖN
  => TARİHTE BUGÜNı
  => Lis 3-seç.T.(Hukuk)
  => TOPLUM GELİŞİM
  => LİSE 3 (EKONOMİ)
  => LİSE 3(EĞİTİM-ÖĞRETİM)
  => soru-cevap(osm .dev.)
  => osm.Tarh(soru-cevap)
  => Kavram Haritaları
  => DERS ÇALIŞMA
  => DİNLEME
  => ANTLAŞMALAR(Osm)
  => KİTAP KAMPANYASI
  => LİSE 3(SANAT)
  => lise 3(seç.T-sorular)
  => ATATÜRK (ANILAR)
  => irfgzr2
  => HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI?
  => ZÜMRE(İLÇE-2017-2017-SENE BAŞI
  MÜZE
  İLK DERS
  TARIH ARAŞTIRMA SITESI
 







 irfgzr2 ile ilgili görsel sonucu
İRFAN GEZER

 



ÇALIŞMA SORULARI
              (Uluslar arası İlişkiler)
S.)Devlet nedir?
C.) Siyaset Bilimi’nin ana konusu uzun yıllar boyunca “devlet” olmuş, ancak son dönemde toplum araştırmaları devlet konulu çalışmaların önüne geçerek Siyaset Bilimi’nin temel konusu haline gelmiştir. “Devlet nedir”, “Devlet nasıl oluşmuştur”, “Devlet nasıl olmalıdır” yıllar boyu Siyaset Bilimi’nin ana soruları olmuştur.
      “Devlet nedir” sorusuna tarih boyunca çok farklı cevaplar verilmiştir;
Marksistlere göre devlet bir sınıfın diğer sınıfları egemenliği altında bulundurduğu bir örgütlenmedir ve ilerleyen süreçte yok olacaktır.
     Hegel’e göre devlet Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi olan kutsal bir kavramdır ve başlı başına bir amaçtır.Yaygın görüşe göre devlet insan mutluluğunu ve düzeni sağlama amaçlı bir araçtır.Anarşistlere göre devlet insan doğasına aykırı ve yıkılması gereken bir düzenlemedir.
  “Devlet, milletin hukuki kişilik kazanmış şeklidir.” (Klasik Fransız Kamu Hukuku tanımı)
 “Devlet, etkili olarak yürürlükte bulunan bir hukuki normlar sistemidir.” (Hans Kelsen)
   “Devlet, Tanrı’nın yeryüzündeki yürüyüşüdür.” (Hegel)
 “Devlet, egemen sınıfın en örgütlü yapısıdır.” (Lenin)
   “Devlet, belli sınırlar içerisinde meşru fiziksel güç kullanma tekelini elinde bulunduran aygıttır.” (Max Weber)
  - Devlet, bütün zamanlar bakımından genel geçer bir tanımının yapılması oldukça güç olan bir kavramdır. Bunun sebebi devletin "çok yönlü" ve "soyut" bir olgu olmasıdır. Bu nedenle her bir farklı bakış açısı, her disiplin, her ideoloji kendi devlet tanımını yapabilecektir. Devleti bir bütün olarak anlamak ancak bu parçaları birleştirmekle olabilir.
 - Hukuki açıdan devlet, genellikle unsurlarından hareketle tanımlanır. Buna göre devlet; “Ülke adı verilen belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir”.

 
S.)Devlerin Ana Unsurları nelerdir?
C.)  Ülke (Toprak): Sınırları belli olan ve üzerinde hakimiyet sağlanmış bir toprak parçası, yurt.
  İnsan Topluluğu (Halk): Devletin çeşitli haklar tanıdığı ve kendi meşruiyetini tanıyan insanlar bütünü, vatandaşlar.
İktidar: Çeşitli hukuki-siyasal düzenlemelerle oluşturulan devletin halk üzerindeki yaptırım yetkisi.
Sonuçta; “Devlet, belli bir ülke üzerinde yerleşmiş, zorlayıcı yetkiye sahip üstün bir iktidar tarafından yönetilen bir insan topluluğunun meydana getirdiği siyasal örgütlenme, siyasal kuruluştur”.
 
S.)Devletin kökeni nedir?
C.)
 Aristo’ya göre, arılar ve karıncalar gibi bir “politik hayvan” olan insanın doğasında örgütlenmek ve devlet oluşturmak vardır. Ancak devletin kökeni ve doğuşu konusunda farklı teori ve düşünceler bulunmaktadır.
 1-) Dinsel ve metafizik temele dayalı açıklamalar (Siyaset Bilimi’nin araştırma alanı dışında kabul edilir)
 2-) Hipotetik yani varsayıma dayalı teoriler (İnsanları doğal durum yani devletsiz pozisyonda kabul ederek devletin nasıl oluşmuş olabileceğine dair yapılan zihinsel egzersizler) à Toplumsal sözleşme teorileri (Hobbes, Locke, Rousseau, Rawls)
 3-) Siyasal toplulukların gelişimlerini ve devlet haline geçişlerini tarihsel ve sosyolojik açıdan inceleyen teoriler

S.)Modern devlet nedir?
C.)
Her ne kadar devletlerin temelleri çok eski çağlara götürülebilse de, modern devletler (ulus devlet veya milli devlet) oldukça yeni kuruluşlardır ve bugünkü unsurlarıyla 16. ve 17. yüzyıllarda oluşmaya başlamışlardır.
  Modern devlet tüzel kişiliği olan hukuki bir yapılanmadır. Tüzel kişiliği sayesinde devletin kişiliği ve eylemleri hukuki temele ve güvenceye kavuşur. Ayrıca tüzel kişilik sayesinde devletin devamlılığı sağlanır.
   
     İki savaş arası dönem uluslar arası ilişkiler disiplini için oldukça verimli ve bereketli yıllar olarak tanımlanır. Özellikle uluslar arası kurumlar çerçevesinde barış içinde bir dünyanın nasıl kurulabileceği tartışmaların ana ekseni olmuştur. II. Dünya savaşı, uluslararası ilişkiler disiplini için hem hayal kırıklığı yaşatan hem de yeni ufuklar açan bir dönemdir. İki savaş arası dönemin hakim yaklaşımı olan barış içinde bir dünya tasavvuru yıkılmış ve olaylar artık “güç” ve “çıkar” çerçevesinde incelenmeye başlanmıştır.
 
S.)Ülkemizde de uluslar arası ilişkiler disiplinine ilgi duyan grupların ortaya çıkması ne zamandır?
C.) 2. Dünya savaşı sonrasındadır.
    

S.)Hükümet dışı örgütler nedir?Neden ihtiyaç duyulur?
 C.)Uluslararası örgüt kavramı, en geniş anlamıyla, uluslararası düzeyde faaliyet gösteren, ticari amaç taşımayan ve birden çok devleti ilgilendiren fakat devlet niteliği taşımayan her türlü birleşmedir.

S.)Uluslar arası örgütler kaç türlüdür?
C.) Uluslararası örgütler iki türlüdür:
a) Hükümetler arası uluslararası örgütler (international inter-governmental organizations)
b)Hükümetler-dışı uluslararası örgütler (international non-governmental organizations ).
 
     Buna göre örgütlerin hükümetler arasında resmi yollarla yapılan bir anlaşma sonucunda kurulmuş olmaları halinde hükümetler arası bir örgütten söz edilebilir. Bu türden örgütlerin ilk örneği olarak 1825 Viyana Kongresi sonrası kurulan Ren Nehri Komisyonu örnek olarak verilebilir. Hükümetler arası örgütler yalnızca bir tek amaca yönelik olarak kurulabileceği gibi birden çok amacı da kapsayabilmekte, bunu dışında global-bölgesel , yeni üyeliklere açık-yeni üyeliklere kapalı ekonomik nitelikli-ekonomik nitelikli olmayan gibi bir çok farklı ayrıma da tabi tutulabilir. Hükümetler dışı örgütler ise hükümetler arası bir anlaşma ile kurulmayan her örgütlenme biçimini içermektedir. Bu örgütler de kendi aralarında 3 kategoriye ayrılırlar: a- hakiki hükümetler dışı örgütler b- merkez hükümetler dışı örgütler c- hükümetler dışı örgütler Uluslararası ilişkiler sahnesi, şimdiye kadar, Hükümet dışı Örgütlere aşina değildi. Nitekim bu sahnenin geleneksel olarak dört tip oyuncusu vardı. Diplomat , asker, tacir ve misyoner. İşte uluslar arası örgütler bu dördüncü oyuncunun bir uzantısı olarak karsımıza çıkar. Hükümet dışı Örgütlerle ilgili olarak, uluslararası meşruiyetten söz etmek doğru olmayacaktır, çünkü bu meşruiyet hiçbir zaman nihai olarak kazanılmış değildir. Buna karşılık, bu örgütlerin meşrulaşma kiplerine eğilmek son derece ilginçtir. Profesyonellikleriyle, gerek devlet temsilcileri, gerek uluslararası kurumlar tarafından ciddiye alınmaktadırlar. Hükümet dışı Örgütler, eskiden devlet temsilci...
 
S.)Hükümet dışı örgütlerin (NGO’s)  demokratikleşmeye yaptıkları katkılar nelerdir?
C.)NGO’lar uluslararası sistemin işleyişinde gittikçe artan oranda etkili olmaya devam edecekledir. Üyeleri vatandaşlar veya vatandaşların oluşturduğu birlikler olan, kar amacı gütmeyen, hemen hemen her alanda faaliyet gösteren ve gönüllülük esası üzerinde kurulan NGO’lar, halkın örgütlenme ihtiyacının, değişimin ve kendilerini daha iyi koşullara taşıma isteğinin bir dışa vurulması olayıdır.
      Bir çok işlev yerine getiren Hükümet Dışı Örgütlerin önemli fonksiyonlarından biri de insan haklarının gelişmesi ve demokratikleşmeye yaptıkları katkıdır. İnsan hakları konusundan sağlanan ilerlemelerin ve demokratik değerlerin gelişmesi ve benimsenmesi konusunda sağlanan aşamaların bu örgütlerin çabası olmadan elde edilmesi oldukça zordu.      
  
       Hükümet Dışı Örgütler nitelikleri gereği demokratiktirler. Bu nitelikleri demokrasinin gelişmesini sağlamaktadır. Bu örgütlerin halkın katılımını en üst düzeyde sağlamaları, seçimleri izlemeleri, insan hakları konusundaki duyarlılıkları, hem insan haklarının gelişmesini ve hem de demokratikleşme sürecinin bütün dünyada gelişmesine katkı sağlamaktadır.
      NGO’lar özellikle BM İnsan Hakları sisteminin gelişim ve genişlemesi sürecinde tarihsel bir rol oynamışlardır.NGO’lar ileride de insan hakları ve demokratikleşme konusunda sağlanacak ilerlemelerin en önemli kaynağı olmaya devam edeceklerdir.
 
      Günümüz uluslararası sistemi sadece devletlerin oluşturduğu bir yapı olmaktan çıkmış ve değişik devlet dışı aktörler sistemin işleyişinde önemli işlevler görmeye başlamışlardır. Devlet dışı aktörler arasında uluslararası kuruluşlar önemli bir yer tutmaktadır.
 
      Uluslararası kuruluşlar ise kendi içlerinde değişik açılardan sınıflandırmaya tabi tutulabilirler. Her ne kadar uluslararası kuruluş denildiğinde daha çok hükümetler arasında kurulan örgütler akla gelmekte ise de, hükümet dışı örgütlerin de sistemde gittikçe artan bir şekilde etkili olmaya başladıklarını görmek mümkündür.
       Öte yandan her devletin içerisinde örgütlenen ve özel sektör içinde yer almadığı gibi devlet denilen siyasal mekanizmanın da bir parçası olmayan ve ulusal düzeyde faaliyette bulunan örgütlerin sayısı da büyük bir hızla artmaktadır.
      Gerek ulusal ve gerekse uluslararası düzeyde ortaya çıkan bu örgütlerin sayısının çokluğundan ziyade yerine getirdikleri işlevlerin son derece önemli olmaya başladıklarını söylemek mümkündür. Bu sunumda hükümet dışı örgütlerin sadece insan hakları ve demokratikleşme alanlarında yerine getirdikleri işlevlerine vurgu yapılacaktır.
2. HÜKÜMET DIŞI ÖRGÜTLER (NGO’s)
      İnsan hakları ve demokratikleşme alanındaki işlevlerine değinmeden önce hükümet dışı örgütlerin kavram olarak ne anlama geldiğinin açıklığa kavuşturulması konunun anlaşılması açısından yararlı olacaktır.
       Günümüz dünyasında devletlerin çok fazla etkisi altında kalmadan kurulan ve faaliyette bulunan on binlerce örgütün varlığından söz etmek mümkündür. Salamon’a göre yirminci yüzyılın buluşu sivil toplum ve bunun yarattığı hükümet dışı örgütler olarak ifade edilebilir (Salamon, 1997; 60). Hükümet dışı örgütler günümüzde toplumsal yapının önemli bir unsuru haline gelmişlerdir ve aynı zamanda uluslararası sistemde etkili bir aktör olmuşlardır.
        Demokrasi için varlığı son derece önemli olan sivil toplumun gerçekleşebilmesi artık büyük ölçüde hükümet dışı örgütlerin varlığına bağlıdır denilebilir(Stewart, 1997; 28).
      Pek çok kavramda olduğu gibi hükümet dışı örgüt kavramı üzerinde de herkesin ittifak ettiği bir tanımın var olduğunu söylemek güçtür. Çok kısa bir tanım yapılacak olunursa, Craplet’e göre hükümet dışı örgütler kar amacı gütmeyen özel birliklerdir (Craplet, 1997; 105).      
        Bununla birlikte hükümet dışı örgüt kavramı genellikle devletlerin karşıtı ve kar amacı gütmemenin karşılığı olarak kullanılmaktadır (Fernando ve Heston, 1997; 12).  
       Kurumu ve kuruluşu olmayan ve aynı zamanda kar amacı gütmeden faaliyette bulunan örgütler anlaşılmaktadır. Bu çerçevede hükümet dışı örgütler halkın örgütlenme ihtiyacının, değişimin ve kendilerini daha iyi koşullara taşıma isteğinin bir dışa vurulması olayıdır (Smillie, 1997; 270).
       Hükümet dışı örgüt olarak ifade edilen bu varlıkların belirgin vasıflarından biri doğrudan doğruya halka ilişki içerinde bulunmaları ve devletler ile resmi bir bağlarının bulunmayışlarıdır ((Jones, 1991; 542).     
       Hükümet dışı örgüt kavramı ağırlıklı olarak devletin dışında kalan alan için kullanılmakta ve gönüllülük esasına dayanan ve kar amacı gütmeyen örgütleri ifade etmek için kullanılmaktadır (Smillie, 1997; 570).
       Bu örgütlerin ortaya çıkmaları ve hızla yaygınlaşmaları ile birlikte devlet merkezli siyasal yapılar yerini sivil toplum merkezli anlayışlara terk etmeye başlamıştır. Bu çerçevede sivil toplum kavramına da kısaca değinmek yararlı olacaktır. Günümüz dünyasında hükümet yapısının bir parçası olmayan sivil toplum sektörü hemen hemen her ülkede hızla büyümektedir (Salamon ve Anheier, 1997; 60).
       Geçmişte sivil toplum daha ziyade “daha iyi bir toplumsal düzene kavuşmak için bireyin hak ve yükümlülüklerini düzenleyen siyasi kurumlar” anlamında kullanılıyordu” (Çaha, 1994; 52).
       Bugün ise sivil toplum denildiğinde devletin örgütsel ve işlevsel yapısı dışında kalan bir alan anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, devlet ve sivil toplum ayrımı ile neyin ifade edilmek istendiği çoğu kez açık değildir.
        Kean’e göre askeri, polisi, hukuksal ve örgütsel yapısı, üretici ve kültürel organları ile devlet bir yanda dururken, öbür tarafta devlete ait olmayan ve bir kısmı piyasa şartları tarafından düzenlenen, özel denetim altında bulunan ve bir kısmı da gönüllü biçimde örgütlenmiş bir alan bulunmaktadır; ve ne olduğu tam olarak açık olmasa da bu alan sivil toplum alanıdır (Keane, 1988; 9).
 
     Bu tanımdan yola çıkıldığında devletin örgütsel, hukuksal ve işlevsel yapısının dışında kalan alan sivil toplumu oluşturuyor denilebilir.
 
S.)Hükümet dışı örgütlerin insan haklarına yaptıkları katkılar nelerdir?
C.)
      Hükümet dışı örgütlerin ne oldukları önemli olmakla birlikte, toplusal yapı içerisinde oynadıkları sosyal, siyasal ve ekonomik rolün ne olduğu belki daha da önemlidir (Fermando ve Hesto, 1997, 13).    
         Hükümet dışı örgütlerin yerine getirdiklerinin başında insan hakları ve demokratikleşme alanlarında yaptıkları katkı gelmektedir. Öncelikle insan hakları alanında bu örgütlerin nasıl bir işlev yerine getirdiklerine bakmak gerekmektedir.
        Yirminci yüzyılın en büyük başarılarından biri de Birleşmiş Milletler öncülüğünde kurulan insan hakları ile ilgili sistemdir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel 299 F.Ü.Sosyal Bilimler Dergisi 2008 18 (2)
Beyannamesi ile bu alanda normatif bir çatı oluşturulmuş, ve bu beyanname ile adaletin sağlanması ve zayıf ve çaresizlerin korunması için nelerin yapılması gerektiği konusunda önemli bir adım atılmıştır (Van Tuijl, 1999: 494).
         Ayrıca insan hakları konusu günümüz uluslararası sisteminde devletler arasındaki ilişkilerde de önemli bir gündem maddesi olmuştur. Artık insan hakları ile ilgili olan konular devletlerin sadece bir iç sorunu olarak görülmemekte ve bu konularda alınan kararlar ve yapılan uygulamalar çok kısa bir süre içerisinde uluslararası sistemde bir yansıma bulmaktadır. Hükümet dışı örgütlerin insan hakları alanındaki önemine değinmeden önce bu kavramın tanımlanması yararlı olacaktır.
       İnsan hakları denilince bunun ne ifade ettiği çoğu kez tam olarak açık olmamaktadır. Farklı kişi ve gruplar, pek çok kavramda olduğu gibi, insan hakları kavramına da farklı anlamlar yüklemektedirler. İnsan hakları geniş bir kavram olup bir yandan bireylerin haklarının devlet organlarına karşı korunmasını ifade ederken, öbür yandan insan kişiliğinin geliştirilmesi ile ilgili olan her hakkı içerdiği de söylenebilir (Gölcüklü ve Gözübüyük, 1994: 1).
      İnsan hakları doğrudan insan olmanın gereği olarak var olduğu düşünülen haklardır ve insanın doğası bu hakların varlığını gerektirmektedir (Donnelly, 1995: 27).
       İnsan hakları kavramının çok geniş bir alanı ifade ettiği ve bu kavramın içerisine kişi özgürlükleri ve siyasal haklar; sosyal, ekonomik ve kültürel haklar ile dayanışma haklarının girdiği söylenmektedir (Kaboğlu, 1993: 27-28;).
       Ayrıca bu kavramın kapsamına giren hak ve özgürlükler alanının gittikçe genişlemekte olduğu da görülmektedir (Donnelly, 1995: 36-37). Öte yandan “insan hakları”, “temel haklar” ve “kamu özgürlükleri” gibi kavramların da bazen aynı anlamda kullandıkları görülmektedir. Ayrıca çoğu kez “hak” ve “özgürlük” kavramları da genellikle birlikte kullanılmaktadır (Gölcüklü, ve Gözübüyük, 1994: 1).
      Özgürlük bir şeyi yapma veya yapmama yeteneği olarak ifade edilebilir. “Hak ise daha geniş bir anlam içerir ve herhangi bir şeyi devletten veya onun aracılığıyla kimi kişilerden isteme yetisi olarak düşünülebilir” (Kaboğlu, 1989: 14). “Geniş açıdan bakıldığında her hak, hemen hemen bir özgürlüğe denk düşer” (Kaboğlu, 1989: 15), ve bir hak, hiçbir yerde ve hiç bir kimsenin mahrum bırakılamayacağı bir şeydir (Cranston, 1993: 254).
       İnsan hakları konusunda kabul edilen en önemli belgelerden ilki Fransız ihtilalinden sonra ilan edilen “İnsan ve Yurttaşlık Hakları Beyannamesi”dir (Paine, 1988: 126).
        Günümüzde yürürlükte olan ve Birleşmiş Milletlere üye bütün devletlerin kabul ettiği Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ise bu alanda son derece önemli bir belgedir (Dinç, 1986: 24). Bu belge ile insan hak ve özgürlükleri ilk kez açık bir şekilde uluslararası hukukun bir konusu olmuş (Gemalmaz, 1985-86: 65) ve belge, bireyi uluslararası hukukun bir öznesi haline getirmiştir (Gölcüklü ve Gözübüyük, 1994: 2).
      Öte yandan Avrupa Konsey’inin kabul ettiği 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi (Soysal, 1991: 343-365) ve 1975 yılında kurulan AGİT kapsamında kabul edilen insan hakları hakkındaki belgeler üye ülkeleri hukuksal ve siyasal açıdan bağlamaktadırlar (Alpkaya, 1996: 87).
      Bunların dışında soykırım (1951), kadınların siyasal katılım hakları (1954), angaryanın kaldırılması (1957), çocuk hakları (1959), sömürge durumundaki halklara bağımsızlık verilmesi (1960), işkence ve insan onuruyla bağdaşmayan muamelelerin yasaklanması (1975) ve tutuklulara karşı uygulanacak asgari standartlar gibi konularda da kabul edilen belgeler sonucu insan hakları konusunda sürekli olarak ilerlemeler kaydedilmiştir (Kapani, 1993: 73-74).
      10 Aralık 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi adlı bu önemli belge insan hakları konusunda aşağıdaki prensipleri kabul etmiştir.
Tüm insanlar özgür, saygınlık ve haklar bakımından eşit doğarlar (Madde 1).
     Hiç bir ayrım gözetilmeden herkes kabul edilen haklardan eşit yararlanır (madde 2). Her bireyin yaşama, özgürlük ve güvenlik hakkı vardır (Madde 3). Kölelik yasaktır (Madde 4).
     Hiç kimse işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamelelere tabi tutulamaz (Madde 5). Herkesin hukuksal kişiliği vardır ve kanun önünde herkes eşittir (Madde 6-7).
       Herkes kendisine yapılan yasadışı davranışlara karşı yargı yoluna başvurabilir ve hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz ve sürülemez (Madde 8-9) (Soysal, 1991: 191-192).
      Bunların dışında tarafsız yargılanma hakkı (Madde10), açık ve adil yargılanma (Madde 11), özel yaşamın dokunulmazlığı (Madde 12), seyahat ve konut özgürlüğü (Madde 13), zulme uğrayanların iltica hakkı (Madde 14), vatandaşlık hakkı (Madde15), aile kurma hakkı (Madde 16), mülkiyet hakkı (Madde 17), düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkı (Madde 18), fikir ve ifade özgürlüğü (Madde 19), örgütlenme hakkı (Madde 20) gibi haklar da bu belge tarafından güvence altına alınmışlardır (Soysal, 1991: 192-193).
      Aynı belgenin devam eden maddelerinde kamu hizmetine girme ve kamu hizmetlerinden yararlanma (Madde 21), sosyal güvenlik (madde 22), çalışma ve sendikal haklar (Madde 23), dinlenme ve tatil (Madde 24), kendisinin ve ailenin güvenliği (Madde 25), eğitim (Madde 26), bilim, kültür ve sanat (Madde 27) hakları da güvence altına alınıştır (Soysal, 1991: 194-195).
        İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 28. Maddesi “herkesin işbu bildirgede açıklanan hak ve özgürlüklerin bütünüyle uygulanmasını sağlayacak bir sosyal ve uluslararası düzene hakkı vardır” hükmünü getirmiştir (Soysal, 1991: 195).
       Bu hakkın sağlanması ise sadece devletler ve devletlerarası örgütlerin çabaları ile sağlanamamaktadır. İşte bu “sosyal ve uluslararası düzenin” gerek kurulması ve gerekse çalışması için hükümet dışı örgütlere büyük bir rol düşmektedir. İnsan Hakları Evrensel 301 F.Ü.Sosyal Bilimler Dergisi 2008 18 (2)Beyannamesi gibi bir belgenin bulunması da hükümet dışı örgütler için uluslararası sistemde çok aktif bir rol oynama imkanı doğurmaktadır.
      Hükümet dışı örgütler yukarıda çok kısa bir biçimde değinilen insan haklarının korunması ve geliştirilmesinde çok önemli işlevler yerine getirmektedirler. Bu örgütlerin konuya yaklaşımları kapsayıcıdır. Hükümet dışı örgütler genellikle kendilerini bu hakların bölünemeyeceği ve bunların iç içe girmiş bulundukları düşüncesine dayandırırlar. Bir grup hak diğerlerini kazanmak için pazarlık konusu yapılamaz düşüncesini ön plana çıkarırlar. Bu kural hükümet dışı örgütlerin gayreti sonucu 1993 yılında Viyana’da yapılan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konferansında belirgin şekilde ön plana çıkarıldı (Tuijl, 1999: 496).
      Öte yandan Çin ve diğer bazı ülkeler insan hakları konusunun bir iç sorun olduğunu iddia etmeye devam etmektedirler (Young, 1998: 502). Fakat bu görüşlere karşın bu gibi ülkeler de hükümet dışı örgütlerin insan hakları konusunda kendilerine yönelttikleri faaliyetlerden büyük ölçüde etkilenmektedirler.
       Hükümet dışı örgütler Birleşmiş Milletler İnsan Hakları sisteminin gelişim ve genişlemesi sürecinde tarihsel bir rol oynamışlardır. Hükümet dışı örgütlerin bu çabaları sonucu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinden sonra 1979 yılında “Kadınlara Karşı Bütün Ayrıcalıkların Kaldırılması Konvansiyonunu” ve 1989 yılında “Çocuk Hakları Konvansiyonu”nun da kabul edilmelerinde büyük bir rol oynamışlardır.
        Ayrıca hükümetler dışı örgütler Birleşmiş Milletler bünyesinde şüpheli kaybolmaların incelenmesi, zorla alı konma ve diğer dokuz farklı evrensel insan hakları konularında “Özel Raportörler” kurulmasına da öncülük etmişlerdir (Tuijl, 1999: 497).
      Uluslararası sistem tarafından güvence altına alınmış olmasına rağmen dünyanın hemen her bölgesinde insan hakları ihlalleri devam etmektedir. Bu ihlaller özellikle iç savaş veya askeri darbelerin olduğu dönemlerde daha da yaygınlaşmaktadır. Özellikle bu gibi durumlarda insan hakları ihlallerinin önlenmesinde hükümet dışı örgütlere olan ihtiyaç daha da artmaktadır ((Zack-William, 1999: 152).
      Öte yandan hükümet dışı örgütler ülkeler tarafından garanti edilen hakların korunması ve uygulanmasında ulusal ve uluslararası düzeyde baskı uygulayarak insan hakları alanında önemli bir işlev görmeye başlamışlardır. Özellikle son 25 yılda bu örgütlerin insan hakları ile ilgili konularda uluslararası kamu oyunu harekete geçirmede çok etkili oldukları görülmektedir (Tuijl, 1999: 494). Bu örgütlerin kamuoyunu harekete geçirerek insan haklarını ihlal eden ülkeleri oldukça zor durumda bıraktıkları çok sık karşılaşılan bir durum olmuştur (Economist, 12.5.1998: 14).
Günümüzde ise hükümet dışı örgütler insan hakları konusundaki standartları yükseltmeye çalışırlarken, hemen hemen dünyanın her tarafında insan hakları konusundaki uygulamaları izlemektedirler. Bunu yaparken de devletlerin kabul edilen insan hakları ile ilgili belgeleri uygulamalarını sağlamaya çalışmaktadırlar (Tuijl, 1999: 497).
       Özellikle yerel düzeyde meydana gelen insan hakları ihlalleri çoğu kez gözden kaçabilmektedir. Bu gibi durumlarda insan hakları konusunda faaliyet gösteren hükümet dışı örgütler çok etkin bir şekilde bu tür ihlallerin üzerine gidebilmekte ve konuyu ulusal ve uluslararası düzeyde kolaylıkla gündeme taşıyabilmektedirler (Tuijl, 1999. 497).      
      Hükümet dışı örgütler bu gibi durumlarda gerek hükümetler üzerinde baskı kurmakta ve gerekirse uluslararası örgütleri de harekete geçirebilmektedirler. Uluslararası örgütler ise genellikle bu taleplere karşı uygun politikalar izleme yoluna gitmektedirler. Örneğin 1993 yılında Dünya Bankasının faaliyetleri sonucu insan haklarının ihlal edildiğini söyleyenlerin şikayetleri üzerine bu banka tarafından gereğinin yapılması için çalışmalar başlatılmış ve bankanın finanse ettiği projelerin insan hakları boyutu dikkate alınmaya başlamıştır (Tuijl, 1999: 498).
         Hükümet dışı örgütlerin insan hakları ihlalleri konusundaki faaliyetlerine bakıldığında göze çarpan önemli bir özellik görünmektedir. Bu örgütler insan hakları ihlallerini gözetlemede genellikle temel bir rol almazlar. Fakat bu konularda bilgi toplayarak, kamuoyuna duyurarak ve hükümetler üzerinde baskı uygulayarak sonuç alınmasına katıda bulunurlar (Young, 1998: 502).
       Ayrıca hükümet dışı örgütler uluslararası örgütleri ve diğer devletleri de harekete geçirerek insan haklarını ihlal eden ülkelere karşı uluslararası yaptırımların uygulanmasına öncülük ederler. Bu alanda faaliyet gösteren uluslararası bazı hükümet dışı örgütler uluslararası sistem içerisinde oldukça önemli etkiler yaratabilmektedirler. Örneğin 1979 yılında Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Nobel Barış Ödülü aldığında çok az kimse tarafından biliniyordu. Oysa bugün bu örgütün dünyada bir milyondan fazla üyesi vardır. Elli beş ülkede daimi büroları bulunmaktadır. Sadece Londra’daki merkezinde 300 kişi istihdam etmektedir (Economist, 12.5.1998: 14).
        Sonuçta hükümet dışı örgütler insan haklarının daha da geliştirilmesi ve uygulamanın iyi işleyebilmesi için son derece kullanışlı bir araç durumundadırlar ve gelecekte daha da önemli roller oynayacak gibi görünmektedirler. Sivil örgütlenmenin bu yeni şekli küreselleşme ile birlikte daha da belirgin şekilde dünya kamuoyunun gündemine gelen bir çok sorunda olduğu gibi, insan hakları ile ilgili sorunlarda da gelecekte daha da etkin bir rol oynamaya devam edeceklerdir (Tuijl, 1999: 508). 303 F.Ü.Sosyal Bilimler Dergisi 2008 18 (2)
 
4. HÜKÜMET DIŞI ÖRGÜTLER VE DEMOKRATİKLEŞME
       Demokrasi her devletin savunduğu ve benimsediğini söylediği bir değer ve ulaşmak istediği bir amaç olmasına rağmen dünyanın büyük bir kısmında demokrasinin var olduğunu söylemek halen mümkün değildir. Fakat son yıllarda bütün dünyada bir demokratikleşme sürecinin başladığı da bir geçektir.
     Özellikle Soğuk Savaşın sona ermesi ve ideolojilerin gözden düşmesi bu süreci hızlandırmış görünmektedir. Huntington son yıllardaki bu gelişmeyi üçüncü demokrasi dalgası olarak adlandırmaktadır (Huntington, 1993: 80). Bütün dünyada demokrasiye olan özlem hükümet dışı örgütlerin oluşması ve etkinlik kazanmalarına da yol açmıştır.
       Hükümet dışı örgütler nitelikleri gereği demokratiktirler. Halkın katılımının en üst düzeyde sağlanması ve halka çok yakın bulunmalarından dolayı bu örgütler aynı zamanda demokrasinin gelişmesini sağlamaktadırlar. Demokrasinin geliştiği ülkelerde de hükümet dışı örgütlerin desteklendiği görülmektedir (Holloway, 1998: 93).
       Hükümet dışı örgütler hükümetlerin, uluslararası örgütlerin ve halkın birlikte katılımını sağlayacak bir sistem geliştirmişlerdir (Simmons, 1998: 93).
        Hükümet dışı örgütler ısrarla katılımın, birey ve toplulukların güçlendirilmeleri gereğinin üzerinde dururlar. Özellikle fakiri, zayıfı, marjinal kalanı güçlendirmeyi hedeflerler ve halkın kendi kararlarını kendilerinin almalarını sağlamaya çalışırlar (Streeten, 1997: 198).     
     Bireylerin güçlendirilmesi büyük ölçüde demokratik bir yapının varlığı ile ilgilidir. Demokrasi anlayışının gelişmesi bireylerin ve topluklarının kendi kaderlerine daha fazla sahip çıkmaları sonucunu yaratacaktır. Bu amacı gerçekleştirmeye çalışan hükümet dışı örgütler bütün dünyada demokrasinin gelişmesi ve demokratik kültürün oluşması ve benimsenmesini sağlamaya çalışırlar. Hükümet dışı örgütler nitelikleri gereği sivil toplumu güçlendirirler ve sivil toplumun güçlenmesi ise ülkede demokrasiyi güçlendirir (Stewart, 1997: 29).
        Demokratikleşme süreci içerisinde hükümet dışı örgütlerin oynadığı önemli rollerden biri de seçimlerin gözlenmesidir. Kuşkusuz seçimler halkın yönetime katılmalarının en önemli araçlarından biridir. Seçimlerin gözlenmesi Soğuk Savaş sonrası dönemde daha da önem kazanmıştır. Son zamanlara kadar egemen bir ülkenin seçimlerinin dış aktörler tarafından gözlenmesi çok nadirdi. Geçmiş dönemlerde Birleşmiş Milletler bağımlı bölgelerdeki plebisit ve seçimleri gerçekleştiriyordu. Fakat 1989 yılına kadar hiç bir bağımsız ülkede seçim gözlemlememişti. Özellikle 1980’li yıllardan beri ise seçimleri gözleme genel bir uygulama olmaya başlamıştır. Ulusal ve Uluslararası hükümet dışı kuruluşlar ise bu konuda harekete geçen ilk aktörler olmuşlardır. Bunları Birleşmiş Milletler, AGİT ve OAS (Organization of America States) izlemiştir. Bu çerçevede 1986 Filipinler, 1989 Şili, 1989 Panama ve 1990 Nikaragua seçimlerinde seçimlerin gözlenmesi seçimlerin sağlıklı yapılmasında bu örgütler hayati bir rol oynadılar. Daha sonraları 1989 Namibya, 1993 Kamboçya ve 1994 El Salvador seçimlerinde Birleşmiş Milletler bu işlevi üstlendi (Chand, 1997: 543). Sonuçta, 1980 ve 1990’lı yıllardaki bu seçimlerin gözlenmesi faaliyetleri bütün dünyada demokrasiye geçiş için önemli bir gösterge oldu (Chand, 1997: 544).
      Serbest seçimlerin yapılmadığı bazı ülkelerde ise hükümet dışı örgütlerin bu ülkelere baskı uygulayarak demokratikleşmeye geçmelerini sağlamaya çalıştıkları görülmektedir. Örneğin bazı Arap ülkelerinde hükümet dışı örgütler var olan demokratikleşme eğilimlerini harekete geçirmektedirler (Abu Khalil, 1997: 150).
        Soğuk Savaş dönemine nazaran gelişmiş Batılı ülkelerden çok fazla destek göremeyen otoriter yönetimler halktan gelen bu demokratikleşme taleplerine gittikçe daha fazla kulak verme zorunluluğunu hissetmektedirler. Hükümet dışı örgütlerin seçim gözlemlenmesine olan hayati katkıları uluslararası sistemde çoğulculuğun yayılmasına çok önemli bir katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda bu konuda hükümet dışı örgütler ile uluslararası örgütler arasında işbirliği bağlarının gelişmesi de sağlanmaktadır (Chand, 1997: 561).
       Hükümet dışı örgütlerin demokrasiyi destekleme faaliyetleri gelişmiş demokratik ülkeler tarafından da büyük ölçüde desteklenmektedir. Özellikle Soğuk Savaşın sona ermesi ABD ve diğer bazı Batılı ülkelerin otoriter yönetimlere destek vermeleri zorunluluğunu büyük ölçüde ortadan kaldırınca, hükümet dışı örgütlerin demokratikleşme yönündeki faaliyetleri daha büyük bir destek bulmaya başladı. Uluslararası ve global normatif iklim, hukuksal gelişmeler ve evrensel değerler de hükümet dışı örgütlerin demokratikleşmeyi destekleme faaliyetlerini kolaylaştırdı ve hızlandırdı. Ekonomik karşılıklı bağımlılık ilişkisi de devletlerin daha fazla dış baskılara açık hale gelmelerine yol açtığı için hükümet dışı örgütlerin bu yöndeki faaliyetlerini kolaylaştırıcı bir etki meydana getirdiği söylenebilir (Chand, 1997: 544-45).
       Sonuç olarak dünyada yaygın bir biçimde bir demokratikleşme sürecinin yaşandığı görülmektedir. Hükümet dışı örgütler bu sürecin başlamasında önemli katkılar sağladıkları gibi sağlıklı bir demokratikleşmenin gerçekleşmesi ve sürecin devam etmesinde de hayati bir rol oynamaktadırlar.
5. SONUÇ
       Hükümet dışı örgütler çözülemeyen bazı toplumsal sorunların üstesinden gelinebilmesi için gönüllülük esasına dayalı olarak sivil toplum tarafından oluşturulan ve gittikçe daha da fazla işlevselleşen ve sahip olukları bazı üstün özellikleri ile günümüz toplumsal ve siyasal hayatının vazgeçilmez parçası haline gelen kuruluşlardır.
305 F.Ü.Sosyal Bilimler Dergisi 2008 18 (2)
      Hükümet dışı örgütler insan haklarının daha da geliştirilmesi ve bu alandaki uygulamaların iyi işlemesi için son derece kullanışlı araçlardır ve gelecekte insan hakları alanında daha da önemli roller oynayacakları görülmektedir. Sivil örgütlenmenin bu yeni şekli küreselleşme ile birlikte daha belirgin bir şekilde dünya kamuoyunun gündemine gelen insan hakları alanında yaptıkları ile vazgeçilmez kuruluşlar haline gelmiş bulunmaktadır.
        Dünyanın her bölgesinde yaygın bir demokratikleşme sürecin yaşandığı rahatlıkla söylenebilir. Demokrasinin gelişmesi kuşkusuz yüzyılların çabaları ile ortaya çıkan bir sonuçtur. Fakat özellikle soğuk savaş döneminin sona ermesi ile birlikte dünyadaki demokratikleşme sürecinin hız kazandığı da söylenebilir. Hükümet dışı örgütler bu sürecin başlamasında önemli katkılar sağladıkları gibi, sağlıklı bir demokratikleşmenin gerçekleşmesi ve sürecin devam etmesinde de hayati bir rol oynamaktadırlar.
        Halkın gönüllü katkıları ile kurulan hükümet dışı örgütler tarafsız ve bağımsız kimlikleri ile, devlet ve özel sektörün sunmadığı veya sunamadığı hizmetleri sunmasıyla demokratik nitelikleri ve bir çok alanda olduğu gibi insan hakları ve demokratikleşme alanlarında olan katkılarıyla uluslararası sistemin vazgeçilmez aktörleri arasına girmiş bulunmaktadırlar.

 
a. Uluslararası Hükümetler arası Örgütler   

ULUSLARARASI ÖRGÜTLER
 - Kişilerin, grupların, hükümetlerin ya da şirketlerin uluslararası düzeyde sürdürdükleri pek çok işbirliği biçimi bulunmakta, hatta bunların hatırı sayılır kadarı da organize özellikler göstermektedir. Uluslararası düzeydeki organize işbirliklerinin teşkilatlandırılmış, yasal veya meşru kural ve uygulamaları bulunan biçimlerine de uluslararası örgütler adı verilmektedir.
 - Uluslararası örgüt amaç ve kuralların sistemli hale getirildiği yönetimsel bir kurumdur. İşbirliği faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için genel olarak fiziki ekipmana, idari hiyerarşiye, memurlara, üyelerinin tümünün bir araya geldiği kurul, meclis ya da konferans adı verilebilecek mekanlara ve sekretaryaya gerek duyulur. Uluslararası örgütlerin diğer uluslararası kuruluşlardan farkı ekonomi, ticaret ya da teknik bir alanda faaliyet gösterse bile kısmen siyasal etkiler yaratmasıdır.
 ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
ULUSLARARASI SİSTEME İLİŞKİN ÖZELLİKLER
        Küresel savaşlar ve krizler küresel örgütlenmeleri (Birleşmiş Milletler), iki bloklu sistemler güvenlik örgütlenmelerini (NATO, Varşova Paktı), çok merkezli sistemler bölgesel siyasal örgütlenmeleri (NAFTA, MERCOSUR, Karadeniz İşbirliği Teşkilatı), karşılıklı bağımlılıkların arttığı sistemler de ekonomik-mali örgütlenmeleri (Avrupa Kömür-Çelik Birliği) teşvik etmektedir.
      Örgütlerin başarısı için üyelerin örgütün “ne için” ve “neye karşı” oluşturulduğu sorularının yanıtını net olarak bilmesi önemlidir.
     Örgüt üyelerinin sorunlar ve çözüm yolları konusunda benzer algı ve davranışlar içinde olması gereklidir.
  Genelde barışı teşvik etse de, uluslararası örgütler çatışmacı politikaları da benimseyebilir.
ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
ÜYELERE İLİŞKİN ÖZELLİKLER
  Üyeler her zaman ve koşulda olmasa da, birbirlerini egemen ve eşit kabul ederler.
  Üyeler sistemin işleyiş ve dönüşüm kuralları konusunda hemfikir olduklarını beyan eder, ortaklık konularını ilke ve kurallara bağlarlar.
  Üyeler örgüt içinde olmakla rekabet olanaklarını yitirmez, yalnızca rekabetlerini düzenlerler.
  Üyeler uluslararası örgütü çıkarlarıyla örtüştüğü sürece destekler.
  Üyeler açısından uluslararası örgüt bir siyasal, ekonomik ya da mali tercihin ifadesi anlamı taşır.
ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
ULUSLARARASI ÖRGÜTE İLİŞKİN ÖZELLİKLER
 Örgüt mutlak biçimde yazılı bir hukuk belgesiyle yaşama geçer. Bu kurucu belge, kuruluşun amaçlarını, faaliyet biçimlerini, katılımcıların özelliklerini, kurumsal yapısını ve karar alma yöntemlerini kapsar.  Her örgütün kaynak temin etme biçimi geliştirmesi gerekir. Bir bütçe bulunur ve bütçe kalemleri üyelere dağıtılır.
  Her örgütün bir merkezi, yürütme organı ve genel kurulu bulunur.
  Örgüt ya birbirini tamamlayan oyuncuların ya da birbirine benzer oyuncuların birlikteliğini esas alır.
  Örgüt uygulama alanı ve türüne göre farklılaşsa da, üyeleri arasında işlevsel bağlar kurar.
  Uluslararası örgütler, uluslararası hukuk ve teamülü oluştururlar.
  ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN TARİHİ
  İlk klasik uluslararası örgüt kabul edilen Ren Komisyonu 1804 yılında kurulmuştur. 1815 Viyana Kongresi ise Avrupa Ahengi Sistemi’nin kurulmasına yol açarak Avrupa devletlerinin ittifak sistemleri içerisinde davranmalarına yol açmıştır.
  19. yüzyılın ikinci yarısında uluslararası örgütler hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. Bunda gelişen teknoloji, sanayi, iletişim imkanları önemli rol oynamıştır. Tuna Komisyonu (1856), Evrensel Telgraf Birliği (1865), Dünya Postalar Birliği (1874), Ölçüler ve Ağırlıklar Birliği (1874), Uluslararası Sağlık Ofisi (1881), Sanayi Mülkiyetinin Korunması Birliği (1883) vs.
  20. yüzyılda uluslararası örgütler sayıca artmış ve çok daha derinlikli-kapsamlı örgütler oluşmaya başlamıştır.
 ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN TASNİFİ
 AMAÇLARINA GÖRE ULUSLARARASI ÖRGÜTLER:
 A-) Özel bir amaca ilişkin olarak kurulan örgütler: BM uzmanlık kuruluşları, Kızıl Haç, Uluslararası Af Örgütü, Savaş Suçları Mahkemesi ve benzeri bir alanda uzmanlaşan ve sadece bu alanda faaliyet gösteren kuruluşlardır.
 B-) Genel amaç ve ilkeler çerçevesinde oluşturulan uluslararası örgütler: Birden fazla alanda faaliyet gösteren örgütlerdir. (BM, Arap Birliği, G-8 vs.)
  
 ÜYE SAYILARINA GÖRE ULUSLARARASI ÖRGÜTLER: 
A-) Çift taraflı örgütler (İki ülkeyle sınırlı)
 
B-) Çok taraflı örgütler (İkiden fazla sayıda katılımcı olan örgütler)

S.)ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN TASNİFİ
SÜRELERİNE GÖRE ULUSLARARASI ÖRGÜTLER NELERDİR?
C.)
A-) Daimi uluslararası örgütler
Süreye ve işleve bağlı kılınmaksızın oluşturulmuş uluslararası örgütlerdir.
B-) Geçici uluslararası örgütler
Belli bir zaman sınırlaması bulunan, ad hoc-spesifik kuruluşlardır.

S.)COĞRAFİ DAĞILIMINA GÖRE ULUSLARARASI ÖRGÜTLER NELERDİR?
C.)
A-) Evrensel örgütler (Küresel düzeyde olan, çok sayıda ve homojen olmayan üyeleri bulunan örgütler)
 B-) Bölgesel örgütler (Komşu ülkelerin birlikte olduğu yapılar)

 ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN TASNİFİ

S.) ÜYELERİNİN OYUNCU TİPİNE GÖRE ULUSLARARASI ÖRGÜTLER NELERDİR?
C.)
* Hükümetler arası örgütler (IGO)
*Hükümetler-aşkın örgütler (TGO)
*Hükümetler dışı uluslararası örgütler (INGO)
*Hükümetler-dışı uluslararası iş kuruluşları (BINGO)
   
 
 
S.)Uluslararası ilişkilerin araçları NELERDİR?
C.)
Diplomasi, devletler arasındaki müzakerelerin, temsilciler vasıtasıyla yürütülmesidir. Bir bakıma, uluslararası ilişkilerin tüm diğer araçları diplomasinin başarısızlığı sonucu kullanılırlar.
Yaptırım, diplomasi başarısızlığa uğradığında başvurulan ilk yöntem ve devletleri anlaşmalara zorlamanın ana yollarından biridir. Yaptırımlar, diplomatik ve ekonomik şekillerde olabilir, ve diplomatik ilişkilerin kesilmesi, ekonomik bariyerler ve ambargoları da içerir.
Savaş, ya da güç kullanımı, uluslararası ilişkilerde son çare olarak kabul edilir. Çağımızda savaş sadece devletler arasında yapılmamaktadır. Uluslararası ilişkilerde "Savaş çalışmaları" ve "Stratejik çalışmalar" disiplinlerinde incelenir.
Uluslararası bilgilendirme de uluslararası ilişkilerin bir aracı olarak düşünülebilir. Bir ülkenin işlediği suçların uluslararası düzeyde kamuoyuna açıklanarak devletlerin haysiyetlerinin alçaltılaması yoludur. BM'nin İnsan Hakları Komisyonu'nun 1235. prosedürüyle insan hakkı ihlalinde bulunan ülkeleri teşhir etmesi buna bir örnektir.
 
S.)EN ÖNEMLİ ULUSLAR ARASI Kuruluş HANGİSİDİR?
C.)
Birleşmiş Milletler
Birleşmiş Milletler(BM), kendini "adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş global bir kuruluş" olarak tanımlayan, günümüzün en önemli uluslararası kuruluşudur.
S.)EN ÖNEMLİ Uluslararası Yargı Organları NELERDİR?
C.)
Yargı:
S.)İnsan hakları İLE İLGİLİ ULUSLAR ARASI EN ÖNEMLİ  KURULUŞLAR NELERDİR?
S.)ULUSLAR ARASI Bölgesel Güvenlik Örgütleri  NELERDİR?
C.)
NATO
S.)ULUSLAR ARASI EN ÖNEMLİ İktisadi Kuruluşlar NELERDİR?
C.)
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ 
  Günümüz dünyasında artan demokratik katılımcı rejimlerle beraber sivil toplum kuruluşları gerek bir ülke içerisinde, gerekse uluslararası siyasette etkili aktörler haline gelmişlerdir.
  Sivil toplum örgütleri, bireylerin kendi özgür iradeleriyle ve eşit koşullarda somut çıkarlara ulaşmak amacıyla toplandıkları örgütlerdir.
  Batılı demokratik ülkelerde oldukça aktif durumdadırlar. STÖ’lerin aktif ve güçlü olması liberal düşüncede demokrasinin güçlü olması anlamına gelir.
 
S.)Sivil Toplum örgütleri hangi rejimlerde etkili aktörler haline gelmişlerdir?
C.)Demokratik rejimlerde.
 
S.)Sivil Toplum örgütlerinin (STÖ)ortak özellikleri nelerdir?
C.) 
1-) STÖ’ler dinsel ve siyasal farklılıklara bakılmaksızın geniş kitlelere ulaşabilir. Bu çerçevede esas olan ortak çıkarlara sahip olmaktır.
 2-) STÖ’lerde görüşler ve fikirlerin önemi azdır. Bir STÖ’nün ilkeler ve eylemleriyle ön plana çıkması doğrudur.
 3-) STÖ’ler belirli bir konu üzerine yoğunlaştıkları için kısa sürede uzmanlaşır ve güçlenirler.
 4-) STÖ’ler gönüllü katılım ve ülkü birliği esaslarına dayalı oldukları için geniş kitle desteğine sahiptirler.
 5-) STÖ’lerin siyasal iktidarı ele geçirmek gibi bir hedefi yoktur.
 6-) STÖ’ler kendilerini sürekli yenilemek durumundadırlar.
 7-) STÖ’ler kamunun yetersiz kaldığı eğitim, sağlık, kültür vs. gibi alanlarda destekleyici rol üstlenebilirler.
 
 
S.) Çok uluslu şirketlerin uluslararası politikada çok önemli aktörler haline gelmesinin nedenleri nelerdir?
C.)  Küreselleşme ve piyasa ekonomisinin dünyanın dört bir yanına yayılmasıdır.
 
S.)Çok Uluslu Şirketleri tanımlayınız?
C.)  Tanım yapmak gerekirse, çok-uluslu şirketler; iki veya daha fazla ülkede mülkiyeti kısmen veya tamamen kendisine ait olarak üretim ve pazarlama faaliyetlerini yürüten, kendisine ait işletme stratejileri olan ve bu stratejileri tüm bağlı kuruluşları ve şubelerinde uygulayan büyük işletmelerdir. 
 
 
S.)Etnik grup kavramı uluslararası ilişkilerde hangi gelişme sonucunda çok önemli bir kavram haline gelmiştir?
C.) Etnik grup kavramı özellikle Soğuk Savaş’ın bitmesiyle uluslararası ilişkilerde çok önemli bir kavram haline gelmiştir.
    Doğu Bloğunun çökmesi ve komünizmin zayıflamasıyla etnik milliyetçilik artmış ve kimlik politikaları nedeniyle etnik çatışmalar dünya çapında artmıştır. Özellikle    Yugoslavya’nın parçalanması süreci etnik çatışmaların ne denli kanlı olabileceğini gözler önüne serer (etnik temizlik, soykırım).
  Post-modernizm ve küreselleşme nedeniyle etnik kimliklerin popüler hale gelmesi ve getirilmesi etnik milliyetçiliğin artmasında önemli bir etkendir.
 
S.)Sivil- kültürel milliyetçiliğin etnik milliyetçilikten farklılığı nelerdir?
C.)Etnik milliyetçilik kana dayalıdır.
Sivil-kültürel milliyetçilik ise toprağa, yaşanılan yere dayalı dır. Etnik milliyetçilik son derece tehlikeli bir milliyetçilik türüdür.
 
S.)Atatürk milliyetçiliğ(Türk milliyetçiliği)hangi milliyetçilik türüne dayanır?
C.) Sivil-kültürel milliyetçiliğe dayanır.(Toprağa, yaşanılan yere dayalı dır )
 
 S.)Etnik grupların özellikleri nelerdir?
C.)
1-) Öncelikle grubu tanımlayan bir etnik isim bulunmaktadır.
 2-) Grup üyelerinin ortak bir soydan geldiklerine inanılır.
 3-) Etnik grubun üyeleri çoğunlukla mitler, destanlar ya da efsaneler yoluyla bir nesilden diğerine aktarılan ortak tarihsel anılara sahiptirler.
 4-) Etnik grupların ortak bir kültürleri (giyim-kuşam, sanat, gelenek-görenek, din, dil, mutfak vs.) bulunmaktadır.
 5-) Grup üyeleri aynı gruba dahil olduklarına dair bir bilince sahiptirler.
Etnik gruplar siyasal amaçlara ulaşmak istedikçe ulusallaşma (milletleşme) sürecine girerler. Etnik gruplar Batılı ülkelerin “böl ve yönet” politikaları uyarınca kışkırtılabilir.
 
 
 
S.)Terörizm nedir?
C.) Terörizm Latince “terror – korku” kelimesinden türemiş “siyasal şiddet ve yıldırıcılık eylemleri” anlamındaki terimdir.
 - Terörizm zayıf olanın seçtiği kirli ve onursuzca savaşma yöntemidir. Zira terörizm kendini gizler ve beklenmedik bir anda masumları da hedef alarak saldırır.
 
S.)Terörizmin politik hedefleri nelerdir?
C.)- Terörizmin politik hedefleri vardır ve şiddet için şiddet uygulamaz. Şiddeti ulaşmak istediği amaçlara giderken kullandığı bir yöntem olarak benimser. Ancak bir süre sonra terör gruplarında “şiddet için şiddet” psikolojisi yükselir ve “kana susamışlık” baş gösterir. Şiddetsiz terör olmaz ama her şiddet türü terör değildir. Terör eylemlerinde psikolojik sonuçlar fiziksel hedeflerden daha üstündür.
 
S.)Devlet terörü nasıl ortaya çıkar?
 C.) Devletin terörle mücadele ederken yoldan çıkması durumunda “devlet terörü” ortaya çıkar.
 
 
S.)Soğuk Savaş döneminde de terörizmin büyük bir tehdit oluşturmasının temel sebebi nedir?
C.)ABD ve Sovyetler Birliği birbirlerine karşıt rejimlerde terör örgütlerine destek vermiş olmalarıdır.
 
  S.)Devletlerin terörizme verdiği destek yolları nelerdir?
C.)Destek 4 düzeyde gerçekleşir;
1-) Devlet Himayesi (Terör örgütlerine doğrudan koruma sağlamak, onları beslemek)
2-) Devlet Desteği (Ekipman, silah lojistik destek sağlamak) 3-) Devlet Hoşgörüsü (Terör örgütlerine destek verilmese bile görmezden gelinmesi)  
4-) Devletin Hareketsizliği (Devletin terör örgütlerine karşı etkili politika geliştirememesi)
 

 
S.)Baskı grupları nedir?
 
C.)- Baskı grupları “ortak menfaatler etrafında birleşen ve bunları gerçekleştirmek için siyasal otorite üzerinde etki yapmaya çalışan örgütlenmiş gruplar”dır.
 
 S.)Baskı gruplarının özelliklerini yazınız?
C.) Baskı grupları menfaat gruplarını kapsar ama eşdeğer değildir. Zira bir menfaat grubu ancak siyasal karar merkezleri üzerinde çeşitli yollardan sistemli bir etkileme faaliyetine giriştiği zaman baskı grubu haline gelir. Yani etkileme faktörü baskı grubunun başlıca özelliğidir.
 
S.)Kaç çeşit lobicilik vardır?
C.) Lobicilik üçe ayrılabilir: Doğrudan Lobicilik (Direkt karar alma merkezlerine yapılan lobi faaliyeti), Dolaylı Lobicilik (Kamuoyunu etkileyerek karar mekanizmalarına baskı yapmaktır), Kolektif Lobicilik (Farklı lobi gruplarının kendi aralarında uzlaşarak bazı konularda ortak baskı yapmalarıdır).
 
  
 
S4.) Çok uluslu şirketler bulundukları ülkelere nasıl katkı sağlayabilir ya da zarar verebilirler?
 S.5)  Atatürk milliyetçiliği bir kültürel-sivil milliyetçilik türüdür ve etnik milliyetçiliğin karşısındadır. Neden?
 
  S.)Baskı grupların üç çeşit baskı yöntemi vardır;
a-) Doğrudan doğruya etkileme (Lobicilik-Kulisçilik): Siyasal kararlar alan merkezler üzerinde doğrudan etki yapmaya çalışmak. Bu mercilere raporlar, etüdler, belgeler sunulması ve ikna edilmeye çalışılması. Zaman zaman gizli ve dolambaçlı yollara da sapabilir (örtülü para yardımları, çeşitli menfaatler, hediyeler vs.).
 b-) Dolaylı etkileme: Kamuoyunu hedef alan ve siyasal iktidarı etkilemeye yönelik faaliyetlerdir (basın açıklamaları, konferanslar vs.).
 c-) Eylem: Siyasal karar alma sürecini etkileme amacıyla yapılan fiziki gösterilerdir (gösteri yürüyüşleri, mitingler, grev, boykot, iş bırakma, iş yavaşlatma vs.). 
 
S.)İlk uluslararası ilişkiler bölümünün (kürsüsü)adı nedir?Ne zaman, nerede kurulmuştur?
C.)İlk uluslararası ilişkiler bölümü (kürsüsü) 1919 yılında İngiltere’de Galler Üniversitesi’nde kurulmuştur. Dönemin Amerikan Başkanı W.Wilson’un adını taşıyan kürsüdür.
 
 S.3Aşağıdaki kavramları açıklayınız?
Ceberut devlet: baskıcı, despot, içine kapanık zorba yönetim biçimini benimseyen devlet..
Sosyal devlet: sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlettir.
Üniter devlet:’’tek devlet’’,devletin;ülke ,millet veegemenlik unsurları ve yasama,yürütme ve yargı organları bakımından teklik özelliği olmasıdır. Siyasi otoritenin tek merkezde toplandığı, merkezî otoritenin tek bir anayasa ile sağlandığı devletlerdir. Yasama organının yaptığı kanunlar bütün ülkede uygulanır. Örnek:Danimarka,Fransa,İngiltere,İsrail,İtalya,İrlanda,Norveç,Yunanistan,Türkiye
 
Ulus-devlet: meşruiyetini bir ulusun belli bir coğrafi sınır içindeki egemenliğinden alan devlet şeklidir ve ortak bir dil, ortak bir kültür ve ortak değerleri paylaşması esastır.
Monarşik devlet: bir hükümdarın devlet başkanı olduğu bir yönetim biçimidir. Egemenliğin tek kişiye ait olduğu devlettir.Günümüzde örneği: İspanya, İngiltere...
 
Oligarşik devlet: Egemenliğin belli bir gruba ait olduğu devlet biçimi.
 
Teokratik devlet: Egemenliğin tanrıya ait olduğu devlet biçimi.
 
 
Demokratik devlet: Egemenliğin halka ait olduğu devlet biçimi
Bir birimin devlet olarak nitelendirilebilmesi için diğer devletler tarafından tanınmasına gerek yoktur. Zira tanıma sadece uluslararası alanda ilişki kurmak için gerekli bir işlemdir.
Bugün anladığımız anlamda devlet (Modern Devlet) 16. yüzyılda ortaya çıkmıştır.
 
Karma (Bileşik) Devletler:Birden fazla devletin kendi aralarında gerçekleştirdikleri bir anlaşma ile birleşmeleri sonucu oluşan devletlerdir. İki şekilde olabilir:
  • Konfederasyon: Bağımsız devletler tarafından egemenliklerini koruma şartı ile oluşturulan ve üye devletlere diledikleri zaman ayrılma hakkı tanıyan karma devlet biçimidir. (günümüzde örneği yoktur, eski İsviçre, Almanya ve ABD)
  • Federasyon: Ortak bir anayasa altında birleşen devletlerin oluşturduğu devlet biçimidir. Bu tip devletlerde ayrıca her federasyonun kendi anayasası, yürütme ve yargı organları vardır. (Örn: Almanya ve ABD)Kanada ,Avusturya,İsviçre,Avustralya,Rusya
·          
·         S.) Çok Uluslu Şirketlerin Özellikleri nelerdir?
·          
·         C.)  a-) Yabancı ülkelere doğrudan yatırım yaparlar.
·          b-) Merkezi belli bir ülkede olsa da birçok ülkede şubeleri ve kendisine bağlı yan kuruluşları vardır.
·         S.) Çok uluslu şirketlerin  yabancı bir hükümet üzerinde kaç şekilde ve nasıl etkili olabilirler?
·          
C.)a-) Dolaylı olarak şirketin kendi hükümetinden yabancı hükümet üzerine baskı yapılmasını istemesi ile.
·          b-) Dolaylı olarak bir uluslararası örgütte genel bir politika sorunu olarak konuyu gündeme getirmek.
·          c-) Doğrudan kendi ülkesindeki diplomatik temsilcilik aracılığı ile baskı yapmaya çalışmak.
·          d-) Doğrudan öteki ülkede ilgili bakanlık aracılığıyla baskı yapmaya çalışmak.
·          
·         S.) Lobicilikte kullanılan yöntemler nelerdir?
·         C.)a-) Komite oturumları (Lobi gruplarının toplanarak düşüncelerini dile getirmesi)
·         b-)Grass roots hareketleri (mektup gönderme ya da halkla ilişkiler kampanyaları)
·         c-) Yüz yüze görüşme
·         d-) Parasal destek sağlama
·          e-) Lobiler arasında işbirliği ve koordinasyonlar                                    

 
          DERSİN ÖĞRETMENİ:İRFAN GEZER

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=