BAKARSAN BİR ŞEY GÖRÜRSÜN,GÖRMEK İÇİN BAKARSAN ÇOK ŞEY GÖRÜRSÜN
  BAK,GÖR,İNCELE.
irfgzr2 - ATATÜRK VE CUMHURiYET

  SLAYT SHOW(Türkiye)
  => irfgzr
  => Tarih İLE İLGİLİ
  => KONUŞMA
  => YAZMAK
  => İLETİŞİM
  => BEDEN DİLİ
  => COŞKU
  => DOSTLUK
  => MUTLU OLMAK
  => VİDEOLAR
  => AKILLI TAHTA(SMART BOART)
  => 18 MART (ÇANAKKALE ZAFERİ)
  => 23 NİSAN
  => 19 MAYIS
  => Osm Dev (Ders Notları)
  => HARİTALAR
  => OSMANLI TARİH(soru-cevap)
  => OSMANLIDA İLKLER
  => Tarih Çağları(genel özellikleri)
  => İNK.T.DERS NOTLARI
  => TEST-T. İNK.T.ve ATA
  => İNK T(soru-cevap)
  => 24 KASIM(Atatürk'ün Öğretmen Yönü)
  => CUMHURİYET BAYRAMI
  => Albert Einstein’in Atatürk’e yazdığı mektup
  => AB DESTEKLİ BÖLGESEL KALKINMA PROGRAMLARI
  => AB EĞİTİM VE GENÇLİK PROGRAMI
  => Atatürk'ün Kimlik No'su
  => Atatürk'ü Koruma Kanunu
  => Atatürk'ten AnılarYeni sayfanın başlığı
  => Atatürk Oratoryosu
  => Atatürk'ün Vasiyeti
  => ATATÜRK'ÜN SOY AĞACI
  => Dokuz Taş(Dokuz Kumalak)
  => Tarih Terimleri(sözlük)
  => TEST-LİSE 9.sın.
  => Tarh Öğrtm Ana Kaynak
  => SİYASİ PARTİLER
  => KOCA YUSUF
  => GÜZEL VE ÖZLÜ SÖZLER
  => PİRİ REİS VE HARİTASI
  => Aile Soy Ağacı
  => TÜRKİYE VE AVRUPA
  => EYC(Avrupa Gençlik Mrk)
  => ETİK EĞİTİMİ
  => EYF (Avrupa Gençlik Vakfı)
  => GENÇLİK HİZMETLERİ DAİRE BŞK
  => TEST(LİSE 10)
  => İlk Kadın Öğretmen(Refet Angın )
  => SINAV STRESİ
  => RİSK YÖNETİMİ
  => Tarih Programları
  => Türklerin ilginç icatları
  => SÖZLÜK(ulslararası ilşkl
  => Büy.sanayi.devr
  => EDİRNE
  => ÇAĞ.T.VE.DÜN.T
  => ÇTDT(2.dönem çalışma soruları)
  => çiçeklerin anlamı
  => 10 ALTIN ÖĞÜT VE ÜÇ ŞEY
  => Uluslararası İlişkiler(ders notları)
  => Biyografi
  => ULİLŞ(çalıma soruları)
  => II.DÜNYA SAVAŞI (ÇALIŞMA SORULARI)
  => BÂCİYÂN-I RUM
  => Türk Kadını(Milli Mücadelede)
  => Etik hikayeler
  => GÜNLÜK GAZETE HABERLERİ
  => FOTOĞRAFLARLA ATATÜRK
  => TÜRKİYE
  => Resimler(Osm)
  => Osman Bey-Şeyh Edebali
  => OĞUZLAR
  => Osm.dev.yerine kurulanlar
  => Osm.dev.yklş
  => Osm-ALBÜM
  => TARİH (Lise 10-Günlük Plan)
  => Osmanlı'dan ABD'ye Deve Yardımı
  => TARİHÇİLER(Osmanlı)
  => Tarihte OsmXRus Savaşları
  => Kıssadan Hisse
  => Hürrem
  => İnsan
  => ULİLİŞ(2.DÖN.ÇALŞ.SOR)
  => MECLİS(İç Tüzük)
  => DEVLET BAŞKANLARI
  => Kur.sav.karş.sorunlar
  => 6 Şapkalı Düşünme Tekniği
  => KARİKATÜR
  => Etik Sözler
  => ANILAR
  => ANNELER GÜNÜ
  => Arkadaşlık
  => ATATÜRK
  => ATATÜRK İLKELERİ
  => ATATÜRK-İLETİŞİM
  => Atatürk'ün Bursa Gezileri
  => Atatürk'ten Alacağımız Feyizler
  => Atatürk ve Doğa
  => Atatürk'ün çıkardığı gazeteler
  => ATATÜRK'ÜN SON RÜYASI
  => Atatürk'ün Laikliğe Bakışı
  => ATATÜRKÇÜLÜK
  => Atatürk'e suikast
  => ATATÜRK'TEN ANILAR
  => ATATÜRK(Yakın Arkadaşları)
  => Bilim Adamları ve Buluşları
  => Atatürk'ün Türk Tanımı
  => ATATÜRK'ÜN YAZDIĞI KİTAPLAR
  => Atatürk Madame Tussauds Müzesinde
  => ABD'ye ilk Atatürk heykeli dikiliyor
  => Atatürk'ün Çift Alfabeli İmzası
  => Atatürk Devrimleri
  => Atatürk'e Ait Eşyalar
  => Atatürk Takvimi
  => AMERİKANIN VERGİ ÖDEDİĞİ TEK DEVLET
  => Aklın Yolu Birdr.
  => BECERİ
  => DÜNYADA GAZETENİN TARİHÇESİ
  => DÜNYANIN ''EN'' LERİ
  => OFKE VE ÖFKE KONTROLÜ
  => ULUSLARARASI İLİŞKİLER(2.Dön.çalışm.soru)
  => GİYİM VE KUŞAM(Osm dev. kadın
  => Pusula,Barut,Kağıt ve Matbaa
  => ALINTILAR
  => 2.DÜNYA SAVAŞI
  => LİSE-9(Ders Notları)
  => İLGİNÇ BİLGİLER
  => İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ
  => PROTOKOL
  => TARİH ÖĞRETİM YÖNTEMİ
  => METE HAN(Oğuz Kağan)
  => TARİH ŞERİDİ
  => ERMENİLER
  => MY MOTHER
  => MEVLANA
  => 1.Meclis
  => Mehmet Akif Ersoy
  => Mimar Sinan
  => SÖZLÜK(Dini kelime ve deyimlerin anlamları)
  => HAYALİ CİHANA DEĞER
  => LİDER
  => Wikileaks Nedir?
  => 1 Nisan şakası
  => ATATÜRK VE TARİH
  => ATATÜRK’ÜN KARLSBAD’A GİDİŞİ
  => ATATÜRK'ÜN HUKUKA BAKIŞI
  => ATATÜRK'ÜN EĞİTİME BAKIŞI
  => ATATÜRK VE AHLAK
  => ATATÜRK'ÇÜ DÜŞÜNCE
  => SOYKIRIMLAR TARİHİ
  => ATATÜRK VE MİLLİYETÇİLİK
  => ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE BAKIŞI
  => ATATÜR VE DEVLETÇİLİK
  => ATATÜRK VE ÇAĞDAŞLAŞMA
  => ATATÜRK VE CUMHURiYET
  => ATATÜRK VE İNSANLIK SEVGİSİ
  => ATATÜRK VE LAİKLİK
  => Atatürk'ün Araştırma Yöntemi
  => ATATÜRK VE İNKILAP
  => ATATÜRK VE HALKÇILIK
  => ATATÜRK VE BAĞIMSIZLIK
  => Atatürk'ün sevdiği şarkılar
  => AFFETME
  => BİR ERGENDEN MEKTUP
  => BİR ŞEY
  => BURSA'DA İLKLER
  => HAYAT
  => Telafisi olmayan
  => Teknoloji(Videolar)
  => TARİH (TARİH ŞERİDİ)
  => HOŞGÖRÜ
  => Araştırma Yöntemi
  => TAKVİMLER
  => TÜBİTAK
  => TİMSAH YÜRÜYÜŞÜ
  => Mnzr
  => MARŞLAR
  => MESLEKLER(Tarih ile ilgili)
  => NUTUK
  => RESİMLER(OSM.MED.)
  => SARI ZEYBEK
  => MÜZİK
  => ÖLÇÜ BİRİMLERİ
  => ÖNYARGI
  => 1.DÜNYA SAVAŞI
  => 10 KASIM(Tören Konuşması)
  => İSTANBUL RESİMLERİ
  => 100 TEMEL ESER
  => TARİH(soru-cev)
  => İŞGALLER(İllere Göre)
  => YAZMA ESERLER
  => VİDEO 2
  => DEVŞİRME(OSM)
  => 100 Türk Edebiyatçısı
  => ÜNLÜ TARİHÇİLER
  => 14 ŞUBAT
  => Sürgündeki Hânedan
  => OSMANLI KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
  => TARİHİ YAPILAR
  => ANDIMIZ
  => İlginç Şeyler
  => Üç çeşit insan
  => BİLİYOR MUSUNUZ?
  => SLAYT> 1.dünya sav
  => TAVLA
  => KONUŞAN HEYKELLER
  => İstanbul İsimleri
  => Arkadaş
  => Dünya'nın Enleri
  => Yapılandırma Sistemi
  => BULUŞ YOLUYLA ÖĞRENME
  => ALO
  => PROJE NEDİR,NASIL HAZIRLANIR?
  => Performans
  => LİSE 9(DERS NOTLARI)
  => TARİH KAYNAKLARI
  => Kur.sav.Kahraman,yapıt
  => Tarih Dersine Nasıl
  => LİSE 10(17-18 YY)
  => TARİHTE İLK
  => EYLÜL AYI MESLEKİ ÇALIŞMA RAPORU
  => YGS
  => YGS-LYS Tüm sorular
  => LYS
  => YGS-İNK TARİHİ SORULARI
  => ÖSYM-LYS
  => TEST(Karma)
  => ÇTDT
  => SEVGİ VE SAYGI
  => 9.SIN KİTAP CEVAP
  => MİLADİ VE HİCRİ YILI BİRBİRİNE ÇEVİRME
  => İlk Milletler Arası Dili Bir Türk İcat Etmiş
  => ANKA KUŞU
  => OSMANLICA
  => ÇTDT(Test)
  => ADAKALE
  => BİLİMSEL ARAŞTIRMA
  => “Tarihe Geçen Hazırcevaplar”
  => FIKRALAR
  => ARMA(Osm)
  => TARİH HARİTALARI
  => GİZLİ KAHRAMANı
  => MAKALELER
  => MESAJ (ŞŞAL MEZUNLARINA)
  => Makale(Halil İnalcık)
  => KAYNAKÇA
  => BAŞARILI HİKAYELER
  => Savaş ve Barış
  => PROJE HAZIRLAMA
  => İcatlar ve Keşifler
  => YÜRÜYEN KÖŞK
  => RAPORLAR
  => KUT-ÜL AMARE ZAFERİ
  => TÜRK BÜYÜKLERİ(ALFABETİK SIRA)
  => TÜRK BÜYÜKLERİ SERİSİ
  => Sınavlara Hazırlık
  => PROJE
  => TÜRK BÜYÜĞÜ(257)
  => BİLİM KADINLARIı
  => TÜRK BÜYÜKLERİ
  => TARİH ÇEVİRME KLAVUZU
  => GÜVENME
  => ATATÜRK ALBÜMÜ
  => EN GÜZEL GEZİLECEK YERLER
  => LİSE 3(Seç.T) DEVLET TEŞKİLATI
  => LİS-3(seçT)DEV.YÖN
  => TARİHTE BUGÜNı
  => Lis 3-seç.T.(Hukuk)
  => TOPLUM GELİŞİM
  => LİSE 3 (EKONOMİ)
  => LİSE 3(EĞİTİM-ÖĞRETİM)
  => soru-cevap(osm .dev.)
  => osm.Tarh(soru-cevap)
  => veda(Erkek Lisesinden Ayrılış)
  => Kavram Haritaları
  => DERS ÇALIŞMA
  => DİNLEME
  => ANTLAŞMALAR(Osm)
  => KİTAP KAMPANYASI
  => LİSE 3(SANAT)
  => lise 3(seç.T-sorular)
  => ATATÜRK (ANILAR)
  => irfgzr2
  => HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI?
  => LİSE 9(Ders Kitabı Sorularının Cevapları)
  => kaynak(2)
  => İnk.Tarh(Atatürkçülük)
  => ÜLKEMİZDEN MANZARALAR
  => Osm.dev.dağlm.dön
  => DEĞERLİ TABLOLAR
  => MÜZE(BAKL)
  => MÜZE
  İLK DERS
  İLK TÜRK DEV EĞİTİM(Seç.T)
  YERDİR BURSA(Şiir)
  ATATÜRK VE MATEMATİK)
  2017-2018 Etkinlikleri
  TARIH ARAŞTIRMA SITESI

 

Türkiye

İRFAN GEZER 



 

                                  ATATÜRK VE CUMHURiYET

Halk egemenliğini esas kılan ,temelinde temel hak ve özgürlük yatan,yönetimde halka seçme ve seçilme hakkı veren ,insan onuruna ve kişiliğine önem veren tek devlet biçimi Cumhuriyettir.Cumhuriyet,vatandaşın devlete devletin vatandaşa karşı hak ve vazifelerini en iyi olarak düzenleyen yönetim şeklidir. Bugün çağdaş anlamda Cumhuriyet,din ve devlet işlerinin birbirinden bütünüyle ayrıldığı,laik ve demokratik bir sosyal hukuk devleti biçiminde tanımlanmaktadır. Bunun yanında devlet idaresinde milli egemenliği,milli iradeyi ve hür seçimi esas almaktadır. Başta devlet başkanı olmak üzere,devletin temel organlarında görev yapan kişilerin seçimle iş başına geldikleri ve seçimle ayrıldıkları,bunların belirlenmesinde veraset sisteminin kesinlikle rol oynamadığı bir hükümet modelini benimser.
Cumhuriyet sözcüğü Arapça ''Cumhur ''sözcüğünden gelmektedir. Halk,ahali,büyük topluluk anlamındadır.Hukuki ve siyasi hayatta,dar ve geniş olmak üzere iki anlamda kullanılmaktadır. Dar anlam da olanı ,sadece devlet başkanının kaydı hayat şartı olmadan, doğrudan veya dolaylı olarak halk tarafından belirli bir süre için seçilmesi esasına dayanır. Geniş anlamda ise, egemenliğin milletin bütününe ait olması kastedilir.[1]
Cumhuriyet demokrasinin en gelişmiş şeklidir.Atatürk'ün de ifade ettiği gibi,''demokrasi prensibinin en asri ve mantıklı tatbikini temin eden hükümet şekli,Cumhuriyettir.'' [2] Cumhuriyetlerde işbaşına gelecekler belirli bir seçmen yaşının üstündeki vatandaşlarca seçilirler,vatandaşların temel özgürlükleri vardır,temel hak ve özgürlükler güvence altına alınmıştır.Bu tür cumhuriyetlere demokratik cumhuriyet denmektedir.Ancak demokrasilerin varlığı için Cumhuriyetler gerekli değildir.Örneğin öyle monarşik devletler vardır ki,oralarda da demokrasinin rejim olarak tüm koşulları işler,ancak devlet başkanı seçim yolu ile değil,veraset yolu ile belirlenmektedir.Örneğin İsveç,Norveç, gibi.[3]

Cumhuriyet'in insanlık tarihi içinde çeşitleri görülmüştür.İlkçağ site devletlerinde görülen ,halkın kendini doğrudan doğruya yönetimi olan şekli gelişemediğinden yok olmuştur.Ortaçağ'da da bu tür Cumhuriyetler görülmüş bunlara oligarşik veya Aristokratik Cumhuriyetler denilmiştir.İtalya'da Venedik ve Cenevre Cumhuriyetleri,Almanya 'da Hans kenti Cumhuriyeti bu tür Cumhuriyetlere örnek gösterilebilir.Bu devletlerde seçim hakkı bütün vatandaşlara tanınmamıştır,bir sınıfa verilmiştir,seçme ve seçilme hakkına sahip bu vatandaşlar seçtikleri belli kadroya dayanarak devlet yönetimine katılmış oluyorlardı,bu da bu cumhuriyetlerin bugünkü ve geniş anlamda bir Cumhuriyet olmadıklarını gösterir.
Tarihte ilk olarak sömürge egemenliğinden kurtulup,bağımsızlığını sağlayıp bugünkü anlamda Cumhuriyet'e geçen,Kuzey Amerikada bulunan 13 Angıl-Sakson topluluğudur.İngiliz sömürgesi olan bu topluluklar birleşip, İngilizlere karşı verdikleri mücadele sonucunda başarılı olup,1783 yılında bağımsızlıklarını ilan edip, federal cumhuriyet idaresine geçmişlerdir.(1783 Paris antlaşmasıyla A.B.D 'nin bağımsızlığı tanınmıştır)
Bugünkü anlamda demokrasinin temelleri de İngilterede atılmıştır. Bunun başlangıcı olarak İngilterede 1215 yılında kral ile halk arasında yapılan Mağna Carta anlaşması kabul edilir.Demokrasi bu temel üzerinde İngilterede meşrutiyet idaresiyle geliştirilmiştir.Bundan dolayı demokrasinin beşiği olarak İngiltere kabul edilir.İngiltere Cumhuriyete geçmemiştir.Bu güne kadar demokrasi ile yönetilmiştir.Ülkede devlet başkanlığını kraliyet ailesi temsil eder.Yalnız krala devlet yönetiminde hiç bir yetki tanınmamış,sembolik olarak kalmıştır.
Dünyada mutlakiyetten cumhuriyet'e,laik yönetime ilk geçen ülke ise Fransa olmuştur.1789 Fransız ihtilali ile mutlakiyet yıkılıp demokratik cumhuriyet idaresi kurulmuştur.Beşiği İngiltere olan demokrasi burada kurumlaşmıştır.Bunun dünyada ki etkileri büyük olmuştur.Şöyle ki;İhtilalinin getirdiği eşitlik,kardeşlik, özgürlük ve ulusculuk fikirleri hızla dünyaya yayılma göstererek imparatorlukların,mutlakiyetlerin yıkılmasını ve cumhuriyet'e geçişleri sağlamıştır.Böylece yakıncağ,imparatorlukların,mutlakiyetlerin yıkıldığı,çağımızın en modern sistemi olan Cumhuriyetlerin kurulduğu çağ olmuştur.

Cumhuriyet insanoğlunun özgürleşmesini sağlamıştır.Çünkü :''Ulus'' fikri '',''kuvvetler ayrılığı'' fikrini yaratmış,önce yasama gücü hükümdarın elinden alınmış ve böylece parlementer sisteme geçilmiştir.Yürütme gücü ilahi otoritenin elinden alınmış.Hükümeti seçmek,onay vermek ve kontrol etme yetkisi de parlamentoya geçmiştir.Yargı gücüde dinsel organlardan bağımsız mahkemelere devredilmiştir.Böylece eşitlik,özgürlük,kardeşlik kavramları hayata geçmiş,ulus denen kader birliği ile de somutlaşmış,yeni bir siyasal model ,yani monarşiye karşı cumhuriyet denen model doğmuştur.
Cumhuriyet'e geçişle insanoğlu ilk kez kul olmaktan kurtarılmış.Anayasal güvencesi olan yurttaş olabilmiştir.(Yurttaş;özgür olan,hak ve ödevlerini bilen ve kamu sahasında kendi istediği ölçüde yer alan bir toplum bireyidir)
1789 Fransız ihtilali ile tüm dünyaya yayılan fikirler Osmanlı devleti üzerinde de etkisini göstermiştir.Önce Hiristiyan azınlıkların ayrılmasına ,hatta bağımsız birer devlet kurmalarına sebep olduğu gibi,Tanzimat hareketlerinin ve meşrutiyet yenilikleriyle parlemento denemelerinin yapılmasında da yol gösterici bir rol oynamıştır.
Osmanlıda cumhuriyet düşüncesi XV111 yüz yıldan beri devam eden yenileşme hareketlerinin en önemli aşaması olan Tanzimat devrinde görülür.İlk önce Büyük Mustafa Reşit Paşa ile ünlü yazar Şinasinin zihinlerinde belirir.Gerçekten Şinasinin Mustafa Reşit Paşaya karşı bağlılığını ve saygısını ifade etmek için yazdığı :''Eya ahal-i fazlın reis-i cumhuri''ve ''Bildirir haddini sultana senin kanunun''mısralarında cumhuriyet özlemi sezinlenmektedir.Ondan sonra Ziya Paşa,Namık Kemal,Ali Suavi,Ahmet Mithat ve Mithat Paşa gibi öncü aydınlar tarafından,hürriyet,vatan ve millet kavramlarıyla birlikte Cumhuriyet fikrinin de sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.Hatta 2.Meşrutiyet döneminde bazı fikir ve politika adamlarının bu düşünce üzerinde durdukları bilinmektedir.Fakat bu cumhuriyet düşüncesi hiçbir zaman yeşermemiştir.Çünkü;Osmanlı ailesine dayanmayan bir egemenlik düşünülemiyordu.Devlet yapısının ancak meşruti demokrasiyi kaldırabileceği sanılıyordu.Nitekim Osmanlı devletinin sona ermesine kadar bu anlayış egemen olmuştur.
Büyük bir özlem halinde süre gelen cumhuriyet fikri nihayet milli vicdanın örneği olan Atatürk'te en yüksek olgunluğa erişmiştir.O, ilk önce meşruti demokrasi akımlarının etkisinin altında kaldı.Hayatın içine girince Osmanlı devletini her yönüyle iyice tanıdı.Ülkenin çeşitli yerlerinde aldığı görevler ,öğrenciliğinden beri araştırıp anlamaya çalıştığı çağdaş düşünce akımları,batıdaki siyasi ve bilimsel gelişmeler,ona Osmanlı devletinin yaşama şansının hiç kalmadığını göstermiştir.Er veya geç bu devlet yıkılmaya mahkumdur.Meşrutiyet Osmanlı devletini artık kurtaramazdı.Yıllarca ülkesinin''devlet yapısını'' ve ''kendi milletinin yaşam tarzını''gözlemlerken dünyayı ve Batıyı da incelemiş yapılması gerekeni belirlemiştir.Ona göre yapılması gereken,öğrenciliğinden beri davasına hedef olarak seçtiği''Milleti Hakim Kılmak'' idi.Yani Osmanlı Devletinin yıkıntıları üzerine kişisel değil ulusal egemenliğe dayanan yepyeni,çağdaş demokratik bir cumhuriyet kurmaktı.
Mustafa Kemal Ulusal Kurtuluş Savaşını yürütürken 23 Nisan 1920 'de,ulusal egemenlik esaslarına dayanan,yeni bir devletin temelini attı.Bu bir Cumhuriyet idi.Çünkü cumhuriyet'in en önemli niteliği ,millet egemenliğine dayanmış olmasıdır.Cumhuriyet'in bu niteliğini en iyi bilen Atatürk bunu ''Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'' sözüyle ifade etmiş, ''Cumhuriyet kavramını'',''Halkçılık Programı'' isimli bir belgeye dayandırmış ve bu durumu da 1921 Anayasası ile de tescil ettirmiştir.Fakat milli birliği bozar düşüncesiyle devletin adının Cumhuriyet olduğu açıklanmamıştır.Bu sırada İstanbulda ki kişisel egemenliğe dayanan Osmanlı devleti yaşıyordu.Atatürk adım adım ,bütün engelleri kırarak zafere doğru giderken,geçici sayılan TBMM'ni sürekli bir duruma getirmiş,1 kasım 1922'de Saltanatı yani kişisel egemenliği kaldırmış,24 Temmuz 1923'de milli bağımsızlık kazanıldıkta sonra ,13 Ekim 1923'de Ankara başkent yapılarak, 29 Ekim 1923'de Cumhuriyet'i ilan etmiştir.[4] ( Cumhuriyetimiz, TBMM'de 158 üyenin ittifakı ile kabul ve ilan edilmiştir.)
 
Kurtuluş savaşının başında amaç;''vatanın bağımsızlığı'' yanında ''hilafet ve saltanat makamını kurtarmak'' diye ifade kullanıldı. Ancak asıl amaç,tam tersine,padişahtan kurtulmak ve ''milletin egemenliğini'' gerçekleştirmekti.Mustafa Kemal,Kurtuluş savaşının seyri içinde,''Makamı Hilafet ve Saltanatın herhangi bir şahsın değil,Türkiye Halkının''olduğunu belirleyen açıklamalarda bulundu.(TBMM Gizli Celse Zabıtları).
Atatürk,Ulusal Kurtuluş Savaşı döneminde,Cumhuriyet düşüncesini, sağlanan milli birliğin dağılmasına neden olur düşüncesiyle milli bir sır gibi vicdanında taşıyarak mücadelenin her safhasında,Millet Meclisi Hükümetiyle ,adım adım milletinin kanaatlerine çakıla çakıla perçinleyerek esaslı bir kanaat halinde yerleştirmiş ve büyük zafer sonrası da sırası gelir gelmez ilan etmiştir.Atatürk,Nutkunda;Kurtuluş Savaşı ve onu takip eden yıllarda ,neden hemen Cumhuriyetten söz etmediğini defalarca açıklamıştır:
''Baylar Padişahlıktan Cumhuriyet'e geçebilmek için herkesin bildiği üzere,bir geçiş dönemi yaşadık.Bu dönemde iki düşünce ve görüş birbiriyle durmadan çalıştı.O düşüncelerden biri,padişahlığın sürdürülmesi idi.Bu düşünceyi benimseyenler belli idi.Öbür düşünce Padişahlığa son vererek Cumhuriyet'i kurmaktı.Bu bizim düşüncemizdi.Biz düşüncemizi açıkça söylemekte ilk zamanlar sakınca görüyorduk.Ancak düşüncemizi saklı tutuğp elverişli bir zamanda uygulayabilmek için,Padişahlığı tutanların düşüncelerini yavaş yavaş uygulama alanından uzaklaştırmak zorunda idik.Yeni yasalar yapıldıkça,özellikle Anayasa yapılırken,Padişahçılar,Padişah ve ''halifenin hak ve yetkilerinin açıkça belirtilmesi için üsteliyorlardı.Biz,bunun zamanı gelmediğini,ya da gereği olmadığını söyleyerek o yanı kapalı bırakmayı yararlı görüyorduk''[5]
''Devletin yönetimini Cumhuriyetten söz etmeksizin,ulusal egemenlik ilkelerine uygun olarak her gün Cumhuriyete doğru yürüyen bir biçimde derleyip toparlamaya çalışıyorduk.''
''Devlet başkanlığınından sözetmeksizin,onun görevini fiili olarak Meclis Başkanına gördürüyorduk.Meclis Başkanlığı görevini yapan ise fiili olarak ikinci başkan idi.Hükümet vardı,ama ''Büyük Millet Meclisi Hükümeti''sanını taşıyordu.Kabine sistemine geçmekten çekiniyorduk.Çünkü Padişahçılar,hemen padişahın,yetkisini kullanması gerektiğini ortaya atacaklardı.''
''...Efendim ,egemenliği hiç kimse,hiç kimseye,bilim gereğidir.Diye,görüşmeyle,tartışmayla vermez.Egemenlik:güçle,erkle ve zorla alınır.Osmanoğulları,zorla Türk Ulusunun egemenliğine ve saltanatatına el koymuşlardı.Bu zorbalıklarını,altı yüzyıldan beri sürdürmüşlerdir.Şimdi de Türk Ulusu bu saldırganlara,artık yeter diyerek ve bunlara karşı ayaklanarak egemenliğini ve saltanatını,kendi eline eylemli olarak almış bulunuyor.Bu bir oldu bittidir.Söz konusu olan,ulusa saltanatını,egemenliğini bırakacakmıyız,bırakmayacak mıyız sorusu değildir.Sorun zaten gerçekleşmiş bir olayı yasa ile ifadeden başka bir şey değildir. Bu ne olursa olsun yapılacaktır...''
Önemle vurgulamak gerekir ki ! Cumhuriyet'e geçiş bütünüyle Atatürk'ün eseridir.Millet egemenliği ancak en iyi biçimde cumhuriyet yönetimiyle korunabileceğini,gözetilebileceğini ve yaşatılabileceğini düşünen Atatürk, bu bakımdan cumhuriyeti,demokrasi içinde işleyen en ideal bir rejim olarak görmüş ve bunun için cumhuriyet rejimi içinde bir demokrasi istemiş,demokrasi ile cumhuriyet'in aynı anlama geldiğini her zaman vurgulamış ve Cumhuriyetimiz yanı sıra demokratik bir rejime de zamanla aşama aşama geçilmesini istemiştir.
Zaten kurulan yeni devletin biçimi Cumhuriyetten başkası olamazdı.Türk milleti tarihi boyunca güçlü devletler kurmuştu.Bunların içinde en büyüğü ve en uzun ömürlüsü Osmanlı devletiydi.Osmanlı devleti kuruluş ve yükseliş dönemlerinde daire-i adalet anlayışı içinde,bilimin ışığında,adalete dayalı,höşgörülü idaresiyle sürekli gelişerek dünyanın en güçlü devleti haline geldi.Her yönüyle batıdan üstün durumdayken bu üstünlüğünü XVI yüz yıldan itibaren yavaş yavaş kaybetmeye başladı.XV ve XVI yüz yıllarda Avrupa'da ;coğrafi keşifler,Rönesans,Re-form hareketleriyle başlayan gelişmeler , XVIII yüz yılda büyük sanayi inkılabı ve Fransız ihtilali ile yayılan ulusculuk akımı ile kurulan milli bağımsız devletlerin Cumhuriyete geçmeleri ile Avrupa büyük bir güce ulaştı.Bu gelişmeler Avrupa devletlerine üstünlük kazandırdı.
Osmanlı devleti ise Avrupadaki gelişmeleri takip edemedi, ilimden ve adaletten uzaklaştı,iç ve dış savaşlar bunda etkisi büyük oldu.Neticede kendini yenileyemediğinden gittikçe güçsüz kaldı,taassupluk içine düştü.XVIII yüz yıldan itibaren Avrupaki gelişmelerden yararlanması gerektiğini anladı.Fakat yapılan islahatlar çağdaşlaşmanın özüne uygun yapılamadı.Taklitçilikten öteye gidilemedi.Saltanatın devamına yönelik bir amaçla ,kişilere bağlı olarak yapıldı.Taasupluk nedeniyle gerileyen,kapütülasyonlar nedeniyle de sanayileşemeyen Osmanlı devleti XIX yüz yılda Avrupa devletlerinin yarı sömürgesi oldu.20.yüz yılın başında da ülke bayındırsız,halk yoksul ve bilgisiz haldeydi.Devlet ve toplum hayatı her bakımdan geri ve çağ dışı idi.Sanayi ve teknoloji devrimlerini tamamlamış Avrupadan 200 sene geri kalınmıştı.İçine düşünülen bu kötü durumdan saltanat idaresiyle kurtulmak mümkün değildi.

Türk milleti geri kalmışlık zincirini ancak Cumhuriyet ile kırabilirdi ve çağdaş uygarlık seviyesine ancak Cumhuriyetle ulaşabilirdi.Ata-türk'ün önderliğinde Türk ulusu her şeye sıfırdan başladı.Atatürk'ün tek dayanağı Türk ulusuydu.Bütün kalbiyle halkına güveniyor,Türk halkıda ona inanıyor ve bağrına basıyordu.Bu inanç ve güvenle düşman denize dökülüp,yurttan atıldıkta sonra Atatürk'ün ''Asıl Savaş''dediği bilgisizliğe ve yoksulluğa karşı savaş başlatıldı.Ancak bu savaş çağdaş bir yönetim içinde sürdürülebilirdi.Bunun adı Cumhuriyet idi.
Büyük tarihçi İbn-i Haldun'un antik uygarlıklar için saptadığı biçimde,Osmanlı devleti de ''doğma'',''büyüme'', ve ''sönme'' evrimini yaşamamazlık edememiştir.İşte tam sönme aşamasında,küllerinden yeniden doğan mitolojik ''Anka Kuşu'' gibi,yeni bir gerçek ortaya çıkmıştır.;bu gerçek Türkiye Cumhuriyetidir.
Yine Türk milleti yüzyılların deneylerinden geçmiş,iyi ve kötü yönetimlerin çeşitlerini görmüş,baskıya boyun eğmemiş,bağımsız karekterli bir toplumdur.Böyle soylu bir milletin yönetimi de kuşku yok ki Cumhuriyetten başkası olamazdı.
Mustafa Kemal,bir ''padişah'',bir ''halife'' özlemcisi değildi.Yeni bir hanedanlığın başlatıcısı da olmak istememiş-tir.O,siyasal tarihi iyi bilen,çağdaş gelişmeyi iyi yorumlayan bir önderdi.Onun için ''Cumhuriyet ''demiştir.[6] Onun amaçladığı yönetim biçimi ,batının demokrasi anlayışıdır.Bu onun ilkelerinde ''Cumhuriyetçilik'' olarak yer almıştır.Tüm ulusun egemenliği düşüncesini içermiştir.Bu yönetim anlayışında sınıf,zümre ,aile,kişi egemenliğine yer verilmemiştir.Ona göre ''Cumhuriyet ahlakı fazilete dayanan bir idaredir''. ''Cumhuriyet fazilettir''.
Cumhuriyet sistemine geçmekte amaç;çağdaş ,ileri,uygar ve demokratik bir biçimde bireyleri mutlu bir toplum yapısına eriştirmek-tir.Osmanlı saltanatının egemenliği bir kişiye tanıyan yapısı içinde ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın bu hedeflerin gerçekleşmesi imkansız-dı.Hedefe, doğrudan doğruya ulusun benimseyip ona sahip olması ile erişilebilirdi.Öyle ise halka dayalı bir cumhuriyet kurmak ve onun sürekliliğini sağlamak ilk önemli amaç olmalıydı.Atatürk halka dayalı cumhuriyet pekiştikçe yapılan ve yapılacak olan devrim hareketlerinin gelişeceğine inanmıştı.
 

 
Atatürk hayatta iken,Almanya'da Hitler'in ''Nazi Yönetimi'',Sovyetler Birliğinde Stalin'in '' Diktatör Yönetimi'';İspanyada Franko'nun ''Falanjist Yönetimi'',Portekizde ''faşist Salazar Yönetimi'',İtalyada ''faşist Mussolini Yönetimi'',ve nihayet Macaristanda ''Horthy'nin faşist Dikta Yönetimi'' egemendi.Dünya böyle tek adamlı yönetimlerle yönetilirken ve Kurtuluş savaşından sonra kendisine Halifelik teklif edilirken Yüce Atatürk,yeni kurduğu Türkiyeye''çoğulcu demokrasi''yi yani Cumhuriyet idaresini uygun bulmuş,kendisine yapılan ''halife''lik dahil bütün yetkileri elinin tersiyle bir tarafa itmiştir.
Cumhuriyet,Türk'ün uyanış,aydınlık,kalkınma çağı oldu.Bizi çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırma hatta üzerine çıkarma atılımlarıyla dolu oldu.Bu atılımlar Atatürk devrimleridir.Bu atılımlar sayesinde bugünkü kalkınma düzeyine ulaşmış olduk.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri kendisine güç veren ve Atatürk ilke ve İnkılapları olarak anılan çeşitli prensiplerin yanında,her zaman dayandığı iki temel ilke söz konusu olmuştur.Bunlar,şartları içerisinde demokratik yönetim şekli ve bilimsel düşünce yapısıdır.Bu çerçevede,cumhuriyetin bütün kurum ve kuruluşları,bir yandan ''Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir''.,öte yandan ''Hayatta en hakiki mürşit ilimdir''.ilkesine göre şekillenmiş ve cumhuriyet,demokratik yönetim ile bilimsel düşünce biçiminin özlerinin aynı olduğu bilinci üzerinde yükselmiştir.[7]
Ayrıca özgürlük ve her alanda tam bağımsızlık da cumhuriyetin değişmez ilkelerinden ve Türk Milletine kazandırdığı temel kavramlardandır.[8] Bu iki kavramdan herhangi birinin yok olması veya içinin boşaltılması durumunda,cumhuriyetten uzaklaşılmış olunur.
Cumhuriyetimiz değişmez niteliklere sahiptir.Bunlar;Demokratik olmak,laik olmak,sosyal devlet olmak, hukuk devleti olmaktır.Bu ilkeler,devletin kalkınma ve halkın çağdaş ve modern yaşamak arzusunun güvencesidirler.
Demokratik devlet;Demokrasilerde,birey ve toplum,bir takım insan hak ve özgürlüklere sahiptir.Hak ve özgürlüklere sahip bireyler yeteneklerini serbestçe geliştirerek her alanda ,diğer uygarlıklıkları aşan eserler meydana getirirler.İnsanlar hak ettikleri değeri sadece demokratik idarelerde elde etmişlerdir.Bundan dolayı demokrasi günümüzde en iyi idare olarak kabul edilmektedir.Türk milletinin Batı milletleriyle aynı siyasi haklara sahip olması ancak demokratik bir idareyle mümkündür.Bu idare ile çağdaş ve modern yaşamasını sağlayacak,insan olmanın onur ve mutluluğunu duyacaktır.
Atatürk bu özelliklere sahip demokratik bir cumhuriyet kurmuştur.Demokrasiye aşama aşama geçilmesini istemiştir.Çünkü demokrasiler aydın insanların yönetimidir.Demokrasi bilinci oluşturularak demokrasinin nimetlerinden yararlanma mücadelemiz bugün inanç ve kararlılıkla sürdürülmektedir.
Laik olmak; Toplum hayatında dini inanç,fikri,vicdani ,itikat ve ibadet özgürlüğünün olduğu,devlet hayatında din ile devlet işlerinin ayrıldığı , dine karşı saygılı olunduğu,din ve mezhebin politika aracı olarak kullanılmadığı,dinle politkanın birbirinden ayrıldığı,dine karşı baskı ve zorlamanın yapılmadığı,ümmet toplumundan millet toplumuna yönelmiş,milli birlik ve beraberlik duygusu bilinci kazanmış bir toplum olmaktır.Türkiye Cumhuriyeti devleti bu özelliklerle donatılmış,Türk toplumu da bu özellikleri benimsemiş ve yaşam biçimi haline getirmiştir.Laik devlet yerleşmiş inançların insan düşüncesi üzerindeki ipoteğini kaldırmış,akılcı yoldan doğanın ve evrenin gerçeklerini birer birer gün ışığına çıkarılmalarının yolunu açmıştır.
Sosyal devlet;halkını kucaklayıp,sıkıntılarını çözmek için çalışan ve toplumsal ve bireysel anlamda,her alanda bütün vatandaşlarının hayatını güvence altına almayı amaçlayan,insanlara eşit gelişme şansları vermek suretiyle toplumdan gelebilecek haksızlıkları ortadan kaldıran devlettir.Bu niteliklere sahip olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti halkın çeşitli istek ve beklentilerine uygun olarak onlara her türlü hizmeti götürmeye çalışmıştır.
Hukuk devleti;Hukukun üstünlüğünü benimsemiş,kanun karşısında herkesin eşit olduğu,bütün vatandaşların can,mal ve namus güvenliklerinin sağlandığı ,adaletin yerini bulması için hakimlere baskı yapılmadığı,mutlu bir hayatın sağlandığı devlettir.Türkiye Cumhuriyeti devleti bu özelliklere sahip olarak işlevini sürdürmektedir.
''Cumhuriyet,Laiklik, ve Demokrasi;birbirini tamamlayan ,birbirinden ayrı düşünülemiyen ,biri olmadan diğerinin yaşaması mümkün olamayan,üç kavramdır.Ancak bu üç kavramdan bir tanesi vardır ki,o olmadan diğerlerini hayata geçirmek,diğerlerinden bahsetmek son
derece güçtür.''Cumhuriyet kavramı'',Laikliğin de,Demokrasinin de ayrılmaz bir parçası ve onların anası durumundaki bir kavramdır.''[9]




Cumhuriyetle çağdaşlaşma sürecine giren Türk Ulusu ,bugün zamanının ilim ile geçirmesi gerekirken ne yazık ki karanlığın esiri olmuş ,geriye özlem ve köhneliğe özenti duyan zihniyetle meşgul olmaktadır.Bu bir talihsizlik ve uygarlık yolunda kaybedilen bir zamandır.
Atatürk 4 Aralık1923 te Tercüman-ı Hakikat başyazarına verdiği demeçte: ''Cumhuriyetimiz öyle zanolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir.Bunu istihsal için mebzulen kan döktük.Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müessesatımızı müdafaa için lazım olanı yapmaya amadeyiz...''.[10] diyerek Cumhuriyetimizin ne kadar büyük kazanılmış bir değer olduğunu ve korunacağını açıkça ortaya koymuştur.
Laik Cumhuriyetimiz,uygarlık ve insanlık anıtı olarak gericiliğin karşısına dikilmiş heybetli bir anıt olarak durmaktadır.Bu anıt Türk ulusu ve Türkiye Cumhuriyeti yaşadıkça var olacaktır.Atatürk düşmanları bu güzel eseri yok edemeyeceklerdir.Bu esere husumetle yaklaştıklarında laik cumhuriyetimizin aydınlık fikirleriyle yanıp yok olacaklardır.
Atatürk ''Ey Türk Gençliğine Hitabesinde'';Cumhuriyeti Türk gençliğine emanet etmiş ve gençliğin birinci vazifesinin de Türk istiklalini ve Cumhuriyeti ilelebet muhafaza ve mudafaa etmek olduğunu,varlığının ve geleceğinin yegane temelinin bu olduğunu,bu temel'in gençliğin en kıymetli hazinesi olduğunu belirtmiş ve gençliği uyararak gelecekte bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedbahtların olacağını,hatta bununla yetinmeyip gelecekteki tehlikelere karşı gençliği ikinci kez uyararak''Bir gün İstiklal ve Cumhuriyetini müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için ,içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin''diyerek imkan ve şartların ne olabileceği konusunda altı ihtimal üzerinde durmuştur..Bunlar;İmkan ve şartların olumsuzluğu,düşmanların çok güçlü olması,vatanın işgal edilmiş olması,iktidarın gaflet,delalet ve hiyanet içinde bulunması,iktidarın menfaatlerini işgalcilerin siyasi emelleriyle birleştirilmesi,milletin harap ve bitap düşmesidir.Bu ihtimalleri sıralayarak Türk gençliğine ikinci kez''Ey Türk İstikbalinin Evladı'' diye seslenerek,geleceğin gençliğine çok kararlı bir şekilde birinci vazifesinin ne olması gerektiğini hatırlatarak;''İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen''Türk istiklalini ve cumhuriyetini kurtarmaktır.'' ve ''muhtaç olduğun kudret,damarlarındaki asil kanda mevcuttur''diyor.
Cumhuriyet akıl yolu,ahlak yolu,bilim yoludur.Cumhuriyetimiz,Atatürk eliyle dikilmiş bir hürriyet anıtıdır.Bundan dolayı Cumhuriyet ,sembolünü Mustafa Kemal'de bulmuştur.
Atatürk,Cumhuriyeti kurduğu gibi,gerçekleştirdiği devrimler,eğitime yaptığı hamleler,çağının çok ilerisini gören bakış açısı ve milletine aşıladığı coşku ile ülkemizin bugünlere kadar gelmesini sağlamıştır.Cumhuriyet ve Atatürk tutkusu ile kalkındık.Beynimizden ve gönlümüzden Cumhuriyet ve Atatürk sevgisi hiç eksik olmamıştır.Onun eserlerine ,fikir ve düşüncelerine sahip çıkmak görevimizdir.Bu nedenle de bencillikten uzak,ülke adına özveride bulunmaya hazır ve cesur olmak gerekir. Kalbinde Türk'ün sevgisini duyan ,beyninde çağdaş fikirler bulunan,geçmişini öğrenip,geleceğini görmek isteyen her kişiyi laik Cumhuriyetimiz kucaklamakta ona erdemini göstermektedir ve daima gösterecektir.
Çağdaş uygarlık yörüngesine girişimizin göstergesi,geri kalmışlıktan kurtuluşumuzun da simgesi olan cumhuriyetimiz tarihimizde yeni bir şeydir. Bundan dolayı da kaybedilmesinden en çok korkulan şeydir.Bir yaşında bir fidan gibi genç,bin yaşında bir çınar gibi de köklü olan Cumhuriyetimiz ,dün ve bugün olduğu gibi gelecekte de erdemli,adaletli,sorumluluk sahibi,çalışkan ama çok çalışkan insanlar yetiştirecektir.Yetişen nesiller cumhuriyet'in ilk yıllarında duyulan heyecanı,coşkuyu duymakta,cumhuriyeti bir yaşam tarzı olarak özümsemekte,yüreklerinde Atatürk sevgisi vazgeçilmez bir tutku haline gelmektedir.Kafalarda çağdaş fikirler var oldukça,ruhlarındaki sürekli yenileşme ateşi sönmedikçe,Atatürk'ün hedeflediği ,özlediğimiz kalkınma düzeyine de ulaşılmış olunacaktır.

 

 



=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=